Yeni Eklenen Şiirler
Nazlı Yarim
Nazlı yarimi özledim, geçti yıllar.
Mevsimler kış oldu, gelmez bahar.
Hasret yüreğimi ateş gibi yakar.
Gözlerim yollarda her sonbahar.
Yüreğim hazan mevsimi hüzünle dolar.
Yerlerde sürüklenen sarı yapraklar.
Ayrılık zor gelir her sonbahar.
Nazlı yarim uzaklarda gün sayar.
Hasretim yandı, kül oldu yüreğimde.
Dağlar yol verdi, engelleri aştım gündüz gece.
Aşkım nehir gibi aktı, göl oldu yüreğimde.
Seher vakti kavuştum nazlı yarime.
Dağlar dağlara kavuştu, hasretim son buldu.
İçimde yanan ateş gonca gül oldu.
Geçti kış mevsimi, yaz bahar oldu.
Bugün bana bayram, içim sevinçle doldu.
Salına salına gelir, güzel nazlı yarim.
Yanakları al olmuş, gözleri sürmelim.
Saçları dökülür beline, gül kokulu çiçeğim.
Yarime sevdalıyım, kimseyi görmez gözlerim.
Mustafa Kaynak
Şiirleri
Gülizar
Dışarda mevsim bahar,
Renk renk çiçekler açar,
Kırlarda kokun var,
Seviyorum seni Gülizar.
Gönlümde gül goncalar,
İçimde güller açar,
Bahçemde kokun var,
Seviyorum seni Gülizar.
Havada kara bulutlar,
Yağmur ince ince yağar,
Toprakta kokun var,
Seviyorum seni Gülizar.
Dağlarda eser rüzgar,
Dereler çağlar akar,
Gözlerim yoluna bakar,
Seviyorum seni Gülizar.
Gökte gezer yıldızlar,
Her yer ışıl ışıl parlar,
Işıltın gözlerimi yakar,
Seviyorum seni Gülizar.
Sabah olur gün doğar,
Dallarda öter kuşlar,
Her nağmede adın var,
Seviyorum seni Gülizar.
Seviyorum seni Gülizar,
Gönlüm sende bahtiyar,
Yalnız sen varsın bana yâr,
Seviyorum seni Gülizar.
Mustafa Kaynak
Mustafa KAYNAK
Mustafa KAYNAK Şiirleri
Ruhsat
Taşıma ruhsatım Cenâb-ı Hak'tan
Konuşan dilimdir silahım benim
Sabıkam yok şiirsiz can yakmaktan
Şairim elimdir silahım benim
Şerif'im yazarım bu yeryüzünde
İlhâmlı ilhâmsız zindeyim zinde
Bazen bir tükenmez olur bazen de
Bir kurşun kalemdir silahım benim
31 Ocak 2006
İzmir
Şiirleri
Kapıldım Yağmurunun Seline
Divane oldum aşkınla,
Yürüyorum, düştüm yollara.
Yollar bomboş, sokaklar sensiz,
Kimseler yok caddelerde.
Uzak yıldızlara bakıyorum,
Her yer karanlık, her yer sessiz.
Kayboldum kahve gözlerinde,
Seni arıyorum her gece.
Aşkımız şarkılarda kaldı,
Yüreğim düştü hasretin eline.
Kapıldım rüzgârının yeline,
Savrulup gidiyorum gurbette.
Senden bir haber gelse,
Yeniden yeşerse umutlar.
Bir kez tutsan ellerimi,
Dön artık, bitsin bu ayrılıklar.
Yollarda sürüklenip gidiyorum,
Tek başıma kaldım çaresiz.
Kapıldım yağmurunun seline,
Nehir gibi akıyorum denizlere.
Artık mevsim sonbahar.
Saymayı bıraktım ayları.
İçimde son bir umut var.
Gelirsen, beklerim baharı.
Mustafa Kaynak
Mustafa KAYNAK
Mustafa KAYNAK Şiirleri
Son Mektup
Bu sana son mektubum,
Tüm resimlerini yolluyorum.
Bende hatıran kalmasın,
Seni unutmak istiyorum.
Senden kalan son hatıra,
Beklesin karanlık odada.
Yanımda kokun, eşyaların,
Geride hiçbir izin kalmasın.
Varsın yüreğim yansın,
Acıları içimde saklıyorum.
