add Şiir Ekle   user Şair Girişi    register Kayıt  

Şiir şitesi, usta ve amatör şairlerin duygu dolu şiirleri

Yeni Eklenen Şiirler

BENİM ÇOCUKLUĞUM
Ben varlığın içinde, yokluğun çocuğuyum.
Elinden tüm mirası alınan,
Geçmişi acımasızca karalanan,
Babasından, dedesinden ayrılan,
Kendi vatanında sürgün olan,
Bir çocuktum.

Paramparça ederek yurdumu,
Arşivlerde bile koymadılar,
Bir yudumunu.
Kızarak savunur gibi yaptılar,
Biri karşılarında durdu mu?

Ben, babası dik duruşuyla ezilen,
Bir çocuktum.

Ne kadar mukaddesat varsa;
Acımadılar,
Silip attılar,
Yetmedi, bir de içine,
Hayvan kattılar.
Zalimliklerini abarttıkça abarttılar.
Maneviyatına bile saygı duyulmayan,

Mevlana şehrinde doğan,
Bir çocuktum

Sadece Arap’ın sanıp,
Dinimi bile yasakladılar.
Yaradan’ı her yerde değil,
Sadece gökte sandılar.
Kelamullah’ı bile yalanladılar.

İnancın gizlice yaşandığı beldede,
Gözünü hayata açan,
Bir çocuktum.

Öne çıkanı,
Hep arkaya attılar.
Binlerce yıllık maziyi,
Kâğıttır! deyip,
Üç beş kuruşa sattılar.
Bana tarihimi,
Gerçek yerine masallarla anlattılar.

Ben kişiliğini,
Sahte kahramanlardan alan,
Bir çocuktum.

Gerçekleri zalimane bir şekilde sakladılar.
Sağdan soldan aldıklarını,
Zor zoruna bize sattılar.
Medeniyet yalanına bulayıp,
Dayattıkça dayattılar.

Ben beyni yıkanmış,
Elması, kömürden değerli sanan,
Bir çocuktum.
Emre ZEYBEK

Emre ZEYBEK Şiirleri

BOYA FIRÇASI
Bir babanın, azmidir boya fırçası,
Merhametle onunla duvarı okşaması,
Belki de hayattaki tek aşkı,
Gürgen saplı bir boya fırçası.

Kimse bilmez, boyanan duvarın rengini,
Kalbinden geçen mutluluk gizemini,
Tek tek nakşeden o eşsiz modeli,
Gürgen saplı bir boya fırçası.

Rızık olacak, her gidiş gelişi yavrularına,
Bir yaraya merhem olacak boyandıkça,
Ona, destek olacak her yoruluşunda,
Gürgen saplı bir boya fırçası.

Ne gizemler saklıdır onun ucunda,
Bazen sevmez boyayı durdurmaz koynunda,
Ağlar sanki o, her kovaya konulduğunda,
Gürgen saplı bir boya fırçası.

Onun kaderi, hep gidip gelmekle,
En sevdiği tarafından itilmekle,
Mutluluğu, kirlendiği yerden temizlenmekle,
Gürgen saplı bir boya fırçası.

Gücenmez, hiçbir zaman onu tutana,
Aldırış etmez boyanın kıvamına,
Örter tüm ayıpları ne kadar zor olsa da,
Gürgen saplı bir boya fırçası.

İhanet etmez hiçbir zaman ustasına,
Gider hep kendisine çizilen rotasında,
Vefası sahip olan elin mayasına,
Gürgen saplı bir boya fırçası.

Miras kalacak geride kalanlara,
Hiç boşa götürmez boyadan bir damla,
Cevherdir, sakın onu hafife alma!
Gürgen saplı bir boya fırçası.

Her duvarın mutlaka gelir bir gün sırası,
Onu tutan el mısraları yazanın babası,
Ömrünce elinde tuttuğu tek varlığı,
Gürgen saplı bir boya fırçası.

Şimdi bir kapının arkasında yalnız kaldı,
Üzerinde son işten kalan yaldız boyaydı,
Belki de hasreti onu gövdesinden çatlattı,
Gürgen saplı bir boya fırçası…
Emre ZEYBEK

Emre ZEYBEK Şiirleri

BEYHUDE
Bilir misin sen, gece niçin karanlıktır?
İşlenen onca günaha, hangi aydınlık dayanır.
Belki de bir ayıbın üzerini kapatır,
Yine de her dem gündüze âşıktır.

