Yeni Eklenen Şiirler
Değerini Anla
Sakın ağlatma sevgilini,
Yükleme onun omzuna,
Bu dünyanın matemini.
Soldurma narin gönlünü,
İsraf etme sayılı ömrünü.
Solmasın tomurcukken güller,
Susmasın bülbül misali diller,
Serpilsin gönüllere su gibi sözler.
Hayat bulsun kavrulan çöller,
Aşkla, şevkle dolsun gönüller.
Istırap, sana feda edilen ömre,
Kanar senden gelen tatlı bir söze,
Dayanağın, her zaman kötü günlerinde,
Neşen, sürurun onun zülfünde,
Dileği sensin bakabilseydin gözüne.
Zaman geçtikçe değerini anlarsın,
Üzdüğün için pişman olur yanarsın,
Boşa geçen zamanları şimdi ararsın,
Bilirsin, artık o varsa sende varsın,
Şimdi yaşlandın, geçen günlere ağlarsın.
Emre ZEYBEK
Emre ZEYBEK Şiirleri
Beş Vakte Beş Berceste-9
sabah yahut gün doğarken...
BENİ ANLAMAYA BAK!
Yaradan, idrâklere kavrama gücü versin!
Beni anlamaya bak, anlayınca seversin!
öğle yahut güne selâm durma vakti...
RUH VE GÜNEŞ MESELİ
Ruhun kanatlanacak, göğe ağacak bir gün!
Üstüne doğan güneş, sensiz doğacak bir gün!
ikindi yahut gün bulanıklaşırken...
NİHÂÎ YOL
Usulca gelir ölüm, girer de kolumuza
Son kapıdan çıkarız nihâî yolumuza
akşam yahut gün geceye evrilirken ...
YÜREK MEYDANLARINDA
Aklımla deli gönlüm, her gün cenk hâlindedir
Bir ayağım yarında, bir ayağım dündedir
yatsı yahut gün biterken...
PINARLARIN BAŞINDA
Nice garipler vardır, bahtsızlığı bilirler
Pınarların başında susuzluktan ölürler
M. NİHAT MALKOÇ
M. Nihat Malkoç
M. Nihat Malkoç Şiirleri
DUA
Ey Âlemlerin Rabbi, Yüce Allah’ımız!
Biz ki; aciz, nankör, gaflete bürünmüş bir kulunuz,
Sonsuz hazinenizden bir hidayet ikram buyurunuz.
Hakkı ile eda edemesek de size olan vazifelerimizi,
Boş çevirmeyin ne olur, gönülden açılan ellerimizi.
Verdiğiniz nimetlerin hakkını ne yapsak ödeyemeyiz,
Şükrümüz noksan da olsa kurtuluştur sizden dileğimiz.
Elhamdülillah müslümanız, mü’minliğe düşürünüz yolumuzu,
Fıtratı Eşref-i mahlukatımız bozulmadan çekip çıkarınız kolumuzu.
Kalpler ancak sizi anmakla huzur bulur, gerisi boş biliriz,
Bir tek mü’minin miracı namazda ve yalnız size eğiliriz.
Kusur, noksanlık varsa bizdedir, ne İslam’da, ne Kur’anda,
Cümle Ümmeti Muhammed’i aziz ediniz her iki cihanda.
Vatan sevgimizi de imanımızı da her daim arttırınız,
Sonsuz yüce lütfunuzla bizlere makam-ı şehadeti tattırınız.
Dirlik, düzenlik lütfediniz İslam’ın son kalesi yurdumuza,
Zaferler bahşediniz İlay-ı Kelimetullah aşkına cenk eden ordumuza.
Siz ki Alem-i İslam’ı diğer ümmetlere üstün kıldınız,
Yerlerde sürünen izzet-i nefsimizi tekrar ayağa kaldırınız.
Biliriz ki insan sefada nefsine yönelir, cefada size,
Sırat-ı müstakim üzerine yaşamayı nasip ediniz hepimize.
Kalbimizi ve imanımızı dinimiz İslam’a sabit kılınız,
Cümlemizi mahşerde Peygamber sancağı altında toplayınız.
Ey zatınızdan başka sığınacak kapımız olmayan,
Rahmeti gazabını kuşatan Şanı Yüce Allah’ımız!
O kadar çok ki, saymakla bitmez sizden isteklerimiz,
“Kûn fe yekûn” deyiverin oluversin tüm dileklerimiz. AMİN.
