Yeni Eklenen Şiirler
Öldüğünden Haberin Yok!
Yalnız kendini tanırsın!
Öldüğünden haberin yok!
Yaşadığını sanırsın!
Öldüğünden haberin yok!
Gönlümüzde, gözümüzde
Dilimizde, sözümüzde
Karakışta, yazımızda
Öldüğünden haberin yok!
Karanlığın en dibisin!
Üzüm değilsin, çöpüsün!
Dipdiri meyyit gibisin!
Öldüğünden haberin yok!
Sönmüş gözlerinde ferin!
Farkı yoktur ölün, dirin!
Yok hükmünde bende yerin!
Öldüğünden haberin yok!
Zifirî bir gecesin sen!
Dev sanılan cücesin sen!
Unutulmuş hecesin sen!
Öldüğünden haberin yok!
Lâyığın neyse bulursun!
Yazık ki dünde kalırsın!
Sadece nefes alırsın!
Öldüğünden haberin yok!
Her geleni üzersin sen!
Ölü gibi gezersin sen!
Bir boşlukta yüzersin sen!
Öldüğünden haberin yok!
Ruhun bedeninden göçtü!
Ecel şerbetini içti!
Senin modan çoktan geçti
Öldüğünden haberin yok!
Hafızam silmiş yâdını
Çoktan unuttum adını
Ey dünün gözde kadını!
Öldüğünden haberin yok!
30 Temmuz 2026/Trabzon
M. NİHAT MALKOÇ
M. Nihat Malkoç
M. Nihat Malkoç Şiirleri
Unuttuk Sizi
Allah'ın bildiği kuldan saklanmaz;
Unuttuk Gazzelim, unuttuk sizi!
Mü'mîn iki kere aldanmaz, kanmaz;
Unuttuk Gazzelim, unuttuk sizi!
Ümmet kardeşimiz Filistinliler,
Aynı peygamberli, aynı dinliler,
Kimliği tespitsiz toplu sinliler...
Unuttuk Gazzelim, unuttuk sizi!
Ayrı düşüp tahrifatsız durana,
Sarılmadık kitabımız Kur'ân'a.
Film izler misâli baktık vurana;
Unuttuk Gazzelim, unuttuk sizi!
Âlem-i İslâm'a her bir ferdiniz,
Teslimiyet, îman dersi verdiniz.
"Devâsız derdimiz..." deyip derdiniz;
Unuttuk Gazzelim, unuttuk sizi!
Sapan taşı atıp yerken füzeyi,
Kaçırmadık hiçbir pembe diziyi.
Câmiye çevirdik amma müzeyi;
Unuttuk Gazzelim, unuttuk sizi!
Ayasofya elbet kutsal varımız,
Beytü'l-Makdis nâmûsumuz, ârımız.
Kudüs'ken medar-ı iftiharımız;
Unuttuk Gazzelim, unuttuk sizi!
Aç bîilaçtınız kara giyerek,
Mâtem tuttuk tıka basa yiyerek,
"Elimiz kolumuz bağlı." diyerek
Unuttuk Gazzelim, unuttuk sizi!
Dramla tarihi yıkım yaşarken,
Can kaybınız on binleri aşarken,
Dip köşe gaziyle dolup taşarken;
Unuttuk Gazzelim, unuttuk sizi!
Sahip çıkamadık, sahip sizlere;
Hakkınızı helâl edin bizlere.
Mevlâ kimse diye kimsesizlere...
Unuttuk Gazzelim, unuttuk sizi!
Mazlûm halkın gözyaşına bakmazken,
Kadın erkek, çoluk çocuk takmazken,
Zorba taş üstünde taş bırakmazken;
Unuttuk Gazzelim, unuttuk sizi!
Zâlim İsrail'in zulmünü gördük,
Ne et ne kemikten duvarlar ördük,
Gence ihtiyara vicdânı kördük;
Unuttuk Gazzelim, unuttuk sizi!
Canı çıkmayanın çıkmaz ya huyu,
O minvâl kınadık Netanyahu'yu.
Tek tek tekrarlayıp "Edep yâ Hû!"yu
Unuttuk Gazzelim, unuttuk sizi!
Âh Şerif'im, söylenecek çok da çok!
Sus, konuşma; boş laflara karın tok.