Cennet için uğraşır, günahlar yolunda,
Kılıf arar her daim işlediği hataya,
Dinlemez, hiç nasihat edilse de ona,
Yine de her dem umulur, erişir o nura.

Hakikati arar yalanlar diyarında,
Ne diyor hiç bakmaz vicdanına,
Haramı bile katık eder, helal rızkına,
Yine de her dem iman telaşında.

Duymaz onu hayra çağıranı,
Saplanırken bataklığa elini uzatanı,
Kanayan yarasına merhem olacağı,
Yine de her dem beyhude hayatı.

Din ise konu, kimseye söz bırakmaz.
Kalbi temizdir, hayâya hiç bakmaz.
Menfaati varsa yerinde duramaz.
Yine de her dem dünyaya doymaz.

Kanar her habere, araştırmaz kim diye.
İftiraya bile inanır, ona küsüm diye.
Su serptiler, ferahladı gönlüm diye,
Yine de her dem hak yolunda ölürüm diye.

Bilir misin? Gündüz neden aydınlıktır?
Gerçek onun yüreğinde barınır.
Her sima, onun içinde tanınır.
Vuslattır, her sabah yeni sayfa açılır.
Yine de her dem sonu karanlıktır.

Hakikat yoluna tüm kapılar açılır.
Bin bir gerçek ayan olur saçılır.
Hakikat batıldan bir bir ayrılır.
Davalar gayretle menzile ulaşır.
Yine de her dem sonu mahşere dayanır.
Emre ZEYBEK

Emre ZEYBEK Şiirleri

NEDEN Mİ EMRE
Sevenlerin koymuşsa adını Emre,
Göbek adını da Yunus diye,
Muratları, inansın her daim hakikate,
Tabi olsun semadan inen emre.

Okusun faydalı olsun vatana,
Dört elle sarılsın İslam’a,
Hiçbir vakit uymasın şeytana,
Erişsin ilahi bir makama.

İçki, kumar her türlü haramlar,
Uzak dursun bunlara açılan kapılar,
Her daim yollara kurulan tuzaklar,
Defetsin onları her daim dualar.

Dilin dönmesin hiç yalana,
Gönlün kaymasın harama,
Ömrün geçmesin boşu boşuna,
Hızır yoldaşın olsun yanında.

Fakirler doldursun sofranı,
Yetimler yapsın hayır duanı,
Misafirler her daim çalsın kapını,
Güzellikler sarsın dört bir yanını.

Âlimler anlatsın sana dersini,
Dağlar taşlar çeksin derdini,
Allah versin malının bereketini,
Kimseye muhtaç etmesin asla seni.

Gökte aradığını bulasın yerde,
Gönlün düşmesin hiçbir derde,
İtibar edilsin her daim sözüne,
Rabbim ömür katsın ömrüne.
Emre ZEYBEK

Emre ZEYBEK Şiirleri

HAYAT TEK KITA (matris/kare şiir)
Hayat, anlaşılır, tek tek, sınandıkça,
Anlaşılır, tek tek, sınandıkça, bu dünya,
Tek tek, sınandıkça, bu dünya, yaşandıkça,
Sınandıkça, bu dünya, yaşandıkça, zorlaştıkça.
Emre ZEYBEK

Emre ZEYBEK Şiirleri

SAADETSİZ GÖNÜL
Karanlık geceler yüklenir sırtına,
Hanende ve gönlünde huzur yoksa.
Sabah hasreti gözü boyar kana,
Hanende ve gönlünde huzur yoksa.

Sabır taşı dile gelir yalvarır,
Yediğin her lokma yavandır,
Gafletle bazen yılana sarılır,
Hanende ve gönlünde huzur yoksa.

Güzel sözler incitir narin yüreğini,
Nasihatler zehir olur kemirir beynini,
Bülbül sesi dahi tatmin etmez seni,
Hanende ve gönlünde huzur yoksa.

Sorulan sualler kalır cevapsız,
Sevdiğin dostun, gelir zamansız,
Sohbetler bitmez hiç kavgasız,
Hanende ve gönlünde huzur yoksa.

Başta ağrıdır, midede ülser,
Kulakta uğultu, kekeler diller,
Her an halsizdir beden, ağzın esner,
Hanende ve gönlünde huzur yoksa.