Bayram Ali Yusufoğlu
Bayram Ali Yusufoğlu
Bayram Ali Yusufoğlu Şiirleri
SARIL
Karanlık sarmışsa bugün alemi İslam’ı,
Kur'an'ın tertemiz nuruna sarıl.
Kardeş kardeşe doğrultmuşsa silahı,
Ümmetin yıkılmaz birliğine sarıl.
Kararmışsa, titremiyorsa vicdanlar,
Yetimi okşayan ellere sarıl.
Aslan yavrusu doğurmuyorsa analar,
Fatihler yeşerten toprağa sarıl.
Dağlara kaçmışsa sükût olan ahlâkın,
Yunuslar büyüten dergâha sarıl.
Kalmamışsa ümidin, tükenmişse takâtın,
Miraca yükselten namaza sarıl.
Düşmanlar sarmışsa dört bir yanını,
Memleket kurtaracak silaha sarıl.
Yaslayacak dost bulamamışsan başını,
Kadere yol çizen gayrete sarıl.
Gözleri ufukta bekliyorsa mazlumlar,
Yelkenleri dolduran rüzgâra sarıl.
Kadın, yaşlı, çocuk ölüyorsa masumlar,
İlay-ı Kelimetullah aşkına sefere sarıl.
Daha kök salmamışsa ulu çınarın,
Şeyh Edebali’nin sözüne sarıl.
İhanet, kan, gözyaşı olmuşsa sabırın,
Kelleyi gövdeden ayıran kılıca sarıl.
Böyle gelmişse de böyle götürme,
Tarihler yazdıran imana sarıl.
Ölmeden son nefer bu davayı bitirme,
Öl de kefen bildiğin bayrağa sarıl.
Bayram Ali YUSUFOĞLU
Bayram Ali Yusufoğlu
Bayram Ali Yusufoğlu Şiirleri
BİL
Seni doğuran ananın,
Helâlle besleyen babanın,
Gölgesinde serinlediğin atanın
Kadrini bil!
Bilmediğini öğreten hocanın,
Müşfik, anlayışlı kocanın,
Fedakârlık timsali karının
Kadrini bil!
Su gibi akıp giden zamanın,
Emeğinle kazandığın paranın,
Kötü gün gelmeden hazırlığın
Kadrini bil.
İstikbale taşıyan yolun,
Yorulmak bilmeyen kolun,
Kana kana içtiğin suyun
Kadrini bil!
İşçi dostu patronun,
Üçüncü ayak bastonun,
Uzman, alâkadar doktorun
Kadrini bil.
Sınırları bekleyen askerin,
Emniyeti tesis eden polisin,
Adaletten şaşmayan reisin
Kadrini bil!
Emanete sadık yarenin,
Hızır gibi yetişen çarenin,
Ömrünü yoluna bahşedenin
Kadrini bil!
Gençken edindiğin tecrübenin,
Saygın, sarsılmaz karakterin,
Sabır, azim, nezaketin
Kadrini bil!
Mensubu olduğun yüce milletin,
Şüheda mirası eşsiz memleketin,
Sana ab-ı hayat veren güçlü devletin
Kadrini bil!
Bayram Ali Yusufoğlu
Bayram Ali Yusufoğlu
Bayram Ali Yusufoğlu Şiirleri
RİYAKARLIKLAR YÜZYILI
Samimi davranışların bile sorgulandığı,
Her şeyin altında bir halt arandığı,
Sorgusuz, suâlsiz insanların karalandığı,
Riyakârlıklar yüzyılı.
Profilde görünümler iyilik meleği,
Paylaşılan özlü sözler kamuflaj gömleği,
Herkeste bir başkası olma hevesi, isteği,
Riyakârlıklar yüzyılı.
Eşref-i mahlûkat fıtratının an be an tükendiği,
Beğeni almak için iyiliklerin her açıdan sergilendiği,
Edep, haya, tevazu… Değerlerin köşe bucak gizlendiği,
Riyakârlıklar yüzyılı.
Sahtelerin hakikilerden daha çok rağbet gördüğü,
Her türlü fitne fücurun sanal ortamlarda döndüğü,
Mal, mevki, makam, şöhret uğrunda hanelerin söndüğü,
Riyakârlıklar yüzyılı.
Müslüman çok, mü’minin mumla arandığı,
Helâllerin haramlarla milyonlara katlandığı,
İslâm yolundan dönenlerin bataklığa saplandığı,
Riyakârlıklar yüzyılı.
