Ah abdullah elindeki Saz ağlasın

17.08.2020 330 okunma
Ah abdullah elindeki Saz ağlasın Ah abdullah gurbettesin Gurbet eteştir duamansız Sevgilidir imansız Ah abdullah elindeki saz ağlasın Senin ki bereketsiz gurbet Ah abdullah elindeki Saz ağlasın Her akşam elimde sazım Gurbet seni ateş seni Gurbetim senin başına taş düşsün Ah abdullah elindeki saz ağlasın Gurbet ateş Allahım Kimseler gurbetlere düşmesin Ve bir Yusufun gurbeti bereketli... Her akşam güneş batarken gönlümde bir güneş batıyor... Gurbetimin ateş gibi yakışı var Allahım Alnıma kaş çatışı var Allahım Aşıma zehir katışı var Allahım Gecesinin karga gibi ötüşü var Allahım Gönlümü mezara itişi var Allahım Ben yusuf değilim gurbetim mısır eğil Kurtar beni gurbetimden Allahım Ah abdullah elindeki saz ağlasın Gurbetim çimdikledin üvey anne gibi Hey abdullah elindeki saz ağlasın Gözlerimde bulutlar taşıyorum Gurbetteyim Gurbettesin ah abdullah Ey benim mısırım çok zalimdin çok cimriydin Bana ateş oldun Yanmaktayım işte her akşam vakti Çirkinleştikçe çirkinleştin bana ey mısır Zindanlarına attın beni İbrahim değilim ateşim sönmez yakar Allahım Senin ki insafsız gurbet Ah abdullah elindeki Saz ağlasın Gurbetim senin başına taş düşsün Zehir oldun bana gurbet İbrahim değilim ateşim sönmez yakar Allahım... Ah abdullah elindeki saz ağlasın Akşamlar elem veriyor şimdi Zulmettin bu abdullaha gurbet Sevmedim gurbet seni Anadan ayrılık yardan ayrılık ateşti... Hiç şansım yokmuş gurbetten yana Bence bereketli Yusufun gurbeti Zulmettin bu abdullaha gurbet... Allahım kurtar beni bu gurbet zalim Neden düştüm gurbete Allahım Gurbetim belki en zalimi gurbetlerin Çok bereketli Yusufun gurbeti İnsaflı zelihası ve zindanı cömert Yusufun Akşam olunca dertler hucuma kalkar anlarım burası gurbet Zehir olur içilmez soframdaki şerbet. Gurbetim senin başına taş düşsün Akşam olunca "Bende neşe söndü"...hep Akşam olunca gözlerini canıma diktin gurbet Zehir oldu güneşin sunduğu renkler ve elimden dökülür şerbet Senin ki kör gurbet Ah abdullah elindeki Saz ağlasın Kimse gurbete düşmesin Ölsün sılada gurbetlere düşmesin Gurbetim ateş oldun neden Gurbettesin Ah abdullah elindeki saz ağlasın Şiir şiir ağlasın.... İbrahim değilsin ateşin sönmez yakar Gurbetin ateş oldu Ah abdullah elindeki saz ağlasın İbrahim değilsin ateşin sönmez yakar Dilindeki söz ağlasın Gurbetim senin başına taş düşsün Allahım kurtar beni Gurbetim çok zalim Akşam olunca dertler hucuma kalkar Anlarım burası gurbet Nerede cennet Zehir eder içilmez soframdaki şerbet. Senin ki zor gurbet Ah abdullah elindeki Saz ağlasın Bence bereketli Yusufun gurbeti Siper ol annemin duaları zalim gurbetteyim Ayaklarımın altındaki toprak kayıyor gibi Tut ellerimi köyümün ışıkları Allahım kurtar beni bu gurbetten Ay gözler ay sözler girsin rüyalarıma Gençliğim yıkık bir evdir ne girilir ne oturulur. Ey gurbetim vurdun hep bu garibe Zelihaların da zalim