Yeni Eklenen Şiirler
Bana Düştü
BANA DÜŞTÜ...
Bir elmanın iki yarısı olduk
Kurtlu tarafı bana düştü
Hikayemizi yazdı aşıklar
Dertli tarafı bana düştü..
Sen evcilik oynadın nazında
Aşkın yükü benim omzumda
Rahatlık vardı hep tarzında
Hararetli tarafı bana düştü...
Mart hep kıştır, Nisan sıcak
Mayıs'ta çoşar börtü böcek
Aşkımız bu üç aydır desek
Mart'lı tarafı bana düştü...
Sevdayı büyüttüm bebek gibi
Yuvamızı korudu melek gibi
Sadık oldu bize köpek gibi
Bitli tarafı bana düştü...
Birgün titrek bir sesin vardı
Diline iki kelime dolandı
Bitti dedin ve başladı dedin
Bitti tarafı bana düştü....
(Şiir Halis Ünlü .)
Halis Ünlü
Halis Ünlü Şiirleri
Yaradan'a Firar Eyle!
"Hepiniz Allah'a kaçın." (Zâriyât S. 50. Ayet)
Kurtulup nefsin gem'inden,
Yaradan'a firar eyle!
Bu dünya cehenneminden,
Yaradan'a firar eyle!
Fazlalığı üstünden at!
Hakk'a değil, şeytana çat!
İmanın lezzetini tat!
Yaradan'a firar eyle!
Gerçek huzur arıyorsan,
Kurtuluş ne, soruyorsan,
Hakk'a kafa yoruyorsan,
Yaradan'a firar eyle!
Onunla yüzün olur ak
O ki hakikate durak
Odur tek gerçek sığınak
Yaradan'a firar eyle!
Yolunu ayır alık'tan
Feragat et dünyalıktan
Hakk'a sığın, kurtul yoktan
Yaradan'a firar eyle!
Umutlanmalı yarından
Silkelenmeli var'ından
Kurtul prangalarından!
Yaradan'a firar eyle!
Hakikat çizgisinde kal!
Allah dostlarından el al!
Yok başka tutunacak dal
Yaradan'a firar eyle!
Nefreti, kini terk eyle!
Kalbine iman zerk eyle!
Mutlak gerçeği fark eyle!
Yaradan'a firar eyle!
Hakk'a yasla temelini!
Sil at dünya emelini!
Hak için yap amelini!
Yaradan'a firar eyle!
07 Haziran 2026/Trabzon
M. NİHAT MALKOÇ
M. Nihat Malkoç
M. Nihat Malkoç Şiirleri
HATIRA
Varlığın yetmiyor ki bana benliğinle yanımda yoksun
Yakındasın tamam ama sevinç sevginle bir o kadar uzaktasın
Karanlık gecelerimin hesabını söyle kalbim kimden sorsun
Kilitlenen hatıralar misali haylazım yüreğimin sızısısın
Değişen ben değilim ki kaderin kendisi ha birde arzusu
İçimdeki kalpten çok zannedersin ki bir gönül yorgunu
Her anlamda yalnız sensin benim gerçek hayatımın anlamı
Mühürlense bile sevdan kalbimin en güzel yeridir hatırası
ALİ ÇETİNKAYA
Ali Çetinkaya
Ali Çetinkaya Şiirleri
Yalanlar Cumhuriyeti
Dünyaları verseler asla vazgeçmem vazgeçmedim
Sen gibisini bir daha sevemem arasam bulamam
Seven kalp bir kere sever hiç kimseye güvenmem
Yalanlar Cumhuriyetin’de kendimi kandıramam
Bir gönülde iki sevda asla olamaz
Yürek bu acıya istese bile daha fazla dayanamaz
Aslı,Veraa,Birce,Mia gibileri bu duyguyu anlayamazlar
Yalanlar Cumhuriyetin ’de inananlar mutluluğu bulamazlar
ALİ ÇETİNKAYA
Ali Çetinkaya
Ali Çetinkaya Şiirleri
Lâdikli Ahmed Hüdâî (K.S.)