Uzatma, kısa kes; lamı cimi yok:
Unuttuk Gazzelim, unuttuk sizi!
31 Temmuz 2026
İzmir
Şerif Mengütemür
Şerif Mengütemür Şiirleri
Ölüm Tam Karşımızda Kapı Gibi Duruyor!
İbret almak istersen hacet yok başka şeye
Ölüm tam karşımızda kapı gibi duruyor!
Azrail ani gelir, sıkıştırır köşeye
Ölüm tam karşımızda kapı gibi duruyor!
Yaş kemâle varmıştır, ömrümüzün son demi!
Bilinmeze yolcudur bu limandaki gemi
Can bedenden ayrılır, kalmaz ruhun görkemi
Ölüm tam karşımızda kapı gibi duruyor!
Vakitsiz gidişlere nasıl dayansın yürek!
Ölüm en büyük derstir, başka derse ne gerek
Direksiz bina olmaz, ruhtur bedene direk
Ölüm tam karşımızda kapı gibi duruyor!
Hiç ölmeyecek gibi kendini ölümsüz san!
Haber vermez Azrail, apansız ölür insan
Nerede can Muhammed, nerde Hüseyin, Hasan?
Ölüm tam karşımızda kapı gibi duruyor!
Ruhun uykuya dalar servinin loşluğunda
Bedenini bulursun toprağın boşluğunda
Uyur uyanamazsın zamanın kuşluğunda
Ölüm tam karşımızda kapı gibi duruyor!
Gözüne perde iner, günlerin olur gece
Sözler kötürümleşir, dilinden çıkmaz hece
Çözeni göremedik, çözülmez bu bilmece
Ölüm tam karşımızda kapı gibi duruyor!
Bastırır karakışlar, solar bahçenin gülü
Yerler kayar altından, sustururlar bülbülü
Kıyamet sabahında yeniden doğar ölü!
Ölüm tam karşımızda kapı gibi duruyor!
Sonu hezimet olur, hayat geçmez yalanla
Bir gün öleceğini düşün, öyle planla!
Dünyada rastlaştın mı sonsuza dek kalanla?
Ölüm tam karşımızda kapı gibi duruyor!
Kaç kere boşalıyor, mahalleler ve köyler?
Ölüm en son konuşur, en acı sözü söyler!
Müslümanca bir hayat sürene ölüm neyler?
Ölüm tam karşımızda kapı gibi duruyor!
29 Temmuz 2026/Trabzon
M. NİHAT MALKOÇ
M. Nihat Malkoç
M. Nihat Malkoç Şiirleri
Yar Bizi Bekler
Ben derim ki dost üşüşmesin leşe
Dost üşürse leşe kalır mı neşe
Şu asırlık bin yıllık meşe
Elinde urgan yâr bizi bekler
Dağa çıkıyor görsen eşkıya
Öğüt verir halka sanırsın evliya
Varabilirsek şu karşıdaki dağa
Bir tümen asker yâr bizi bekler
Almış tabancasını eline
Çiftini de takmış beline
Gönülzarım sahip olamadın diline
Bir koca hakim yâr bizi bekler
İsimsiz Şair
İsimsiz Şair Şiirleri
Bir Ömür
Yemyeşil ormanların
Koskoca ağaçları arasında içimde garip bir sessizlik.
Rüzgarın fısıltısı bu naçizaneliği örtüyor.
Yapraklarda süzülen damlaların sesi,
Adeta kulaklarımda çınlıyor.
Yağmurun vurduğu toprak kokusu
Burnumda tütüyor.
Gözlerin belki mavi,
Gökyüzüne bakarken
Görüyorum o simsiyah geceyi. Yıldızlar ve ay parlatıyor geceyi.
Lakin o soğukta asıl üşümememin sebebi ateş değil,
Sımsıcak ellerin. Tutuyorum sımsıkı,
Sanki bir daha yaşanmayacak bir rüyaymış gibi.
Olsun. Dürüst insanların arkadaşlığı uğruna,
Belki o çocuk bir gün büyür de babasını takdir eder umuduyla.
"Üzgünüm oğlum, maalesef zor bu hayat" deyip sarılma dileğiyle,
Teselliler olsun tüm bu ömrüme.
Bilsen, uzakta ne kadar özlem var.