senin ey mısır Kar etmez Yusufluğum Işığım vardı benim Valizim köyümün ışıklarıyla dolu Ve annemin dualarıyla Kahramanlığım yusufun kahramanlığı gibidir bir dağdır... Senin ki en hain gurbet Ah abdullah elindeki Saz ağlasın Ey şehir ey sahtekar tek köyüm ağlar ardımdan gönülden Bekleme inanmamı ağlasan da ardımdan Bilirim göz yaşın çirkin niyetli Abdullah elinde saz ağlasın Yaz bir şiir şiir ağlasın... Bir kirli niyetli gurbettesin ah abdullah Abdullah elindeki saz ağlasın İbrahim değilsin ateşin sönmez yakar Bence bereketli Yusufun gurbeti Gurbetin üvey anne ey abdullah Gurbet vefasız sevgili... Abdullah elindeki saz ağlasın İbrahim değilsin ateşin sönmez yakar Gurbet ateştir yakar Sıla nehirdir akar Akar gözü yaşlı Vur şimdi tellerine Abdullah elinde saz ağlasın İbrahim değilsin ateşin sönmez yakar Gurbetim senin başına taş düşsün Bence bereketli Yusufun gurbeti Bana bir yakup bile vermedin Allahım Aksın yangınlarıma köyüm Gurbetteyim Bir hasretle ölür her yusuf gönül Gönlüm de gurbette Ağlarım yakup gibi Bir dertli abdullahım halime elindeki saz ağlasın Gurbette hiç yüzü güleni görmedim Sıla sıla... Diyor ve ağlıyor garipler Bir zilli niyetli gurbettesin ey abdullah Derdin dağ oldu abdullah haline elindeki saz ağlasın Senin ki dinsiz gurbet Ah abdullah elindeki Saz ağlasın Bence bereketli Yusufun gurbeti Gurbetin cimri Öleceksin köyüne hasret Yare hasret İş mi seninkisi.. Güneş batar çöker karanlık Uzakta yar... Abdullah haline elindeki saz ağlasın İbrahim değilsin ateşin sönmez yakar Gurbettesin ah abdullah Abdullah bir şiir yaz ağlasın Abdullah elinde saz ağlasın Abdullah yolunda kış ağlasın yaz ağlasın Ana uzakta Yar uzakta... Nasıl yaşanır bu dert ile Güneş bile yabancı gurbette Sanma güllü niyetli bir gurbettesin ey abdullah Abdullah elinde saz ağlasın İbrahim değilsin ateşin sönmez yakar Bence bereketli Yusufun gurbeti Sıla yar Gurbet ağyar Abdullah günlüğünde gurbet türküleri yansın Sıla yar Gurbet ateş Elinde saz Sıla için ağlasın gözün Yüzün gülmesin Sıla yar Bir kara kuru ekmek uğruna düştüğün şu gurbete bak abdullah İbrahim değilsin ateşin sönmez yakar Abdullahın gurbeti senin başına taş düşsün Gurbet kuru ekmekten başka ne verir Sıla yar Sıla dere dere gönlünün kuraklığına akar Abdullah Gurbet ateştir yakar Hiç eksilmesin bu ateşli türküler Ağlasın hep elinde saz Kaderine gurbet yazılmış Kaderine ateş yazılmış Abdullah Bence bereketli Yusufun gurbeti Bitsin artık bu gurbet Diyor ve ağlıyorsun gurbette Bir zilli niyetli gurbettesin abdullah Abdullah elinde saz ağlasın Kara kuru ekmek sofranda abdullah Dertli ellerin dertli sazında... Bırak sazı elinden sazın yandı abdullah Söylenmez "gurbet" kelimesi dilin yandı abdullah Gurbet ateşten bir parçadır Sıla yar Gurbettesin ağla abdullah Somurtkandın gurbeti Dilinde gurbet türküleri Çekilir şey değildin gurbeti Garip ettin gurbeti Dertli ettin gurbeti Gurbette sazı