Sene bin sekiz yüz seksen sekizli
Hazreti Lâdikli Ahmed Hüdâî
Havâsa ayandı avâma gizli
Hazreti Lâdikli Ahmed Hüdâî
Anne babasına ihsân işiydi
Dört kardeşti üç erkek bir dişiydi
Yani ailece altı kişiydi
Hazreti Lâdikli Ahmed Hüdâî
Buhara kökenli nesebi vardı
Sabır sermayesi serveti ardı
Sarığını bizzat kendi sarardı
Hazreti Lâdikli Ahmed Hüdâî
Saf sevdası kaynağıydı esinin
Yüreklere dokunaklı sesinin
Sulbüydü Yusuflar Sülâlesi’nin
Hazreti Lâdikli Ahmed Hüdâî
Şuur-u imanla seherin tanın
Kadr-ü kıymetini bildi her anın
Sarayönü kazasından Konya’nın
Hazreti Lâdikli Ahmed Hüdâî
İki oğlu dört kızına babaydı
Torunlara dedeliği cabaydı
Hatice Hanım’la soyunu yaydı
Hazreti Lâdikli Ahmed Hüdâî
Köylü görünümlü gönlü uluydu
İki gözü merhametten suluydu
Hâlık’ının kalb-i selim kuluydu
Hazreti Lâdikli Ahmed Hüdâî
Çukurca gözlüydü hilâl kaşlıydı
Nahif kır sakallı ağırbaşlıydı
Genç ile genç yaşlı ile yaşlıydı
Hazreti Lâdikli Ahmed Hüdâî
Buyuranın buyruğunu buyurdu
Halka hakkı hakikati duyurdu
Az konuşur az yiyip az uyurdu
Hazreti Lâdikli Ahmed Hüdâî
Gece gündüz Mevlâ’sını çok andı
Hemi aç biilaç hemi tok andı
Buğday tenli misk-i amber kokandı
Hazreti Lâdikli Ahmed Hüdâî
Gül simâlı güttüğü hâl hatırdı
Tevhid kaleminden nûrlu satırdı
Rabbe’l-âlemîn’i hatırlatırdı
Hazreti Lâdikli Ahmed Hüdâî
Eşyanın dışından içini sezdi
Takım elbiseli yelekli gezdi
Mühür kullanırdı imza bilmezdi
Hazreti Lâdikli Ahmed Hüdâî
Hânesi hiç misafirsiz kalmazdı
Gelen girer kapısını çalmazdı
Abdestini aceleyle almazdı
Hazreti Lâdikli Ahmed Hüdâî
Ağırlardı her kesimden her ferdi
Âdeta derdiydi hepsinin derdi
Kışın yaz meyvesi ikrâm ederdi
Hazreti Lâdikli Ahmed Hüdâî
Yağsa yağmasa da yağmurdu kardı
Beş vakit camide muhakkak vardı
Namazını cemaâtle kılardı
Hazreti Lâdikli Ahmed Hüdâî
Keşfi açık kerâmeti bol idi
Düşkünlere kanat idi kol idi
Bir mânâ sultânı bir ekol idi
Hazreti Lâdikli Ahmed Hüdâî
Mâzisi hamaset dolu mâziydi
Cepheden cepheye koşan gaziydi
Mümkün mertebede mütevaziydi
Hazreti Lâdikli Ahmed Hüdâî
Gazze civarına yakın yerlikte
Sağ omzundan yaralanıp erlikte
Hızır’la tanıştı seferberlikte
Hazreti Lâdikli Ahmed Hüdâî
Âb-ı hayât iksirini tam aldı
İçmesiyle ne tasa ne gam kaldı
Yedi iklim dört köşede nam saldı
Hazreti Lâdikli Ahmed Hüdâî
Bekletişi sinesini közledi
Gözdesiydi gözdesini özledi
On iki yıl yollarını gözledi
Hazreti Lâdikli Ahmed Hüdâî
Teşrifiyle tecelliyât saçmıştır
Yeni ufuklara yelken açmıştır
Övünmekten övülmekten kaçmıştır
Hazreti Lâdikli Ahmed Hüdâî
Kemâl-i hürmetten hocamdır derdi
Yedi adım gerisinden giderdi
Vâkıftı ilâhi sırlara erdi
Hazreti Lâdikli Ahmed Hüdâî
Çalı çırpılığı çevirip bağa
Kazdığı kuyuyla su sundu çağa
Hem hacıydı hem çiftçiydi hem ağa
Hazreti Lâdikli Ahmed Hüdâî
Çalıbağ mevkii uzlet yeriydi
Aşkı ışkı çobanlıktan beriydi
Yedi’lerden Ricâl-i gayb eriydi
Hazreti Lâdikli Ahmed Hüdâî
İlm-i ledün sahibi bir velîydi
Üveysîydi ümmî ümit seliydi
Ümmet için divâneydi deliydi
Hazreti Lâdikli Ahmed Hüdâî
İdrâkten âcizin aklı şaşardı
Ruhen dağ taş dere tepe aşardı
Sahâbe-i kirâm gibi yaşardı
Hazreti Lâdikli Ahmed Hüdâî
Kore’de mü’mine destek verendi
Küffârı kılıçla yere serendi
Tayy-i mekân makamına erendi
Hazreti Lâdikli Ahmed Hüdâî
Kur’ân kıssasından hisse kapardı
Ne âyetten ne hadîsten sapardı
Huşûyla sünneti farzı yapardı
Hazreti Lâdikli Ahmed Hüdâî
İtaatten ne usandı ne bıktı
Tâatle nefsinin bendini yıktı
Allah’a ve Resûlü’ne âşıktı
Hazreti Lâdikli Ahmed Hüdâî
İrticâlen dili mısra dokurdu
Kelime kazanı fokur fokurdu