Renkler tükenir her taraf olur kara,
Kul gibi yaz baharın döner kışa,
Genç ömrün tükenir, gelir gına,
Hanende ve gönlünde huzur yoksa.

Aşkın kervanı derilmeden dağılır,
Ferhat açtığı yolları kapatır,
Her nebze bir mezar kazılır,
Hanende ve gönlünde huzur yoksa.
Emre ZEYBEK

Emre ZEYBEK Şiirleri

GURBET
Koyma Anne! Kalsın bu küçük sepet,
Uzun kalmam ben, dönerim elbet.
Ben dayanamam, zor gelir hasret.
Belki de kaderimdir benim bu gurbet.

Şimdi gidecek miyim? Ben buralardan,
Sormazlar mı? Nerede diye komşulardan?
Her gün geçtiğim şu taşlı yollardan,
Ses gelmez mi akan su şırıltısından?

Ben küçüktüm, şu ağaç dikildiğinde,
Gençliğim geçti, onun gölgesinde,
Her meyve için açan çiçeğinde,
Bir anım yazılı her zerresinde.

Harçlık verirdi babam, giderken okula,
Tembih ederdi abimi, göz kulak ol kıza,
Dayanmazdı bilirdim, kısa olsa da ayrılığa,
Nasıl kandırır onu yüreği bu hicrana?

Annem saçlarımı her gün örerdi.
Bir gün değmese eli, hemen küserdi.
Her bir telini tek tek severdi.
Şimdi o gönlüne ne oldu teselli?

O sepeti bana babam almıştı.
Pazarda dolaşırken gözüm kalmıştı.
Fark etmedim nasıl da hemen anladı!
Tam da parası olmadığı zamandı.

Şu incir ağacının dikildiğini hatırlarım.
Onunla beraber büyüdü hatıralarım.
Gölgesinde bazen güldüm bazen ağladım.
Ayrılırken onda kaldı gençlik çağım.

Gideceğim yerler bilmem nasıldır.
Bilmem, Kim beni orada nasıl tanır.
Belki de havası suyu da farklıdır.
Güzelliği buna sebep olan yardır.

Gönlümün bir yarısı garpta, diğeri şarkta.
Biri dağlıktı biri büyük bir ova.
Sorsalar ne getirdi seni buralara?
Hasret kokar burnuma gurbet yurdunda.

Çok yağmurluydu oralar, burası ise kurak.
Bizim köyde evler taştan, burada toprak.
Aynı olsa da kaşık, tas, çanak, tabak;
Çocukluğum serde gönlüm sofradan uzak.

Biliyorum dökülecek ağaçtan yapraklar tek tek.
Yeni açan filizler, beni görmeden büyüyecek.
Dünyaya ait olan tek hakikat tek gerçek,
Belki ben gurbette iken zuhur edecek.

Acısıyla tatlısıyla ulaşacak bana haber.
Benden uzakta tecelli edecek kader.
Bazen bir sevinç, bazen bir keder.
Kimler döner? kimler gelip geçer?



Her gidiş gelişimde bir şeyler değişecek.
Hasretim sulanacak, tekrar yeşerecek.
Zamanla gönlümden yavaşça silinecek.
İçimde saklı kalanlar, rüzgârlarla yitecek.

Sorsalar gurbet nedir diye bana;
Bazen vuslat, bazen içimde bir yara.
Dayanağım, tesellim sabrıma maya.
Kavuşturdu beni uzakta olsa da yara.

Kızların kaderidir değişen aile.
Bir iken iki olur vatanın, birdenbire.
Birde çiçek açan ağaç verirse meyve,
Olur tek düşüncen, buda gider mi gurbete?
Benim gönlümde düşer mi annem gibi derde?
Emre ZEYBEK

Emre ZEYBEK Şiirleri

ANA SULTAN
Ana!
Bir yanım sevinç,
Bir yanım yara.
Sevincim Sensin,
Yaram, uzağım sana.
Senden ayrı kalışıma.

Sen varsın ya,
Ocağımız tüter.
Kalmaz yad’a,
Dünya cennet bana,
Varlığınla.

Anne!
Anlarım, bilirim,
İçinde hep bir çile.
Dayanmaz yüreğin, sevdiklerine.
Beş parmak ayrılır mı?
Gönlündeki sevginde.

Birini çok sevsen,
Öbürü küser.
Biri gelse yanına,
Diğeri gider.
Düşünmezler ki,
Kalbin kime ne der.