dertli... Gurbette ağlıyor bir abdullah Bence bereketli Yusufun gurbeti Gönlünün de derdi az değil abdullah Gönlün de zalim gurbette Gönlün de ateşte Gönlünün de gurbeti ateş Yine dünya gurbetinde gönlün Sandın kıymetli bir gurbettesin abdullah İbrahim değilsin ateşin sönmez yakar Gurbetim senin başına taş düşsün Ağlasın abdullah elinde saz Abdullah günlüğünde ateştir gurbet türküleri Hiç eksilmesin bu ateş bu gurbet türküleri... Köyüm yıllar sonra geldim sana Karşıma dikildi yeni beşikler yeni mezarlar Dedim ve ağladım Hiç eksilmesin bu ateşli türkülerin abdullah İbrahim değilsin ateşin sönmez yakar Senin ki yüzsüz gurbet Ah abdullah elindeki Saz ağlasın Gurbetim senin başına taş düşsün Bence bereketli Yusufun gurbeti Ağladın Gurbete düştün abdullah küçük yaşta Yakubu andırıyor kanlı gözleri sılanın Günlüğümde gurbet türküleri Günlüğümde yanık türküler... Sandın kısmetli bir gurbettesin abdullah Abdullah elinde saz ağlasın Gurbet ateştir çöldür...zeliha mı var her gurbette Gurbettesin ağla abdullah Kara kuru ekmek uğruna düşmüş gurbete kaç abdullah Bir bulut gölgesine bile koşmaya hazır ayakları... Ağlasın abdullahların elinde saz Kaderlere gurbet yazılmış Kaderlere ateş yazılmış Yar uzakta Sandın iffetli bir gurbettesin abdullah Abdullah elinde saz ağlasın İbrahim değilsin ateşin sönmez yakar Gurbetim senin başına taş düşsün Kara kuru ekmek uğruna bir gurbet Gurbettesin ağla abdullah Dertleniyor abdullah Abdullah’ın günlüğünde yansın gurbet türküleri Abdullah’ın günlüğünde ateş Eksilmesin Yar uzakta Sandın bereketli bir gurbettesin abdullah Abdullah elinde saz ağlasın Tattı gönlün gurbeti ve ateşi... İbrahimin ateşine denk o ateşi Hep ağlasın abdullah elinde saz Gönlümün gurbeti senin başına taş düşsün Bir yusuf gönül bir mısırda Gelecek mektuplarda gözleri İple çekiyor bayramları Dualarında sıla Rüyalarında yakup... Gurbettesin ağla abdullah Dünya gurbeti gönlünün Ateştir gurbet Günlüğünde gurbet türküleri Günlüğünde yanık türküler... Bülbül gibi dertli Pervane gibi dertli Dertli Adem gibi... Abdullah günlüğünde yansın gurbet türküleri Gurbette mi öleceksin Senin ki arsız gurbet Ah abdullah elindeki Saz ağlasın Gurbetim senin başına taş düşsün Bitsin artık bu gurbet Gurbettesin ağla abdullah Gurbette ölmesin Allahım abdullahlar Ana uzakta Yar uzakta... Nasıl yaşanır bu ateşli dert ile Güneş bile yabancı gurbette Ağlıyorsun gurbette abdullah Bitsin artık gurbetin Allahım tutulsun elinden Cennetin yolu yokuş Sılanın yolu yokuş abdullah Sıla en süslü kuş abdullah Bitsin artık gurbetin abdullah Yalvar Allaha Sabah- akşam Gurbet ateş değil cehennem Hep ağlasın abdullah elinde saz Gurbet kuru ekmekten başka ne verir Gurbettesin ağla abdullah Gurbet ateştir yakar Bitsin artık gurbet Kara kuru ekmek sofranda Abdullah Dertli ellerin dertli sazın... Bırak sazı elinden sazın yandı abdullah Söylenmez gurbet kelimesi dilin yandı abdullah