Ölçülü uyaklı beyit okurdu
Hazreti Lâdikli Ahmed Hüdâî
Emsâlsiz ahlâkı İslâmî süstü
Ne incitti ne incindi ne küstü
Dürüstlükte imrendirdi dürüstü
Hazreti Lâdikli Ahmed Hüdâî
Adı Hüdâ’sından yadigâr kaldı
Elma soyadını sonradan aldı
Biçareye tutunacak bir daldı
Hazreti Lâdikli Ahmed Hüdâî
Sekiz Haziran’da görevi bitti
Devir teslimliği hicrete itti
Bin dokuz yüz altmış dokuzda gitti
Hazreti Lâdikli Ahmed Hüdâî
Düşene dek elden ayaktan dizden
Himmeti götürsün gittiği izden
Ruhuna Fâtiha bekliyor bizden
Hazreti Lâdikli Ahmed Hüdâî
Şerif der saçını başını yolma
Yeşer sevgisiyle sararıp solma
Emine’den doğma Mehmed’den olma
Hazreti Lâdikli Ahmed Hüdâî
4 Kasım 2022
İzmir
İsimsiz Şair
İsimsiz Şair Şiirleri
Toprak Altında
Madenciyiz dik durur
Başımız toprak altında
Gözden düşmeden kurur
Yaşımız toprak altında
Bilmeyiz bayram düğün
Şemsine körüz göğün
Kömürdendir üç öğün
Aşımız toprak altında
Yüzlerde isimiz var
Kalplerde hisimiz var
Kâh gençtir kâh ihtiyar
Yaşımız toprak altında
Tek derine girenler
Başka yoktur görenler
Kara elmas erenler
Taşımız toprak altında
Sağlıklıdır azımız
Şehit olur bazımız
Baharımız yazımız
Kışımız toprak altında
İş yabana atılmaz
Halimiz anlatılmaz
Rızık için çatılmaz
Kaşımız toprak altında
Her kim hafife alır
Uzun ömrü kısalır
Şerif'im çökse kalır
Na'şımız toprak altında
22 Mayıs 2010
İzmir
İsimsiz Şair
İsimsiz Şair Şiirleri
Damlayken
Güneş üflemeyle mum gibi sönmez
Balçıkla sıvanmaz sû-i zan eden
Taşıma su ile değirmen dönmez
Damlayken kendini derya zanneden
Günâh âlem-i gayb perdesi sisi
İdrâkten âcizsin temizi pisi
Lafla yürümüyor peynir gemisi
Damlayken kendini derya zanneden
Öyle şeyler söylerim ki pes dersin
Kuş kadar beyninle kafayı yersin
Ne üç kuruş ne beş para edersin
Damlayken kendini derya zanneden
Gaflet uykusuna uyanık dalmaz
Kimsenin ettiği yanına kalmaz
Mânen ahvâlimi havsalan almaz
Damlayken kendini derya zanneden
Zira sökmez bu dünyada cakanda
Muhatapta olmam zerre takanda
Mahşer günü iki elim yakanda
Damlayken kendini derya zanneden
Boş konuşup ne siner ne pusarım
İçim dolu terbiyemden susarım
Boğulursun ne vakit ki kusarım
Damlayken kendini derya zanneden
Bayramlık ağzımı açtırma zârda
Sabrımı zorlayıp zararda kârda
Hiç üşenmem sıralarım art arda
Damlayken kendini derya zanneden
Her soruna bulunur bir çözüm de
Melanete merhamet yok özümde
Zırvalayan zavallısın gözümde
Damlayken kendini derya zanneden
Acımam kasıtlı ya da kazara
Düşmansa câhile okuryazara
İpliğini çıkarırım pazara
Damlayken kendini derya zanneden
Ahde vefâlının canını yakmam
Nankörün yaşına başına bakmam
Kuru gürültüye pabuç bırakmam
Damlayken kendini derya zanneden
Helâlmiş misâli kul hakkı yenmez
Afsız suç asla ve kat'â ödenmez
Cihadsız esire mücâhid denmez
Damlayken kendini derya zanneden
Yaşarken riyâsı şahsıma bolsa
Mezarına gitmem duâmsız solsa
Annemin babamın öz oğlu olsa
Damlayken kendini derya zanneden
Şerif der daha çok dert dereceksin
Kaç kefen yırtarak can vereceksin
Âhımla yaşlanıp gebereceksin
Damlayken kendini derya zanneden
25 Mayıs 2026
İzmir
İsimsiz Şair
İsimsiz Şair Şiirleri
Bu Şiir Sana Yazıldı
Bilirim bilmediğini
Bu şiir sana yazıldı
Söz verip gelmediğini
Bu şiir sana yazıldı
Daha nice şiir gibi,
Gizemli bir şehir gibi,
Zühre ile Tahir gibi,
Bu şiir sana yazıldı
Her kelime köz gibidir
Söylenmemiş söz gibidir
Zemheride buz gibidir
Bu şiir sana yazıldı
Bu şehirde kalmasan da,
Kapımızı çalmasan da,
Üzerine almasan da,
Bu şiir sana yazıldı
Tema sensin, sensin konu
Başından bellidir sonu
Aklından çıkarma bunu!