Mazlumlar umutla Müslüman Türk’ü bekler,
Şanlı mazinde duruyor unuttuğun cevher,
Yokluğunda azdıkça azdı soysuz köpekler,
Ey Millet-i Merhume!
Önünde iki yol var, birini seçeceksin,
Ya şerefinle var olacak, ya da silinip gideceksin.
Bayram Ali Yusufoğlu
Bayram Ali Yusufoğlu
Bayram Ali Yusufoğlu Şiirleri
A-SOSYAL MEDYA
Eskiden hoştuk, iyiydik,
Herkesi kendimiz gibi bilirdik,
Mektup, telefon ile haberleşirdik,
Nereden çıktın a-sosyal medya!
Her pislik ortalığa saçılmazdı,
Adaletten asla kaçılmazdı,
Değerlerin içine s*ç*lmazdı,
Nereden çıktın a-sosyal medya!
İhtiyaç halinde fotoğrafçıya giderdik,
Albüme sırasıyla resimleri dizerdik,
Kimseler bilmeden, yer-içer, gezerdik,
Nereden çıktın a-sosyal medya!
Hanelerin içi mahrem, sırdı,
Edep, ahlâk kapısını kırdı,
Beğenilme hastalığı herkesi sardı,
Nereden çıktın a-sosyal medya!
Düğünden düğüne video çekerdik,
Koca koca kasetleri sandıkta gizlerdik,
Özel günlerde açıp ailecek izlerdik,
Nereden çıktın a-sosyal medya!
Özlü sözler ulu orta paylaşılmazdı,
Dilden çıkarsa gönül kapısı aşılmazdı,
Arif olmayana fikir danışılmazdı,
Nereden çıktın a-sosyal medya!
İyiliği gizliden, görünmeden yapardık,
Sevapları helâlinden kapardık,
İkiyüzlülerden köşe bucak kaçardık,
Nereden çıktın a-sosyal medya!
Düğün-defin hep birlikte yapılırdı,
İyi-kötü gün omuz omuza yaşanırdı,
Hak edenler itinayla kaşınırdı,
Nereden çıktın a-sosyal medya!
Olduğumuz gibi yaşar, görünürdük,
Dürüstlükle övünürdük,
Şerefimiz için sürünürdük,
Nereden çıktın a-sosyal medya!
Bayramların vazgeçilmezi ev ziyaretleri,
Büyüklerin elleri öpülürdü, küçüklerin gözleri,
Lunaparklar, mesire alanları buluşma yeri,
Nereden çıktın a-sosyal medya!
Yalnızca rüyalarda sanala bağlardık,
Diz dize oturur, gönülden güler ağlardık,
Akşamdan akşama televizyona bakardık,
Nereden çıktın a-sosyal medya!
Ne söylemekle, ne yazmakla biter meramım,
Eski dönemlere özlemle geçiyor her anım,
Kuzu postuyla dolaşan çakallarla dolmuş her yanım,
Nereden çıktın a-sosyal medya.
Bayram Ali Yusufoğlu
Bayram Ali Yusufoğlu
Bayram Ali Yusufoğlu Şiirleri
OLSUN
Hayattan hiçbir zaman
Büyük beklentilerim olmadı benim.
Karun gibi zenginlikler istemedim Tanrı’dan.
Herkes gibi sıradan olmaktı dileğim.
Güler yüzlü eşim olsun,
Neş’eyle koşuşturan çocuklarım.
Maddi sıkıntılar yaşansa da arada bir;
Bitmeyen umudumuz,
Sarsılmayan bağlılığımız olsun.
Bir kereye mahsus yaşantımız;
Bin bir renkli çiçeklerle dolsun.
Günlerimiz yıl gibi uzun geçsin birlikte,
Ayrılık ve hasretler an gibi kısa.
Kara kediler girmesin, giremesin aramıza.
Aklımızda ve gönlümüzde;
Asırlık bilgelerin irfanı hayat bulsun.
Yer sofrasında oturalım iki büklüm,
Bir lokma kuru ekmeği bölüşelim zararı yok.
Pencerelerde eski desenli perdeler,
Bir bacağı kırık karyolamız olsun,
Ninemden yadigâr yorganlarla örtünelim.
Uzun kış gecelerinde sobanın başında,
Kestane pişirelim.
Bitmesin sohbetlerimiz,
Aynı şeyi kırk defa anlatsak ta birbirimize,
Sıkılmayalım.