İbrahim değilsin ateşin sönmez yakar Bitmez gurbeti Dünya da ateşten bir parça güneşten Hasreti tattı ve yandı Gurbetlerin en dayanılmazı dünya Abdullah olan nasıl unutsun cenneti... Cennet değil ki, dünya Yalvar Allaha Yar uzakta Sanma sütlü gurbetin abdullah Abdullah elinde saz ağlasın Senin ki hırsız gurbet Ah abdullah elindeki Saz ağlasın Bitmez gurbeti Çıktı cennetinden Dünyaya düştü abdullah Abdullahın yanık gönlünde gurbet türküleri Yusuf gibi yanık gönlü gurbette Yusuf gibi kuyuda Beklenen teselli bir tek tacir eli... Yusuf gibi mısırda şimdi o Beklenen serinlik gibi zeliha Abdullahlarda ateştir gurbet... Sılada yar Sılada ana Yar sılada Sanma muratlı bir gurbettesin ah abdullah Abdullah elinde saz ağlasın Bitmez gurbeti Nasıl unutayım sılam seni Desin ve ağlasın abdullahlar Hep ağlasın abdullahların elinde saz Bitmiyor gurbet Bitmez gurbeti Ok gibidir bağrını deler gurbeti Sevincin öldüğü yerdir gurbeti Gök yüzüne bakmak unutulur... Sokakta ip atlayan çocukları bile görmemiş Baharın geldiğini fark etmemiş yıllarca Ve karıncaların toprakta dolaşmasını seyretmemiş yıllarca... Ateşti gurbeti yandı Ateşti gönlünün de gurbeti yandı Allahım gül hasretle bu abdullah.. Bitmez gurbeti Allahım Hep ağlasın abdullah elinde saz İbrahim değilsin ateşin sönmez yakar Gurbettinde yok ne bal nede şerbet Bitmez gurbeti Allahım Dertli eder gurbeti... Zalimdir gurbeti Ana uzakta Yar uzakta Sanma atlı bir gurbettesin abdullah Abdullah elinde saz ağlasın Bitmez gurbeti Allahım Gurbeti tuzak Ölmüş kaç gönül bülbül kuşu gibi bu tuzakta... Dünya en zalim gurbeti Duydu gül Yusufun hazin hikayesini Ateştir her gurbet Gurbetim senin başına taş düşsün Bitmez gurbetin abdullah Gurbetin ateş Ağla derinden Kan akıt ciğerinden Hep ağla abdullah elinde saz Dert bitmez gurbette Bitmez gurbetin abdullah Tattığın gurbet mısır değil... Bitmez bu gurbet Köyün güzel yıllar sonra geldin Karşıma dikildi yeni beşikler yeni mezarlar... Sandın kanatlı bir gurbettesin abdullah Abdullah elinde saz ağlasın Bitmez gurbetin abdullah Çocuk yaşta gurbeti tattın Genç yaşında ateşe düştün Senin ki değil ballı gurbet Ah abdullah elindeki Saz ağlasın Bitmez bu gurbet Gurbetin aratmaz ateşi Günlüğünde orman olsun yanık türküler Bitmez gurbetin abdullah Gülmeyi unutturur gurbet Zehir olur içtiğin şerbet Cehennemdir gurbet sıladır cennet... Ağladın gurbette hiç gülmedin Hep ağlasın abdullah elinde saz İbrahim değilsin ateşin sönmez yakar Bitmez gurbeti Allahım Gönlü de gurbette gönlü de bir abdullah Bitmez gurbetleri Dünya da bir gurbet dünya gönlünün gurbeti... Gönlü de bir yusuf gibi ağlatıyor bir yakubu Aslı ateş dünyanın Dünya aratmaz ateşi Ateşten öte bir yakışla yakar dünya gurbeti... Sandın bolluklu fırsatlı bir gurbettesin abdullah Abdullah elinde saz ağlasın Bu dünya gurbet sıla tek cennet gönlüne... Sılaya doyamadı Yakan ayrılıktır gurbet değil... Ateş ayrılıktır gurbet