Geçmişin izlerini sildim,
Seni maziye gömüyorum.
Birlikte gezdiğimiz yollar,
Ateşten dikenlerle dolsun.
Karanlık, boş sokaklar,
Sana arkadaş olsun.
Ağlasan da sızlasan da,
Artık gözyaşlarına inanmam.
Sevgin, aşkın, her şeyin yalan,
Sana kalbimi bir daha açamam.
Yalanmış bütün sözlerin,
Kalbimle inanmıştım sana.
Kül oldu bütün hayallerim,
Bir daha çıkmam yoluna.
Birlikte nefes aldığımız yerler,
Kızgın bir çöl gibi.
Terk etmeye razıyım,
Ayak bastığın her yeri.
Artık kalbimde bir yerin yok,
Seni sevmiyorum eskisi gibi.
Şimdi çok uzaklardayım,
Arasan da bulamazsın beni.
Yokluğunu hissetmiyorum,
Sensiz çok mutluyum.
Gölgen gölgeme değmesin,
Başka bir şey istemiyorum.
Gerçeği duymak istiyorsan,
Haykırarak söylüyorum.
Artık geriye dönüş yok,
Seni terk ediyorum.
Mustafa Kaynak
Mustafa KAYNAK
Mustafa KAYNAK Şiirleri
Lâdikli Ahmed Hüdâî (k.s.)
Sene bin sekiz yüz seksen sekizli
Hazreti Lâdikli Ahmed Hüdâî
Havâsa ayandı avâma gizli
Hazreti Lâdikli Ahmed Hüdâî
Anne babasına ihsân işiydi
Dört kardeşti üç erkek bir dişiydi
Yani ailece altı kişiydi
Hazreti Lâdikli Ahmed Hüdâî
Buhara kökenli nesebi vardı
Sabır sermayesi serveti ardı
Sarığını bizzat kendi sarardı
Hazreti Lâdikli Ahmed Hüdâî
Saf sevdası kaynağıydı esinin
Yüreklere dokunaklı sesinin
Sulbüydü Yusuflar Sülâlesi'nin
Hazreti Lâdikli Ahmed Hüdâî
Şuur-u îmanla seherin tanın
Kadr-ü kıymetini bildi her anın
Sarayönü kazasından Konya'nın
Hazreti Lâdikli Ahmed Hüdâî
İki oğlu dört kızına babaydı
Torunlara dedeliği cabaydı
Hatice Hanım'la soyunu yaydı
Hazreti Lâdikli Ahmed Hüdâî
Köylü görünümlü gönlü uluydu
İki gözü merhametten suluydu
Hâlık'ının kalb-i selîm kuluydu
Hazreti Lâdikli Ahmed Hüdâî
Çukurca gözlüydü hilâl kaşlıydı
Nahif kır sakallı ağırbaşlıydı
Genç ile genç yaşlı ile yaşlıydı
Hazreti Lâdikli Ahmed Hüdâî
Buyuranın buyruğunu buyurdu
Halka hakkı hakîkati duyurdu
Az konuşur az yiyip az uyurdu
Hazreti Lâdikli Ahmed Hüdâî
Gece gündüz Mevlâ'sını çok andı
Hemi aç biilaç hemi tok andı
Buğday tenli misk-i amber kokandı
Hazreti Lâdikli Ahmed Hüdâî
Gül simâlı güttüğü hâl hatırdı
Tevhid kaleminden nûrlu satırdı
Rabbe'l-âlemîn'i hatırlatırdı
Hazreti Lâdikli Ahmed Hüdâî
Eşyanın dışından içini sezdi
Takım elbiseli yelekli gezdi
Mühür kullanırdı imza bilmezdi
Hazreti Lâdikli Ahmed Hüdâî
Hânesi hiç misafirsiz kalmazdı
Gelen girer kapısını çalmazdı
Abdestini aceleyle almazdı
Hazreti Lâdikli Ahmed Hüdâî
Ağırlardı her kesimden her ferdi
Âdeta derdiydi hepsinin derdi
Kışın yaz meyvesi ikrâm ederdi
Hazreti Lâdikli Ahmed Hüdâî
Yağsa yağmasa da yağmurdu kardı
Beş vakit camide muhakkak vardı
Namazını cemaâtle kılardı
Hazreti Lâdikli Ahmed Hüdâî
Keşfi açık kerâmeti bol idi
Düşkünlere kanat idi kol idi