Her sayfaya kan taneleri düşüyor.
Simsiyah anılar kaldı geriye,
Gözümden düşenler mezarlıkta kayboldu.
Şimdi yalnızım.
Havada pus var, sisli.
Tehlikenin tam ortasında hissizim.
Belki sıra bana gelirken şaşırdım.
Dileğim Son kez..
Mutluluğu anlamak,
Sevdiğimin sesini duymak.
Serhat
Serhat Şiirleri
Sen Nasıl Sivaslısın?
SEN NASIL SİVASLISIN?
Somurtuyon gülmüyon
Çökeleği bilmiyon
Senede bir gelmiyon
Sen nasıl Sivaslısın?
Kırdırmıyorsun kelle
Yemiyorsun ki elle
Git de mangalı yelle
Sen nasıl Sivaslısın?
Gidip dolaş orayı
Yıldızeli, Zara'yı
Çok uzatma arayı
Sen nasıl Sivaslısın?
Almanya'dan gelen var
Gütmedin mi mal, davar?
Sen de çık çık gel ne var
Sen nasıl Sivaslısın?
Alıç, çördük topla gel
Nasıl güzel Çamlıbel
Efil efil karayel
Sen nasıl Sivaslısın?
Hiç mi çekmiyor canın
Burnu sızlar insanın
Ora senin vatanın
Sen nasıl Sivaslısın?
İsmail MALATYA'yı
Dinlemedin mi dayı
Çermiğe kur masayı
Sen nasıl Sivaslısın?
İSMAİL MALATYA 29/07/2026 ÇARŞAMBA
İsmail MALATYA
İsmail MALATYA Şiirleri
Leylam Leylam
Leylam Leylam
Bu nasıl dert nasıl figan
Sanki küle döndü her yan
Seni geldi sandım bir an
Neredesin Leylam Leylam
Oy Leylam Leylam
Yüreğimi böldüm Leylam
Gel bu dertten kurtar beni
Ben her gece öldüm Leylam
Leylam başka dala konma
Beni o gün kördüm sanma
Bir kerecik gördüm amma
Neredesin Leylam Leylam
Leyla diyor yazlar kışlar
Sızım sızım gözde yaşlar
Haber verin uçan kuşlar
Neredesin Leylam Leylam
Harun yıldırım
https://youtu.be/5jty6WUVVrI?is=QkMI1m6j2F7c4UB_
Harun YILDIRIM
Harun YILDIRIM Şiirleri
SUS Dedi Gözlerim
SUS DEDİ GÖZLERIM
Hesabı sorulmaz,bu derdin sanma,
"Kes," dedi gözlerim, ağladı yine.
Etme dedim, çöktüm, yalvardım amma,
"Pes," dedi gözlerim, ağladı yine.
Göz göze bakarak severmiş insan,
Canını sökerek severmiş insan.
Bazen yaş dökerek severmiş insan,
"Ders," dedi gözlerim, ağladı yine.
Var mı söyleyecek son bir çift sözün?
Belli değil ki hiç gece, gündüzün.
Her vakit, her saat, her günün hüzün.
"Yas," dedi gözlerim, ağladı yine.
Dedim ki yiğitlik olurmuş serde,
Seven insan böyle düşermiş derde.
İstersen bölerim, ayırrım dörde,
"Kes," dedi gözlerim, ağladı yine.
"Var mı hâl hatrını bir soran?" dedim.
"Durmadan kanıyor hep yaran," dedim.
"Nedir bu başındaki boran?" dedim.
"Sis," dedi gözlerim, ağladı yine.
Söyleye söyleye insan da bıkar,
Yutkundukça adın genzimi tıkar,
Ağlamak güzelse , tadını çıkar,
"Hırs," dedi gözlerim, ağladı yine.
Yaşarken öldürür, bu nasıl şeyse,
Taş köz olur düşer gönlüme değse.
Kapat şunu artık, adı her neyse,
"Sus," dedi gözlerim... ağladı yine.
Harun Yıldırım
Harun YILDIRIM
Harun YILDIRIM Şiirleri
Çok Okunan Şiirler
Memet
Karşı yaka memleket,
sesleniyorum Varna'dan,
işitiyor musun?
Memet! Memet!