Kar, tipi, tufan savururken dışarda,
Sevdamızın ateşi kavursun içimizi.
Duvarda asılı gaz lambasının
Şavkı vursun yüzümüze,
Gönlümüz aydınlansın.
Bitmeyecek sandığımız kışın ardından
Kırlarda dolaşalım el ele,
Baharın coşkusunu paylaşalım.
Dertlerimiz ne kadar büyük olsa da;
Dağları aşacak dermanımız olsun.
Pişmanlıklar dağlamasın sinemizi,
Yapamadıklarımızdansa,
Varsın yaptıklarımızdan pişmanlık duyalım.
Bedenimizi harabeye çevirse de zalim yıllar,
Gönlümüz hep genç kalsın.
Alnımızda beliren derin çizgiler,
Dürüst bir yaşantının nişanesi olsun.
İyilikler biriktirelim kahpe dünyaya inat,
Sevelim, sevilelim.
Yastığa koyunca başımızı
Vicdanımız rahat olsun.
Dünyanın yükü altında ezilsek de,
Ses etmeyelim.
Lâl olan dilimiz sussun,
Kalbimiz haykırsın sükûtumuzu.
Nerede bir zulme şahitlik etsek,
Sıradağlar gibi karşısında duralım.
Zalimler düşmanımız,
Mazlumlar yoldaşımız olsun.
Doğarken açılan hayat defterimiz,
Şerefli bir maziyle son bulsun.
Bayram Ali YUSUFOĞLU
Bayram Ali Yusufoğlu
Bayram Ali Yusufoğlu Şiirleri
Çok Okunan Şiirler
Memet
Karşı yaka memleket,
sesleniyorum Varna'dan,
işitiyor musun?
Memet! Memet!
Karadeniz akıyor durmadan,
deli hasret, deli hasret,
oğlum, sana sesleniyorum,
işitiyor musun?
Memet! Memet!
Nazım Hikmet RAN
Nazım Hikmet RAN
Nazım Hikmet RAN Şiirleri
İkilem
Sevgi ise, sevişeceğiz seninle ..
Kavga ise, dövüşeceğiz seninle ..
Ölümü de paylaştığımız yaşamda
Ortaklaşa bölüşeceğiz seninle
Özdemir ASAF
Özdemir ASAF
Özdemir ASAF Şiirleri
Ahu Gözlüm
Yakılacak yara bu
Yandırır diye içtim.
Dudakların şarabı
Andırır diye içtim.
Kahroldum gidişine
İçtim peşi peşine
Gönlüm senin işine
Son verir diye içtim.
Vurduğun günden beri
Sormadın derbederi
Ateş ettiğin yeri
Söndürür diye içtim.
Ne hal bildin ne hatır
Yazmadın tek bir satır
Senin gibi aldatır
Kandırır diye içtim.
Yokluğun hışım gibi
Bastırdı kışım gibi
Seni de başım gibi
Döndürür diye içtim.
Safi'ye sor sancımı
O bilir ilacımı
İflağ olmaz acımı
Dindirir diye içtim.
Cemal SAFİ
Cemal SAFİ
Cemal SAFİ Şiirleri
Düşten Güzel
İlktir baharın gönlümce geldiği
İlktir hem sarhoş hem ayık olduğum
Bir gerçek içindeyim düşten güzel
Sevdiğim gülüyor yanı başımda
Aşkından talihimin düzeldiği
Sen gökte ararken yerde bulduğum
Bir sende gördüm ince ruh ince bel
Sende murada erdim kırk yaşımda
Cahit Sıtkı TARANCI
Cahit Sıtkı TARANCI
Cahit Sıtkı TARANCI Şiirleri
Bir Dünya Düşünürüm
Bir dünya düşünürüm
İlk günden beri;
Açılmış da masallar gülü
Hırsın, kinin kapısı kapanmış,
Yüzlerdeki gülümseme çocuksu,
Gözlerde sevginin ışığı yanmış...
Bir dünya düşünürüm,
Ülküsü kardeşlik.
Yaşlılar korkusuz, çocuklar mutlu
Ve yaşatan sevinçler için yarışta gençlik...
O güzelim dünya ki yüzyıllardır
Bütün altın kalplerce arzulanmış...
Bir dünya düşünürüm;
Sarısında, siyahında, beyazında
Yürekler hep aynı anlayışla çarpar,
Aynı rüzgârla okşanır özgürlük çiçeği bayraklar...
