Allah'ın Kulu

14.08.2021 1.341 okunma
Adım Abdullah, ‘Allah’ın Kulu’; ama kul olmayı tam yüreğime oturtmadım kendime saygımı yitirmedim tanrısal güçler ne kadar üzerime gelirlerse gelsinler, özgür insanı savunmanın erdem olduğuna inandım Kadere hiç inanmadım. kader güçlerinin bana biçtiği 20. yüzyılın çağdaş çarmıhındayım, tek başıma ve mezar sessizliğindeyim, bekleyeceğim, yine de kadere inanmayacağım. Yüreğimin en son atışı kadar, bilincimin en son kırıntısını da insanlık için kullanacağım kendi öz erdemim ve anlamımı insanlıkta bulacak ve yaşamı doğallığına bırakacağım. Ortadoğu’nun çığlığı kulaklarımda yankılanıyor: “Senin kaderin çıkışlarla örülü büyük uygarlık yürüyüşüdür. Nil ve Fırat gibi güçlü nehirsel akıştır. Ey lanetli ve soysuz evlat, onlar gibi olamazsan seni affetmem” tanrıçalar yurdu haykırıyor: “Ey erkek koca, bunamış ve yatalak! Seninle olmam. Yanar kül olurum, ama seninle yaşam ihanetini paylaşmam” Tanrılar yurdu haykırıyor: “Ey cüceler, sizleri kulluğuma bile kabul etmem. Siz lanetliler ancak cehennemde cayır cayır yakılmaya layıksınız” Büyük ozanları ağıtlar yakıyor türküler yerine: “Artık türkü söyleyip şiir yazmam, saz çalmam ve destan yazmam; çünkü sizler edebin ve sanatın engin ruhunu ve güzelliğini yitirdiniz, ihanet ettiniz” Hepsi birlikte yaşam ile ölüm arasında gerili bir uçurumun çığlığı oluyor: “Sizleri affetmeyiz” Bu topraklarda tanrı ve tanrıça hayalleri kurulurdu bir zamanlar. Şimdiyse hiç hayal yaratmıyor bir kuru çöl ve çorak ülke, bir ruhsuzluk yağıyor İlham veremiyor, şiir yaratamıyor, aşkı geliştiremiyor. Yitik bir ülke… Yitik ülkenin halkından olmak ne acı Kaçmak namertlik, kaçmamak çirkin bir ölüm Bir lanet sıkar boğazını Ömür çarmıhında kurban olursan lanet gevşetir pençelerini Kural yok! Kural ölerek nefes almak… Kural yok! Yaşam kuralı hiç yok! Lanet varsa yaşam haramdır Yürek nedir ki lanet varsa Yüreğin değersizdir, Duyuşu yoktur Düşünsen ihanettir gerçeğe Bir cüzamlı gibi her yanından cerahat akmaktadır Herkes senden kaçmaktadır Kirli ve çirkin bir yaşam, yaşam değildir Tek çaren ya özgürlük ya ölümdür! Başka yol yoktur, Başka el yoktur tutacak, Ne bir sevgili, ne bir dost Ne bir söz ne bir gülüş Helalinden bir nefes dahi yoktur özgürlük yoksa Tek şey vardır, Ölüm! Yaşamak istiyordum, Anam beni boğmak istiyordu Ölmeyeyim diye boğmak istiyordu beniAnamı dinleseydim bu trajediler olmazdı, kimbilir Anam, O tanrıça gölgesi, o yarım kalmış, O İnanna’nın son çığlığı, Ama çözümsüz, Anam, İlk öğretmenim Yaşam öğretmenimOnuru öğreten anam… Anam çok beddua etti kimbilir yılların sinesine yerleşen trajediler miydi onun bedduO beddua etti, ben terk ettimZalimce bir ayrılıştı ama gerçekti Büyük yalnızlık zamanlarında hatırlarım sözlerini“Arkadaşlarına çok güveniyorsun, ama çok yalnız kalacaksın” Doğruydu, Yalnız kaldım Ama arkadaşlarımla toplumsallığı ben kuracaktım.Anam isyan ediyordu. Can çekişen tanrıçalığınaKendine, Bana, Yıkılan özgür toplumsallığa Her şeye isyan ediyorduŞöyle dedi bir defa“Dizimin dibinde tutmak için çok çaba harcadım, ambaşaramadım” “Bu kafa ve kişilikle zor kadın bulursun.” Bir defasında da böyle dedi..Akıllıydı anam Körleştiren tarihti bizi birbirimize yabancılaştıran“Sürekli dua edin, herkese hayır (bağış) yapın” Böyle dedi en son.Ardından dönüp baktım bir kez daha tanrıça kültürünün sesi solup gidiyordu anam soylu bir sestitanrıçanın soluğunu bana taşıyan soylu bir sesbu sesi duydukça yüreğimin derinliklerinde isyanımıyükselttimanayı tüketen erkek egemen sistemin zalimliğine bizi bize yabancılaştıran iki yüzlülüğüne yoktu toplumu anamın ondandır, veremezdi bana da, Çoktan dağıtılmıştı.Kendi bulamadığı yaşam tutamağını bana vermek istanaydı o. Özgürlük çocuklukta başlar Çocuk oyunlarının arasında gizliydi özgürlük Oyun yaratmaktı özgürlük Yalnız oynamak yoktuOyun birlikte oynanırdı Özgürlük birlikte yaşanırdı.böyle başlar benim yaşamımkendi kurduğum yaşamım böyle başlar kendi kurduğum özgür dünyam böyle başlar avcıydım çoğunda şimdiki hakikat avcılığı değildi henüz arkadaş avcısıydım o zamanlar ava çıktığımda seslerini duyardım korkan annelerin "Yine geldi. Bizimkini baştan çıkaracak" Evet ya, baştan çıkardım çoğunu Dağ yürüyüşlerine çıkardım Çiğdem toplamaya götürdüm Ot topladık kiminde, kiminde kuş avladık Üveyikleri toplayıp eteklerime doldurduğumda Çocukların sayısı da giderek artıyordu Hele pişirip yemek varsa, hele o temiz hazları paylaşıp dağlara yüzünü dönmek varsa, değmeyin çocukların keyfine Çocuk dünyalarının ciddi işleriydi yine de Bir gün gidersem yine köyüme, O benden sakladıkları arkadaşlarımı bulacağım teker teker Gelin diyeceğim, Toplayıp meydanda özgürce oyunlar oynayacağız Özgürlüğün başladığı çocukluğu bugüne, şimdiye getireceğiz
— (0 oy)
Paylaş: Twitter· Facebook· WhatsApp

Yorumlar (0)

Henüz yorum yok. İlk yorumu sen yaz!

Yorumlar moderasyon sonrası yayınlanır.

Seher YELKEN — Diğer Şiirler

Tümü →