Bir mânâ sultânı bir ekol idi
Hazreti Lâdikli Ahmed Hüdâî
Mâzisi hamaset dolu mâziydi
Cepheden cepheye koşan gaziydi
Mümkün mertebede mütevaziydi
Hazreti Lâdikli Ahmed Hüdâî
Gazze civarına yakın yerlikte
Sağ omzundan yaralanıp erlikte
Hızır'la tanıştı seferberlikte
Hazreti Lâdikli Ahmed Hüdâî
Âb-ı hayât iksirini tam aldı
İçmesiyle ne tasa ne gam kaldı
Yedi iklim dört köşede nam saldı
Hazreti Lâdikli Ahmed Hüdâî
Bekletişi sinesini közledi
Gözdesiydi gözdesini özledi
On iki yıl yollarını gözledi
Hazreti Lâdikli Ahmed Hüdâî
Teşrifiyle tecelliyât saçmıştır
Yeni ufuklara yelken açmıştır
Övünmekten övülmekten kaçmıştır
Hazreti Lâdikli Ahmed Hüdâî
Kemâl-i hürmetten hocamdır derdi
Yedi adım gerisinden giderdi
Vâkıftı ilâhi sırlara erdi
Hazreti Lâdikli Ahmed Hüdâî
Çalı çırpılığı çevirip bağa
Kazdığı kuyuyla su sundu çağa
Hem hacıydı hem çiftçiydi hem ağa
Hazreti Lâdikli Ahmed Hüdâî
Çalıbağ mevkii uzlet yeriydi
Aşkı ışkı çobanlıktan beriydi
Yedi'lerden Ricâl-i gayb eriydi
Hazreti Lâdikli Ahmed Hüdâî
İlm-i ledün sahibi bir velîydi
Üveysîydi ümmî ümit seliydi
Ümmet için divâneydi deliydi
Hazreti Lâdikli Ahmed Hüdâî
İdrâkten âcizin aklı şaşardı
Ruhen dağ taş dere tepe aşardı
Sahâbe-i kirâm gibi yaşardı
Hazreti Lâdikli Ahmed Hüdâî
Kore'de mü'mine destek verendi
Küffârı kılıçla yere serendi
Tayy-i mekân makamına erendi
Hazreti Lâdikli Ahmed Hüdâî
Kur'ân kıssasından hisse kapardı
Ne âyetten ne hadîsten sapardı
Huşûyla sünneti farzı yapardı
Hazreti Lâdikli Ahmed Hüdâî
İtaatten ne usandı ne bıktı
Tâatle nefsinin bendini yıktı
Allah'a ve Resûlü'ne âşıktı
Hazreti Lâdikli Ahmed Hüdâî
İrticâlen dili mısra dokurdu
Kelime kazanı fokur fokurdu
Ölçülü uyaklı beyit okurdu
Hazreti Lâdikli Ahmed Hüdâî
Emsâlsiz ahlâkı İslâmî süstü
Ne incitti ne incindi ne küstü
Dürüstlükte imrendirdi dürüstü
Hazreti Lâdikli Ahmed Hüdâî
Adı Hüdâ'sından yadigâr kaldı
Elma soyadını sonradan aldı
Biçareye tutunacak bir daldı
Hazreti Lâdikli Ahmed Hüdâî
Sekiz Haziran'da görevi bitti
Devir teslimliği hicrete itti
Bin dokuz yüz altmış dokuzda gitti
Hazreti Lâdikli Ahmed Hüdâî
Düşene dek elden ayaktan dizden
Himmeti götürsün gittiği izden
Ruhuna Fâtiha bekliyor bizden
Hazreti Lâdikli Ahmed Hüdâî
Şerif der saçını başını yolma
Yeşer sevgisiyle sararıp solma
Emine'den doğma Mehmed'den olma
Hazreti Lâdikli Ahmed Hüdâî
4 Kasım 2022
İzmir
Şerif Mengütemür
Şerif Mengütemür Şiirleri
Âdem Olmak
Burak'sız Refref'siz getirir vecde
Mü'mînin miracı namaz kılmaktır
Elif kıyam dal rükûdur mim secde
Maksat her rekâtta Âdem olmaktır
Yerle yeksan edip zulmeden şahı
Tahtından indirir mazlûmun âhı
İhlâslı muhlisin duâ silâhı
Mânevî kalkanı abdest almaktır
Şerif'im niyete göredir amel