Bu şiir sana yazıldı
Beğensen, beğenmesen de,
Bir ömür bana küssen de,
O kalacaktır hissende,
Bu şiir sana yazıldı
Gönül gözümüz şaşıydı
Mürekkebim gözyaşıydı
Kutlu adın söz başıydı
Bu şiir sana yazıldı
Garip bülbül güle geldi
Ürkek serçe ele geldi
Kelimeler dile geldi
Bu şiir sana yazıldı
Haddim değil sana kızmak
Gizlice gönlüne sızmak
Mümkün değil tekrar yazmak
Bu şiir sana yazıldı
08 Haziran 2026/Trabzon
M. NİHAT MALKOÇ
M. Nihat Malkoç
M. Nihat Malkoç Şiirleri
Çok Okunan Şiirler
Memet
Karşı yaka memleket,
sesleniyorum Varna'dan,
işitiyor musun?
Memet! Memet!
Karadeniz akıyor durmadan,
deli hasret, deli hasret,
oğlum, sana sesleniyorum,
işitiyor musun?
Memet! Memet!
Nazım Hikmet RAN
Nazım Hikmet RAN
Nazım Hikmet RAN Şiirleri
İkilem
Sevgi ise, sevişeceğiz seninle ..
Kavga ise, dövüşeceğiz seninle ..
Ölümü de paylaştığımız yaşamda
Ortaklaşa bölüşeceğiz seninle
Özdemir ASAF
Özdemir ASAF
Özdemir ASAF Şiirleri
Düşten Güzel
İlktir baharın gönlümce geldiği
İlktir hem sarhoş hem ayık olduğum
Bir gerçek içindeyim düşten güzel
Sevdiğim gülüyor yanı başımda
Aşkından talihimin düzeldiği
Sen gökte ararken yerde bulduğum
Bir sende gördüm ince ruh ince bel
Sende murada erdim kırk yaşımda
Cahit Sıtkı TARANCI
Cahit Sıtkı TARANCI
Cahit Sıtkı TARANCI Şiirleri
Ahu Gözlüm
Yakılacak yara bu
Yandırır diye içtim.
Dudakların şarabı
Andırır diye içtim.
Kahroldum gidişine
İçtim peşi peşine
Gönlüm senin işine
Son verir diye içtim.
Vurduğun günden beri
Sormadın derbederi
Ateş ettiğin yeri
Söndürür diye içtim.
Ne hal bildin ne hatır
Yazmadın tek bir satır
Senin gibi aldatır
Kandırır diye içtim.
Yokluğun hışım gibi
Bastırdı kışım gibi
Seni de başım gibi
Döndürür diye içtim.
Safi'ye sor sancımı
O bilir ilacımı
İflağ olmaz acımı
Dindirir diye içtim.
Cemal SAFİ
Cemal SAFİ
Cemal SAFİ Şiirleri
Bir Dünya Düşünürüm
Bir dünya düşünürüm
İlk günden beri;
Açılmış da masallar gülü
Hırsın, kinin kapısı kapanmış,
Yüzlerdeki gülümseme çocuksu,
Gözlerde sevginin ışığı yanmış...
Bir dünya düşünürüm,
Ülküsü kardeşlik.
Yaşlılar korkusuz, çocuklar mutlu
Ve yaşatan sevinçler için yarışta gençlik...
O güzelim dünya ki yüzyıllardır
Bütün altın kalplerce arzulanmış...