Her derde merhem,
Her çileye siper.
Saplanır yüreğine,
İstemsiz bir keder.
Diken bile sebeptir,
Neden cana girer.

Her nefis,
Sen de ayrı ayrı tüter.
Kiminde hasret,
Kiminde kasvet,
Süzer.

Valide!
Neler saklı yüreğinde?
Kime açılır,
Kime dile gelir de?
Boşalır sırların,
Kendi içinde,
Serpilircesine.

Yoksa dualarında mı açarsın?
Bizden habersiz,
Hayır kapısını.
Sen bir gülsün,
En güzel kokuları,
Dillerinle saçarsın.

Geri çevirmez,
Yaradan bile seni.
Şifadır, yaralara
Sürmesen de merhemi.
Hele bir de elin değdi mi,
İyileştirir senin tenin,
Şifa olunmaz dertleri.

İnsanlığın atası,
Adem’in Havva’sı.
Zürriyetin anası,
Ahmet’in Amine ’si.
Sensin ayağının altında,
Cenneti taşıyan.
Dilinden dökülenle,
Musa’ya komşu yapan.

Anne, Sen içimde bir cansın.
Elimi uzatınca,
Kurtulacağım dalsın.
Her gördüğüm güzellikte,
Aklımdasın, doyamadığımsın.
Ne kadar garip olsa da yüreğim,
Sen orada Ana Sultansın.
İyi ki varsın.
Emre ZEYBEK

Emre ZEYBEK Şiirleri

Çok Okunan Şiirler

Memet
Karşı yaka memleket,
sesleniyorum Varna'dan,

işitiyor musun?

Memet! Memet!


Karadeniz akıyor durmadan,
deli hasret, deli hasret,
oğlum, sana sesleniyorum,

işitiyor musun?

Memet! Memet!

Nazım Hikmet RAN
Nazım Hikmet RAN

Nazım Hikmet RAN Şiirleri

İkilem
Sevgi ise, sevişeceğiz seninle ..
Kavga ise, dövüşeceğiz seninle ..
Ölümü de paylaştığımız yaşamda
Ortaklaşa bölüşeceğiz seninle

Özdemir ASAF
Özdemir ASAF

Özdemir ASAF Şiirleri

Ahu Gözlüm
Yakılacak yara bu
Yandırır diye içtim.
Dudakların şarabı
Andırır diye içtim.

Kahroldum gidişine
İçtim peşi peşine
Gönlüm senin işine
Son verir diye içtim.

Vurduğun günden beri
Sormadın derbederi
Ateş ettiğin yeri
Söndürür diye içtim.

Ne hal bildin ne hatır
Yazmadın tek bir satır
Senin gibi aldatır
Kandırır diye içtim.

Yokluğun hışım gibi
Bastırdı kışım gibi
Seni de başım gibi
Döndürür diye içtim.

Safi'ye sor sancımı
O bilir ilacımı
İflağ olmaz acımı
Dindirir diye içtim.

Cemal SAFİ
Cemal SAFİ

Cemal SAFİ Şiirleri

Düşten Güzel
İlktir baharın gönlümce geldiği
İlktir hem sarhoş hem ayık olduğum
Bir gerçek içindeyim düşten güzel
Sevdiğim gülüyor yanı başımda

Aşkından talihimin düzeldiği
Sen gökte ararken yerde bulduğum
Bir sende gördüm ince ruh ince bel
Sende murada erdim kırk yaşımda

Cahit Sıtkı TARANCI
Cahit Sıtkı TARANCI

Cahit Sıtkı TARANCI Şiirleri

Bir Dünya Düşünürüm
Bir dünya düşünürüm
İlk günden beri;
Açılmış da masallar gülü
Hırsın, kinin kapısı kapanmış,
Yüzlerdeki gülümseme çocuksu,
Gözlerde sevginin ışığı yanmış...
Bir dünya düşünürüm,
Ülküsü kardeşlik.
Yaşlılar korkusuz, çocuklar mutlu
Ve yaşatan sevinçler için yarışta gençlik...
O güzelim dünya ki yüzyıllardır
Bütün altın kalplerce arzulanmış...
Bir dünya düşünürüm;
Sarısında, siyahında, beyazında
Yürekler hep aynı anlayışla çarpar,
Aynı rüzgârla okşanır özgürlük çiçeği bayraklar...
Ararız bir olimpiyat şenliği yer yüzünde,
Düşlerimiz mavi "Arkadia" sabahlarına uzanmış...
Bir dünya düşünürüm:
Öylesine günlük güneşlik,
Orda her şey iyilik, güzellik, dostluk üstüne
Bir dünya düşünürüm bir dünya
Aklın aydınlığında
Duygunun selinde yıkanmış.