İslâm ve îmanın şartları temel
Sünnette vâcipte farzdaki emel
İç huzuru huşû ile bulmaktır
11 Nisan 2024
İzmir
Şerif Mengütemür
Şerif Mengütemür Şiirleri
Meczûbnâme
Tam bir mızrak boyu uzakta durun
Meczûblar kablosuz ceryan gibidir
Hâlleri çok geçer az ilgi kurun
Nüfuz ettikleri her yan gibidir
Gözleriyle görmek için bakarlar
Hemi cezbelidir hemi vakârlar
İlâhî aşk çırasını yakarlar
Rûhları kavrulan büryan gibidir
Mesken edinirler köy kaza ili
Hepsinin Rabçadır konuşma dili
Bazen üzerleri kat kat giysili
Bazen de anadan üryan gibidir
Şerif; seyrândalar gökleri yeri
Deli divânedir dişisi eri
Yüzleri gülerken mahzûn kalpleri
Ağlayan yaş döken giryân gibidir
24 Temmuz 2025
İzmir
Şerif Mengütemür
Şerif Mengütemür Şiirleri
Çok Okunan Şiirler
Memet
Karşı yaka memleket,
sesleniyorum Varna'dan,
işitiyor musun?
Memet! Memet!
Karadeniz akıyor durmadan,
deli hasret, deli hasret,
oğlum, sana sesleniyorum,
işitiyor musun?
Memet! Memet!
Nazım Hikmet RAN
Nazım Hikmet RAN
Nazım Hikmet RAN Şiirleri
İkilem
Sevgi ise, sevişeceğiz seninle ..
Kavga ise, dövüşeceğiz seninle ..
Ölümü de paylaştığımız yaşamda
Ortaklaşa bölüşeceğiz seninle
Özdemir ASAF
Özdemir ASAF
Özdemir ASAF Şiirleri
Düşten Güzel
İlktir baharın gönlümce geldiği
İlktir hem sarhoş hem ayık olduğum
Bir gerçek içindeyim düşten güzel
Sevdiğim gülüyor yanı başımda
Aşkından talihimin düzeldiği
Sen gökte ararken yerde bulduğum
Bir sende gördüm ince ruh ince bel
Sende murada erdim kırk yaşımda
Cahit Sıtkı TARANCI
Cahit Sıtkı TARANCI
Cahit Sıtkı TARANCI Şiirleri
Ahu Gözlüm
Yakılacak yara bu
Yandırır diye içtim.
Dudakların şarabı
Andırır diye içtim.
Kahroldum gidişine
İçtim peşi peşine
Gönlüm senin işine
Son verir diye içtim.
Vurduğun günden beri
Sormadın derbederi
Ateş ettiğin yeri
Söndürür diye içtim.
Ne hal bildin ne hatır
Yazmadın tek bir satır
Senin gibi aldatır
Kandırır diye içtim.
Yokluğun hışım gibi
Bastırdı kışım gibi
Seni de başım gibi
Döndürür diye içtim.
Safi'ye sor sancımı
O bilir ilacımı
İflağ olmaz acımı
Dindirir diye içtim.
Cemal SAFİ
Cemal SAFİ
Cemal SAFİ Şiirleri
Bir Dünya Düşünürüm
Bir dünya düşünürüm
İlk günden beri;
Açılmış da masallar gülü
Hırsın, kinin kapısı kapanmış,
Yüzlerdeki gülümseme çocuksu,
Gözlerde sevginin ışığı yanmış...
Bir dünya düşünürüm,
Ülküsü kardeşlik.
Yaşlılar korkusuz, çocuklar mutlu
Ve yaşatan sevinçler için yarışta gençlik...
O güzelim dünya ki yüzyıllardır
Bütün altın kalplerce arzulanmış...
Bir dünya düşünürüm;
Sarısında, siyahında, beyazında
Yürekler hep aynı anlayışla çarpar,
Aynı rüzgârla okşanır özgürlük çiçeği bayraklar...
Ararız bir olimpiyat şenliği yer yüzünde,
Düşlerimiz mavi "Arkadia" sabahlarına uzanmış...