Karadeniz akıyor durmadan,
deli hasret, deli hasret,
oğlum, sana sesleniyorum,
işitiyor musun?
Memet! Memet!
Nazım Hikmet RAN
Nazım Hikmet RAN
Nazım Hikmet RAN Şiirleri
Bu Sevdaya Ne Diyorsun?
ASLINDA BUNU BİLİYORSUN,
VE SEN,
HALA”SEN NERELİSİN”?
“D İ Y O R S U N”
İ S K E N D E R U N,
G Ü N E Y D E N’I M,
B E N
P E K İ,
SEN” A Y’I TANIYOR,
MUSUN?
ONU NASIL SEVERİM
BİR BİLSEN,
YOKSA ONU TANIYOR MUYDUN,
S E N?
BEN SON ZAMANLARDA,
KENDİMİ ÖYLE YIKMIŞIM Kİ,
ÖYLE MAHZUN,ÖYLE,
ÇERESİZ, VE ÖYLE GARİBİM Ki,
ARTIK TESELLİ ARAR OLDUM,
Ş İ İ R L E R D E.
BEYHUDE,
UĞRAŞIP DURUYORUM,
BİTİP TÜKENMEYEN,
İŞ İLE,
BİR YANDAN SENSİZLİĞİ,
DİĞER YANDAN HASRETİNİ,
KAZIYORUM
TIRNAK İLE, DIŞ İLE,
ŞİİRLERİMDE SENİ İŞLİYORUM,
TIĞ İLE,NAKIŞ İLE,
GECELER GEÇMESİNE GEÇİYOR
DA ,
HAYAL İLE DÜŞ İLE.
ŞİMDİ SÖYLE ,
SENDEN”VAZGEÇİLİRMİ”
AY PARÇASI,
SEN,
YAŞANTIMIN, ÖMRÜM’ÜN,
T A N R I C A S I
GÖNLÜMDE,
AÇAN GÜLLERİN
EN G O N C A S I.
BEN SANA?
YÜREKTEN BAĞLIYIM.
B U N U,
S E N D E B İ L İ Y O R S U N!
B E N S A N A,
S E V D A L I Y I M,
İ Ş İ T İ Y O R M U S U N?
SÖZ SIRASI SENDE
AYNI GÖRÜŞTEMİSİN,
ŞİMDİ İTİRAF ET,
“K E M A L İ Y E L İ M”,
Ş İ M D İ S E N!
B U S E V D A Y A!
N E D İ Y O R S U N?…!
Ali GARBİOĞLU.
Ali GARBİOĞLU
Ali GARBİOĞLU Şiirleri
İkilem
Sevgi ise, sevişeceğiz seninle ..
Kavga ise, dövüşeceğiz seninle ..
Ölümü de paylaştığımız yaşamda
Ortaklaşa bölüşeceğiz seninle
Özdemir ASAF
Özdemir ASAF
Özdemir ASAF Şiirleri
Düşten Güzel
İlktir baharın gönlümce geldiği
İlktir hem sarhoş hem ayık olduğum
Bir gerçek içindeyim düşten güzel
Sevdiğim gülüyor yanı başımda
Aşkından talihimin düzeldiği
Sen gökte ararken yerde bulduğum
Bir sende gördüm ince ruh ince bel
Sende murada erdim kırk yaşımda
Cahit Sıtkı TARANCI
Cahit Sıtkı TARANCI
Cahit Sıtkı TARANCI Şiirleri
Ahu Gözlüm
Yakılacak yara bu
Yandırır diye içtim.
Dudakların şarabı
Andırır diye içtim.
Kahroldum gidişine
İçtim peşi peşine
Gönlüm senin işine
Son verir diye içtim.
Vurduğun günden beri
Sormadın derbederi
Ateş ettiğin yeri
Söndürür diye içtim.
Ne hal bildin ne hatır
Yazmadın tek bir satır
Senin gibi aldatır
Kandırır diye içtim.
Yokluğun hışım gibi
Bastırdı kışım gibi
Seni de başım gibi
Döndürür diye içtim.
Safi'ye sor sancımı
O bilir ilacımı
İflağ olmaz acımı
Dindirir diye içtim.