Bir dünya düşünürüm;
Sarısında, siyahında, beyazında
Yürekler hep aynı anlayışla çarpar,
Aynı rüzgârla okşanır özgürlük çiçeği bayraklar...
Ararız bir olimpiyat şenliği yer yüzünde,
Düşlerimiz mavi "Arkadia" sabahlarına uzanmış...
Bir dünya düşünürüm:
Öylesine günlük güneşlik,
Orda her şey iyilik, güzellik, dostluk üstüne
Bir dünya düşünürüm bir dünya
Aklın aydınlığında
Duygunun selinde yıkanmış.
Coşkun ERTEPINAR
Coşkun ERTEPINAR
Coşkun ERTEPINAR Şiirleri
Çocuklar
I
Ağacım senin kaderin
Bütün çocukların kaderi.
Neler etmedi yirminci yüzyıl
Sabi sübyan demedi.
Bir nazlı kuşa benzer
Çocuk dediğin.
Ev ister ekmek ister,
Öpülmek okşanmak ister.
Ağacım şu dünyanın üstünde
Bir sürü şehir vardır.
Taşlanmış kuşlar gibi tedirgin
Dolaşan çocuklardır.
Masmavi dumanlar tüter
Onların gözlerinde,
Kara çalılara benzeyen bacakları
Toz toprak içinde.
Babası öldü gitti çoğunun
Ya da çarmıhlara gerer kendini,
Çoğunun anası mendil bile bulamaz
Saçlarıyla siler terini.
Ağacım senin kaderin
Bütün çocukların kaderi.
Neler etmedi yirminci yüzyıl
Sabi sübyan demedi.
II
Benim küçük eşkiyam, yavru ceylan!
Bu zayıf kolların, bacakların,
Gün geçtikçe büyür, kuvvetlenir,
Dalları gibi ağaçların.
Öyle bir fırla ki sokaklara
Gölgen yetişemesin,
Duvar diplerinde seril uyu
Gövden güneşlensin.
Dur bahçelerin önünde geceleri
Çiçekleri kokla.
Rüzgarı çek çiğerlerine
İşlesin körük ibi.
Aydınlık pencereler nasıl yanarsa
Öyle ışıl ışıl yansın gözlerin,
Rüzgar gibi yelken gibi ol
Kenti inletsin türkülerin.
Bak dünyamız da güzel ayışığı da
Geceler de gündüzler de güzel,
Gel hep birlikte büyüyelim
Ağacım gel.
Benim küçük eşkiyam, yavru ceylan!
Bu zayıf kolların, bacakların,
Gün geçtikçe büyür, kuvvetlenir,
Dalları gibi ağaçların.
Cahit KÜLEBİ
Cahit KÜLEBİ
Cahit KÜLEBİ Şiirleri
Özgürlük
Eğer kuvvetim yetse benim
Rıhtıma koşarım yalnayak.
Halatlarını bütün gemilerin
Bıçağımla keserim.
Gemiler açılır salınarak,
Ben de artlarından bakarak
Gülerim,
Bütün kuvvetimle bağırarak,
Azat olun gemilerim, azat olun gemilerim!
Eğer kuvvetim yetse benim
Kentin bütün çocuklarını alırım evlerinden
Hepsine kiraz çiçeklerinden
Bir çift kanat takarım.
Çocuklar havalanır uçarak
Ben de artlarından bakarak
Gülerim,
Bütün kuvvetimle bağırarak
Azat olun bebeklerim, azat olun bebeklerim!
Sonra da kendi kendime
Artık işin kalmadı derim,
Çeker arabamı giderim.
Cahit KÜLEBİ
Cahit KÜLEBİ
Cahit KÜLEBİ Şiirleri
Sevgili Öğretmenim
Ben bir çocuğum.
Ali’yim, Ahmet’im, Mehmet’im.
Ayşe’yim, Derya’yım, Kezban’ım.
Tertemiz bir defterim, yazılmamış.
Ben, yumuşacık, her şekle sokulmaya hazır hamurum,
Yoğrulmamış.
Çalışmaya hazır saatim,
Kurulmamış.
Bir ırmağım, yolu çizilmemiş,
Bir dünyayım, keşfedilmemiş.
Sana emanetim, öğretmenim.
Yarının geleceğisin diyorsun,
Hep göğsünü geriyorsun ve Atatürk’ü gösteriyorsun.
Bana geçmişi yaz, satır satır,
Beni koru, beni yoğur, beni kur,
Beni yürüt, beni koştur, beni uçur,
Beni al, Mustafa Kemal yap öğretmenim.
Ahmet ÜST
Karma Arşiv
Karma Arşiv Şiirleri