Hiçlik Yankıları -1

24.09.2025 392 okunma
Gece, derin bir kuyunun karanlığına çivilenmiş. Gün, zincirlenmiş bir esir gibi nefessiz. Yıldızlar, yorgun fenerler misali sarkıyor göğün karanlık yüzünden. Gökyüzü,yırtılmış bir tül gibi solgun bir tenin üstüne örtülmüş. Ve ben, gömleği yırtık, kırık bir zamanda incecik iplikleri sökülmüş bir kumaş gibi, parça parça karanlığa sızıyorum. Bensizliğin kıyısında unutulmuş bir hikâyenin çürük nefesiyle. Ve sözcüklerim, yaralı, suskun, sahipsiz sözcüklerim kırık aynaların damarlarında sessizce kanıyor. Her harf, boğazına taş bağlanmış kuşlar gibi çaresizce düşüyor boşluğa. Ve sessizliğim, ince bir sis gibi sarmış her yanımı, ruhumu üşüten kırık bir melodi, duvarlarda yankılanan bir çığlık çarpıyor yüzüme. Sesim, sessizliğim de boğuluyor. Ve ellerim, bir kayanın soğuk sırtında oturan parçalanmış gün ışığı gibi gölgelerin kör kuyusuna karışmış. Parmaklarımda ise dokunamadığım düşlerin külleri var. Ve zaman, küflenmiş bir aynada kendini tekrar tekrar tüketiyor. Her nefesim, donmuş bir nehrin çatlaklarında sıkışan yankı misali kendi içinde ölüyor. Ve düşlerim, kanayan, parçalanmış bir yürekte eriyor. Bir kuyunun hıçkırığı taş duvarlarda çatlıyor. Düşlerim, toprağa değmeden solmuş yapraklar gibi avuçlarımda ufalanıyor. İşte ben, İşte kalbim, pörsümüş bir saatin sonsuz döngüsünde kendi yerini bulmaya çalışıyor. Rotasız bir sessizlikten ibaret, son nefesini veren bir yıldız gibi. Kayıyorum. Nefesim yok Boşluktayım Elim yüreğimde, erimiş bir güneş gibiyim Bir yarım hiçlik, diğer yarım yine hiçlik....
— (0 oy)
Paylaş: Twitter· Facebook· WhatsApp

Yorumlar (0)

Henüz yorum yok. İlk yorumu sen yaz!

Yorumlar moderasyon sonrası yayınlanır.