değil... Bitmez gurbeti Allahım Gurbetlerinin en zalimi en dayanılmazı dünya Dertli gönlün nasıl unutsun cenneti Sofrasında dünya bir kara ekmek gibi Zıkkım gibi yedikçe öldüğünün farkındasın Sılaya doyulmuyor Sanma himmetli bir gurbettesin abdullah Abdullah elinde saz ağlasın Senin ki değil güllü gurbet Ah abdullah elindeki Saz ağlasın Bitmez gurbeti Allahım Güneş bile düşman gurbette Dilinde ateş gibi gurbet türküleri Bitmez gurbetin dertlisin abdullah Bilirsin ateş olduğunu gurbetin Tek derdin köyün... Hangi gurbet zalim değil ki Ağlansın haline Sılaya doyulmuyor Sanma mısırdasın zalim bir gurbettesin abdullah Abdullah elinde saz ağlasın Ağlansın gönlünün haline Gönlün de zalim bir gurbette Cehennem gurbetten zalim mi Allahım Güneş batmıştır senin için çökmüştür karanlık Hatırlarsın köyünü Elimde dertli kalemin Dökülür dilinden dertli türküler Abdullah elinde saz ağlasın Hep ağlasın abdullah elinde saz Köyüne doyulmuyor Köyüne yıllar sonra geldin Karşına dikildi yeni beşikler yeni mezarlar... Güneş batmış çökmüştür karanlık Elinde dertli kalemin Gözümde yaş Ağlıyorsun Bitmez gurbet Abdullah elinde saz ağlasın İbrahim değilsin ateşin sönmez yakar Gurbetim senin başına taş düşsün Amacın iki dilim ekmek Çoluk çocuk için öncelikle Gurbet iki dilim ekmekle yakalamış seni de ey sazan Kara-kuru ekmekle yetinirdin Gurbete hiç gönlün yok Sıla aşığısın Fakirliğin kurbanısın sen... Dağ yazılarla dudaklarına köyünü yazmışsın sen Gurbeti neşe hırsızı bilmişsin hep sen.. Derdin hiç bitmez Geceler boyu ağlarsın Hep ağlasın abdullah elinde saz Senin ki deli gurbet Ah abdullah elindeki Saz ağlasın Güneş batmış çökmüştür karanlık Gönlünde sıla Damarlarına kan sıla Seni dirilten can sıla Gurbetin zalim Gönlünün gurbeti kadar Hep ağlasın abdullah elinde saz İbrahim değilsin ateşin sönmez yakar Güneş batmış çökmüş karanlık Bir kalemin dert ortağın Dertli eder gurbet insanı... Dertli eder gurbet insanı... Hatırlamışsın köyünü Elinde kalemin Hasret yakıyor Bal damlıyor dilinden: Hep ağlasın abdullah elinde saz Allahım Bu kadarda mı dertli edermiş gurbet insanı... Gurbeti gecedir...yıldızsız bir gece Gurbeti kuyudur...dipsiz Gurbeti bir zalim bir edepsiz.. Dertli eder gurbeti.. Yare hasret bırakmış gurbeti Hep ağlasın abdullahın elinde saz Gurbetim senin başına taş düşsün Köyü yakup gibisin bu yusufa Gurbeti kuyudur bu yusufa... Yusuf çıkamaz kuyudan Yusuf vuslata koşamaz... Ağlar bir yakup gibi köyü yıllarca Hep ağlasın abdullahın elinde saz Senin ki cehennemin eli gurbet Ah abdullah elindeki Saz ağlasın Oturttu rahlesine gurbetin gönlünü Gönlü yusufların en dertlisi... Dünya gurbetinde yusuf gönlü... Gönlü bir yusuf dünya gurbetinde... Dertli eder her gurbet insanı... Yakup hasret kalmıştır yusufa... Ağlasın yakup Sanma mısırdasın Abdullah elinde saz ağlasın Gurbetin vereceği üç beş dilim kuru ekmektir... Gurbetler neden yağmış dert yağmış