Göğün Çatlağında...

17.09.2025 385 okunma
Göğün Çatlağında... Bir yankı saklanıyor taşların kalbinde, Kaz Dağı’nın sisinden süzülen beyaz bir kuş kanat çırpıyor, gökyüzünün çatlağında kayboluyor. Toprağın hafızası ağırdır; bin yıllık sırları taşır suyun aynasına. Her damla, kendi içinde bir tarih, her gölge, ölü bir şairin dizelerinden düşmüş parça. Akçay’ın rüzgârı saçlarımı savururken hissediyorum: insan dediğin, kendi gölgesine sürgün edilmiş bir yolcudan başka değil. Kırık aynalara bakıyorum, her parça ayrı bir yüz, ama hiçbirinde bana benzemeyen bir ben var. Belki de zamanın ipliğiyle dikilmiş yaralı bir masalım ben. Birden gece çöker, ve yıldızlar sarkar göğün pervazından. Her yıldız, susmuş bir çocuk kalbi, her kalp, henüz söylenmemiş bir şarkının eşiği. Soruyorum rüzgâra: “Bunca fırtına, bunca yıkım, hangi sır için?” Rüzgâr susuyor, ama cevabı gözlerimin buğusunda gizliyor. Ve anlıyorum; bizler, ölümsüzlüğün kıyısında kendi izimizi arayan fani yankılardan ibaretiz. Zamanın içinden geçerken ellerime bulaşıyor saatlerin külleri. Her dakika bir mezar taşı, her saniye, bir ruhun eksilişi. Işık, göğsüme inerken kendi gölgemi yakıyor. Belki Tanrı’nın en eski harfi, belki kaderin sustuğu bir nefes bu. Karanlık, kendi dilini öğretmeye çalışıyor bana. Diyorum ki: “Ey gece, benim adımı hangi ayetle yazacaksın?” Bir ses var uzaktan, kimseye ait olmayan, ama herkesin kalbine dokunan. O ses diyor ki: “İnsan, unutulmuş bir duasın yalnızca; ve dua, kendi sahibini arayan bir yankıdır.” Böylece susuyorum, çünkü biliyorum: bazen konuşmak, en büyük ihanettir sırra. Ve suskunluğumda büyüyor şiir; göğün çatlağından beyaz bir ışık sızıyor yeniden, bir kuşun kanadına değiyor, ve kainat, o an bir nefes kadar bana yaklaşıyor... Hasan Belek 17 Eylül 25
— (0 oy)
Paylaş: Twitter· Facebook· WhatsApp

Yorumlar (0)

Henüz yorum yok. İlk yorumu sen yaz!

Yorumlar moderasyon sonrası yayınlanır.

Hasan Belek — Diğer Şiirler

Tümü →