İhsan Yüksel
Şiirleri (10)
Nedir dinmeyen sızı
İçimde Dinmeyen Sızı
Nedir içimde dinmeyen bu sızı,
Aynada kaldı yılların hep izi.
Koştum ömrümde gündüz ile gece,
Gazze
Gazze!
Ey mazlum şehir, ey yaralı belde,
Her sabah ateşle uyanırsın,
Her gece enkazın koynunda solarsın.
Gazze!
Gazze!
Ey mazlum şehir, ey yaralı belde,
Her sabah ateşle uyanırsın,
Her gece enkazın koynunda solarsın.
Zamana Direnen Umutlar
Zamana Direnen Umutlar
Çaresizce geçiyor yıllar,
Hayaller bir bir kayboluyor.
Zamana direnen umutlar,
Bir Gün Doğacak Güneş
**Bir Gün Doğacak Güneş**
Dışarıda yağmur var, sararan yapraklar düşüyor toprağa. Sonbaharın yorgun nefesi vurmuş dağlara, çiçekler ilkbaharın geleceği günü bekliyor.
Beklerken saçlarıma ak düştü, üşüyorum artık; sanki kar yağacak. Baharı özleyen sözler düşüyor dilime, nakış nakış işleniyor taşlara.
Her mevsim bir hatıra, her yaprak bir anı. Geçmişin izleri silinmez asla. Sonbahar rüzgarında savrulan umutlar, kalbimizde birer yara, birer sızı.
Yoruldum
Yoruldum
Durmadan, dinlemeden koşmaktan yoruldum.
Bazen heyecanla, bazen hüzünle, bazen sevinçle…
Bazen üzgün, bazen kırgın.
Bu Sabah Yine Doğdu Güneş
Bu sabah yine doğdu güneş, karanlığın ardından,
Bir bebeğin aydınlığa kavuştuğu o ilk an gibi.
Kuşlar, karıncalar, böcekler, insanlar, sessizliği bozdular,
Esen rüzgâr, yağmurun ardından, tıpkı dün gibi.
Uzaktayım
Uzaktayım, Şehrin gürültüsünden, stresinden uzağım,
Bıraktım kendimi doğanın kollarına.
Kuş sesleri, rüzgarın hafif esintisiyle,
Huzuru buluyorum köyümde adım adım.
Kitapların Hazinesi
Karanlık bir odada, beyaz bir kitaplık önünde oturuyorum. Gözlerim renkli ciltlerle dolu kitapların arasında dolaşıyor. Sayfalarıyla konuşuyor, dertlerimin sırlarını çözmeye çalışıyorum. Belki de hislerime derman, yaralarıma merhem olacak bir kitap arıyorum.
Okumaya ömrümün yetmeyeceğini biliyorum. Bu gizemli düşünce beni hayal kurduğum uzaklara götürüyor. Belki de kitapların sayfalarına, kaybolan yıllarımı soruyorum...
Bu düşünceli yolculuk, kitapların büyülü dünyasında bir soluk gibi geçiyor. Her sayfa, bir zaman makinesi gibi, geçmişin izlerini taşıyor. Her cümle, bir hazine sandığına açılan anahtar gibidir. Sayfalar arasında kaybolurken, kelimelerin sihirli ifadelerine tanık oluyorum.
Bir kitap, sadece kağıt ve mürekkepten ibaret değildir. O, binlerce hikayenin, milyonlarca duygunun saklandığı bir hazinedir. Sayfaları araladıkça, kahramanlarla yolculuğa çıkıyorsun. Onların sevinçleri, acıları, hayat hikayeleri ile anılarını yaşıyorsun.
Anılarla Geçmişimi Arıyorum
Bugün yine düşünüyorum, anılarımla geçmişimi. Her hatırladığımda o yılları canlandırıyorum gözümde. Zaman su gibi akıyor, ömür bitiyor. Geçmişime baktığımda, hep o yılları hatırlıyorum.
Hatırladıkça o yılları, sanki dün gibi yaşıyorum. Bazen hüzün, bazen mutlu o yılları hep özlüyorum. Kalbimde saklı, hafızalarımda kalan o masum heyecanı, gözlerimde hala parlayan o eski günleri arıyorum.
O gençlik yılları, o çocukluk arkadaşları... Hayatın her anı ile yaşanan o günleri... Güneşin doğuşu ile batışı arasında geçen hareketli o yılları arıyorum.
Hayatın her anı, bir hazine, bir nasihat, bir anı olarak tarihe not düşen o günleri hatırlıyorum. Geçmişimin izlerini, atalarımın izini soruyor, belki de o yılların en güzel geçen mutluluğunu arıyorum.
Hakkında
İhsan Yüksel ile ilgili henüz açıklama girilmemiş.