Cemal SAFİ
Cemal SAFİ
Cemal SAFİ Şiirleri
Bir Dünya Düşünürüm
Bir dünya düşünürüm
İlk günden beri;
Açılmış da masallar gülü
Hırsın, kinin kapısı kapanmış,
Yüzlerdeki gülümseme çocuksu,
Gözlerde sevginin ışığı yanmış...
Bir dünya düşünürüm,
Ülküsü kardeşlik.
Yaşlılar korkusuz, çocuklar mutlu
Ve yaşatan sevinçler için yarışta gençlik...
O güzelim dünya ki yüzyıllardır
Bütün altın kalplerce arzulanmış...
Bir dünya düşünürüm;
Sarısında, siyahında, beyazında
Yürekler hep aynı anlayışla çarpar,
Aynı rüzgârla okşanır özgürlük çiçeği bayraklar...
Ararız bir olimpiyat şenliği yer yüzünde,
Düşlerimiz mavi "Arkadia" sabahlarına uzanmış...
Bir dünya düşünürüm:
Öylesine günlük güneşlik,
Orda her şey iyilik, güzellik, dostluk üstüne
Bir dünya düşünürüm bir dünya
Aklın aydınlığında
Duygunun selinde yıkanmış.
Coşkun ERTEPINAR
Coşkun ERTEPINAR
Coşkun ERTEPINAR Şiirleri
Çocuklar
I
Ağacım senin kaderin
Bütün çocukların kaderi.
Neler etmedi yirminci yüzyıl
Sabi sübyan demedi.
Bir nazlı kuşa benzer
Çocuk dediğin.
Ev ister ekmek ister,
Öpülmek okşanmak ister.
Ağacım şu dünyanın üstünde
Bir sürü şehir vardır.
Taşlanmış kuşlar gibi tedirgin
Dolaşan çocuklardır.
Masmavi dumanlar tüter
Onların gözlerinde,
Kara çalılara benzeyen bacakları
Toz toprak içinde.
Babası öldü gitti çoğunun
Ya da çarmıhlara gerer kendini,
Çoğunun anası mendil bile bulamaz
Saçlarıyla siler terini.
Ağacım senin kaderin
Bütün çocukların kaderi.
Neler etmedi yirminci yüzyıl
Sabi sübyan demedi.
II
Benim küçük eşkiyam, yavru ceylan!
Bu zayıf kolların, bacakların,
Gün geçtikçe büyür, kuvvetlenir,
Dalları gibi ağaçların.
Öyle bir fırla ki sokaklara
Gölgen yetişemesin,
Duvar diplerinde seril uyu
Gövden güneşlensin.
Dur bahçelerin önünde geceleri
Çiçekleri kokla.
Rüzgarı çek çiğerlerine
İşlesin körük ibi.
Aydınlık pencereler nasıl yanarsa
Öyle ışıl ışıl yansın gözlerin,
Rüzgar gibi yelken gibi ol
Kenti inletsin türkülerin.
Bak dünyamız da güzel ayışığı da
Geceler de gündüzler de güzel,
Gel hep birlikte büyüyelim
Ağacım gel.
Benim küçük eşkiyam, yavru ceylan!
Bu zayıf kolların, bacakların,
Gün geçtikçe büyür, kuvvetlenir,
Dalları gibi ağaçların.
Cahit KÜLEBİ
Cahit KÜLEBİ
Cahit KÜLEBİ Şiirleri
Özgürlük
Eğer kuvvetim yetse benim
Rıhtıma koşarım yalnayak.
Halatlarını bütün gemilerin
Bıçağımla keserim.
Gemiler açılır salınarak,
Ben de artlarından bakarak
Gülerim,
Bütün kuvvetimle bağırarak,
Azat olun gemilerim, azat olun gemilerim!
Eğer kuvvetim yetse benim
Kentin bütün çocuklarını alırım evlerinden
Hepsine kiraz çiçeklerinden
Bir çift kanat takarım.
Çocuklar havalanır uçarak
Ben de artlarından bakarak
Gülerim,
Bütün kuvvetimle bağırarak
Azat olun bebeklerim, azat olun bebeklerim!
Sonra da kendi kendime
Artık işin kalmadı derim,
Çeker arabamı giderim.
Cahit KÜLEBİ
Cahit KÜLEBİ
Cahit KÜLEBİ Şiirleri