üstüne Dağ yazılarla yazılı aklına köyü... Hep ağlasın abdullahın elinde saz Dertli eder gurbet insanı... Elinde kalemi yazar ve ağlar... Ana uzakta Yar uzakta Nasıl yaşanılır bu dert ile Dertli dostları o gurbette... Hep ağlasın abdullah elinde bu saz İbrahim değilsin ateşin sönmez yakar Karanlık çökünce Ayırma elinden kalemi Silinmez ki kara yazı Gurbette öleceksin Bu gurbet bitesi değil... Abdullah elinde saz ağlasın Gurbetim senin başına taş düşsün Karanlık çökünce Bal damlıyor kaleminden abdullah Hep ağlasın abdullah elinde saz Güneşinle aranda kuyular... Senin kuyuların dipsiz Bir ağlayanın olsun haline Yıllar oldu gidemedin köyüne Hep ağlasın abdullah elinde saz Yanıktır gurbet şiirleri... Kan damlıyor dilinden Hep ağlasın abdullah elinde saz Senin ki bereketsiz gurbet Ah abdullah elindeki Saz ağlasın Gurbete düştün Hayır hayır sen ateşe düştün İbrahimliğine yusufluğuna aktı gurbetin Yıllar oldu gidemedin köyüne Köyün aklında Rüzğarı yanaklarında hep Deresi çeşmesi dudaklarında Mısır değil ki senin gurbetin Vezirlik değil rezillik sonu bu gurbetin Hep ağlasın abdullah elinde saz Dostlar Abdullahım türkülerimde ateş... Acı biber sürülmüş yok ağzımın tadı Ana uzakta Yar uzakta Göz tuzakta Öz tuzakta Hayırlı hayat Hayırlı rüya uzakta Sanmayın mısırdayım Elimde saz ağlasın Karanlık çökünce Köyüm aklımda Gurbetim senin başına taş düşsün Gül damlıyor kalemimden dostlar: Anne Hiç bir şey büyük dert değil senin yüzüne mahrumum Köyümü de çok özledim Köyüm benim leylam Çölüm bu gurbet Mecnundan farkım ne Köyümden ayrılığın elemi mecnunun elemine denk Gurbetler üvey annelerim... Dertli eder gurbet insanı... Sanma anne mısırdayım Bu abdullahın elinde saz ağlasın Bence bereketli Yusufun gurbeti Allahım Bitsin artık bu gurbet Gül bahçesi dilim Cennete çıksın yolum Ben gurbetime hep sitem ettim Ayaklarıma zincir vurdu gurbetim Güneşleri mektuplar gibi köyümün... Köyümün taşları ağlar halime Bitsin artık bu gurbet Ah abdullah elinde saz ağlıyor İbrahim değilsin ateşin sönmez yakar Gurbetim senin başına taş düşsün Bence bereketli Yusufun gurbeti Köyüm yemyeşil bir sevinç büyütür bende Gurbetler hasret bıraktı kardeş yüzüne Bitsin artık bu gurbet Gurbette mi öleceğim Bitsin artık bu gurbet Gurbette ölmesin Allahım abdullahlar Ana uzakta Yar uzakta... Bence bereketli Yusufun gurbeti Nasıl yaşanır bu kanayan dert ile Güneş bile yabancı gurbette Bitsin artık bu gurbet Abdullah elinde saz ağlıyor Bence bereketli Yusufun gurbeti Cennetin yolu yokuş Sılasının yolu da yokuş Sıla en süslü kuş Sanma mısırdasın Ey abdullah elinde saz ağlıyor İbrahim değilsin ateşin sönmez yakar Gurbetim senin başına taş düşsün Bence bereketli Yusufun gurbeti Bitsin artık bütün gurbetlerin abdullah
— (0 oy)
Paylaş: Twitter· Facebook· WhatsApp

Yorumlar (0)

Henüz yorum yok. İlk yorumu sen yaz!

Yorumlar moderasyon sonrası yayınlanır.

Hamdi Oruç — Diğer Şiirler

Tümü →