Ararız bir olimpiyat şenliği yer yüzünde,
Düşlerimiz mavi "Arkadia" sabahlarına uzanmış...
Bir dünya düşünürüm:
Öylesine günlük güneşlik,
Orda her şey iyilik, güzellik, dostluk üstüne
Bir dünya düşünürüm bir dünya
Aklın aydınlığında
Duygunun selinde yıkanmış.
Coşkun ERTEPINAR
Coşkun ERTEPINAR
Coşkun ERTEPINAR Şiirleri
Çocuklar
I
Ağacım senin kaderin
Bütün çocukların kaderi.
Neler etmedi yirminci yüzyıl
Sabi sübyan demedi.
Bir nazlı kuşa benzer
Çocuk dediğin.
Ev ister ekmek ister,
Öpülmek okşanmak ister.
Ağacım şu dünyanın üstünde
Bir sürü şehir vardır.
Taşlanmış kuşlar gibi tedirgin
Dolaşan çocuklardır.
Masmavi dumanlar tüter
Onların gözlerinde,
Kara çalılara benzeyen bacakları
Toz toprak içinde.
Babası öldü gitti çoğunun
Ya da çarmıhlara gerer kendini,
Çoğunun anası mendil bile bulamaz
Saçlarıyla siler terini.
Ağacım senin kaderin
Bütün çocukların kaderi.
Neler etmedi yirminci yüzyıl
Sabi sübyan demedi.
II
Benim küçük eşkiyam, yavru ceylan!
Bu zayıf kolların, bacakların,
Gün geçtikçe büyür, kuvvetlenir,
Dalları gibi ağaçların.
Öyle bir fırla ki sokaklara
Gölgen yetişemesin,
Duvar diplerinde seril uyu
Gövden güneşlensin.
Dur bahçelerin önünde geceleri
Çiçekleri kokla.
Rüzgarı çek çiğerlerine
İşlesin körük ibi.
Aydınlık pencereler nasıl yanarsa
Öyle ışıl ışıl yansın gözlerin,
Rüzgar gibi yelken gibi ol
Kenti inletsin türkülerin.
Bak dünyamız da güzel ayışığı da
Geceler de gündüzler de güzel,
Gel hep birlikte büyüyelim
Ağacım gel.
Benim küçük eşkiyam, yavru ceylan!
Bu zayıf kolların, bacakların,
Gün geçtikçe büyür, kuvvetlenir,
Dalları gibi ağaçların.
Cahit KÜLEBİ
Cahit KÜLEBİ
Cahit KÜLEBİ Şiirleri
Özgürlük
Eğer kuvvetim yetse benim
Rıhtıma koşarım yalnayak.
Halatlarını bütün gemilerin
Bıçağımla keserim.
Gemiler açılır salınarak,
Ben de artlarından bakarak
Gülerim,
Bütün kuvvetimle bağırarak,
Azat olun gemilerim, azat olun gemilerim!
Eğer kuvvetim yetse benim
Kentin bütün çocuklarını alırım evlerinden
Hepsine kiraz çiçeklerinden
Bir çift kanat takarım.
Çocuklar havalanır uçarak
Ben de artlarından bakarak
Gülerim,
Bütün kuvvetimle bağırarak
Azat olun bebeklerim, azat olun bebeklerim!
Sonra da kendi kendime
Artık işin kalmadı derim,
Çeker arabamı giderim.
Cahit KÜLEBİ
Cahit KÜLEBİ
Cahit KÜLEBİ Şiirleri
Sevgili Öğretmenim
Ben bir çocuğum.
Ali’yim, Ahmet’im, Mehmet’im.
Ayşe’yim, Derya’yım, Kezban’ım.
Tertemiz bir defterim, yazılmamış.
Ben, yumuşacık, her şekle sokulmaya hazır hamurum,
Yoğrulmamış.
Çalışmaya hazır saatim,
Kurulmamış.
Bir ırmağım, yolu çizilmemiş,
Bir dünyayım, keşfedilmemiş.
Sana emanetim, öğretmenim.
Yarının geleceğisin diyorsun,
Hep göğsünü geriyorsun ve Atatürk’ü gösteriyorsun.
Bana geçmişi yaz, satır satır,
Beni koru, beni yoğur, beni kur,
Beni yürüt, beni koştur, beni uçur,
Beni al, Mustafa Kemal yap öğretmenim.
Ahmet ÜST
Karma Arşiv
Karma Arşiv Şiirleri