Bir dünya düşünürüm:
Öylesine günlük güneşlik,
Orda her şey iyilik, güzellik, dostluk üstüne
Bir dünya düşünürüm bir dünya
Aklın aydınlığında
Duygunun selinde yıkanmış.
Coşkun ERTEPINAR
Coşkun ERTEPINAR
Coşkun ERTEPINAR Şiirleri
Çocuklar
I
Ağacım senin kaderin
Bütün çocukların kaderi.
Neler etmedi yirminci yüzyıl
Sabi sübyan demedi.
Bir nazlı kuşa benzer
Çocuk dediğin.
Ev ister ekmek ister,
Öpülmek okşanmak ister.
Ağacım şu dünyanın üstünde
Bir sürü şehir vardır.
Taşlanmış kuşlar gibi tedirgin
Dolaşan çocuklardır.
Masmavi dumanlar tüter
Onların gözlerinde,
Kara çalılara benzeyen bacakları
Toz toprak içinde.
Babası öldü gitti çoğunun
Ya da çarmıhlara gerer kendini,
Çoğunun anası mendil bile bulamaz
Saçlarıyla siler terini.
Ağacım senin kaderin
Bütün çocukların kaderi.
Neler etmedi yirminci yüzyıl
Sabi sübyan demedi.
II
Benim küçük eşkiyam, yavru ceylan!
Bu zayıf kolların, bacakların,
Gün geçtikçe büyür, kuvvetlenir,
Dalları gibi ağaçların.
Öyle bir fırla ki sokaklara
Gölgen yetişemesin,
Duvar diplerinde seril uyu
Gövden güneşlensin.
Dur bahçelerin önünde geceleri
Çiçekleri kokla.
Rüzgarı çek çiğerlerine
İşlesin körük ibi.
Aydınlık pencereler nasıl yanarsa
Öyle ışıl ışıl yansın gözlerin,
Rüzgar gibi yelken gibi ol
Kenti inletsin türkülerin.
Bak dünyamız da güzel ayışığı da
Geceler de gündüzler de güzel,
Gel hep birlikte büyüyelim
Ağacım gel.
Benim küçük eşkiyam, yavru ceylan!
Bu zayıf kolların, bacakların,
Gün geçtikçe büyür, kuvvetlenir,
Dalları gibi ağaçların.
Cahit KÜLEBİ
Cahit KÜLEBİ
Cahit KÜLEBİ Şiirleri
Özgürlük
Eğer kuvvetim yetse benim
Rıhtıma koşarım yalnayak.
Halatlarını bütün gemilerin
Bıçağımla keserim.
Gemiler açılır salınarak,
Ben de artlarından bakarak
Gülerim,
Bütün kuvvetimle bağırarak,
Azat olun gemilerim, azat olun gemilerim!
Eğer kuvvetim yetse benim
Kentin bütün çocuklarını alırım evlerinden
Hepsine kiraz çiçeklerinden
Bir çift kanat takarım.
Çocuklar havalanır uçarak
Ben de artlarından bakarak
Gülerim,
Bütün kuvvetimle bağırarak
Azat olun bebeklerim, azat olun bebeklerim!
Sonra da kendi kendime
Artık işin kalmadı derim,
Çeker arabamı giderim.
Cahit KÜLEBİ
Cahit KÜLEBİ
Cahit KÜLEBİ Şiirleri
Sevgili Öğretmenim
Ben bir çocuğum.
Ali’yim, Ahmet’im, Mehmet’im.
Ayşe’yim, Derya’yım, Kezban’ım.
Tertemiz bir defterim, yazılmamış.
Ben, yumuşacık, her şekle sokulmaya hazır hamurum,
Yoğrulmamış.
Çalışmaya hazır saatim,
Kurulmamış.
Bir ırmağım, yolu çizilmemiş,
Bir dünyayım, keşfedilmemiş.
Sana emanetim, öğretmenim.
Yarının geleceğisin diyorsun,
Hep göğsünü geriyorsun ve Atatürk’ü gösteriyorsun.
Bana geçmişi yaz, satır satır,
Beni koru, beni yoğur, beni kur,
Beni yürüt, beni koştur, beni uçur,
Beni al, Mustafa Kemal yap öğretmenim.
Ahmet ÜST
Karma Arşiv
Karma Arşiv Şiirleri