Coşkun ERTEPINAR
Coşkun ERTEPINAR

Coşkun ERTEPINAR Şiirleri

Çocuklar
I
Ağacım senin kaderin
Bütün çocukların kaderi.
Neler etmedi yirminci yüzyıl
Sabi sübyan demedi.

Bir nazlı kuşa benzer
Çocuk dediğin.
Ev ister ekmek ister,
Öpülmek okşanmak ister.

Ağacım şu dünyanın üstünde
Bir sürü şehir vardır.
Taşlanmış kuşlar gibi tedirgin
Dolaşan çocuklardır.

Masmavi dumanlar tüter
Onların gözlerinde,
Kara çalılara benzeyen bacakları
Toz toprak içinde.

Babası öldü gitti çoğunun
Ya da çarmıhlara gerer kendini,
Çoğunun anası mendil bile bulamaz
Saçlarıyla siler terini.

Ağacım senin kaderin
Bütün çocukların kaderi.
Neler etmedi yirminci yüzyıl
Sabi sübyan demedi.

II
Benim küçük eşkiyam, yavru ceylan!
Bu zayıf kolların, bacakların,
Gün geçtikçe büyür, kuvvetlenir,
Dalları gibi ağaçların.

Öyle bir fırla ki sokaklara
Gölgen yetişemesin,
Duvar diplerinde seril uyu
Gövden güneşlensin.

Dur bahçelerin önünde geceleri
Çiçekleri kokla.
Rüzgarı çek çiğerlerine
İşlesin körük ibi.

Aydınlık pencereler nasıl yanarsa
Öyle ışıl ışıl yansın gözlerin,
Rüzgar gibi yelken gibi ol
Kenti inletsin türkülerin.

Bak dünyamız da güzel ayışığı da
Geceler de gündüzler de güzel,
Gel hep birlikte büyüyelim
Ağacım gel.

Benim küçük eşkiyam, yavru ceylan!
Bu zayıf kolların, bacakların,
Gün geçtikçe büyür, kuvvetlenir,
Dalları gibi ağaçların.

Cahit KÜLEBİ
Cahit KÜLEBİ

Cahit KÜLEBİ Şiirleri

Özgürlük
Eğer kuvvetim yetse benim
Rıhtıma koşarım yalnayak.
Halatlarını bütün gemilerin
Bıçağımla keserim.
Gemiler açılır salınarak,
Ben de artlarından bakarak
Gülerim,
Bütün kuvvetimle bağırarak,
Azat olun gemilerim, azat olun gemilerim!

Eğer kuvvetim yetse benim
Kentin bütün çocuklarını alırım evlerinden
Hepsine kiraz çiçeklerinden
Bir çift kanat takarım.
Çocuklar havalanır uçarak
Ben de artlarından bakarak
Gülerim,
Bütün kuvvetimle bağırarak
Azat olun bebeklerim, azat olun bebeklerim!

Sonra da kendi kendime
Artık işin kalmadı derim,
Çeker arabamı giderim.

Cahit KÜLEBİ
Cahit KÜLEBİ

Cahit KÜLEBİ Şiirleri

Sevgili Öğretmenim
Ben bir çocuğum.
Ali’yim, Ahmet’im, Mehmet’im.
Ayşe’yim, Derya’yım, Kezban’ım.
Tertemiz bir defterim, yazılmamış.
Ben, yumuşacık, her şekle sokulmaya hazır hamurum,
Yoğrulmamış.
Çalışmaya hazır saatim,
Kurulmamış.
Bir ırmağım, yolu çizilmemiş,
Bir dünyayım, keşfedilmemiş.
Sana emanetim, öğretmenim.
Yarının geleceğisin diyorsun,
Hep göğsünü geriyorsun ve Atatürk’ü gösteriyorsun.
Bana geçmişi yaz, satır satır,
Beni koru, beni yoğur, beni kur,
Beni yürüt, beni koştur, beni uçur,
Beni al, Mustafa Kemal yap öğretmenim.

Ahmet ÜST
Karma Arşiv

Karma Arşiv Şiirleri