Küçük İstanbulum

30.07.2020 302 okunma
Küçük İstanbulum Haydarpaşa buruk.. İstanbul hasretiyle; geçince Sirkeci’ye Meraklı yüzlerle, hayran gözlerle... Mavilikleri yararak beyazlar tepemizde uçuşup... Varıyoruz, Sirkecide İhtiyar garın peronuna , Sağlı sollu bir kaç kişinin oturup kaldığı Günün her saati başka bir renk alan Renkli camların can verdiği İki kapılı bekleme odasından giriyorum. Ana giriş kapısı mahşeri kalabalık Jeton gişesinde upuzun kuyruklar Bayram öncesi bayramlıklar alınmış Herkes mesut yükünden, Yüzlerden tebessümler saçılıyor. Bayram ne güzel şey Mutlu insanlar karışmış; işten, evden,sokaktan Sarmaş dolaş akrabadan öte, Bir daha görüşülemeyeceğinden mi nedir? Bayramlaşıp tanıdık yabancılarla Jetonu alan mutlu , atıp geçiyor turnikeden. Bir iki resmî polis , izliyor , gözlüyor Geleni geçeni görevinden, bazısı da meraktan. Gözler büyük saatte, Sessizce yürürken olabildiğince çarpmadan, Kalabalık nezaketle , telaşta çaktırmadan , Herkesin eli cüzdanında , cebinde korkuyor Belli ki çarpılmaktan. Görüp kondüktörün düdüğe giden elini Adımlar daha da büyürken Sessizlik gürültülü adımlarla Çocukların çığlıklarıyla boğuluveriyor Düdükle birlikte aniden Son gayret yetişmeye çalışanlar Pes edenlerin açtığı yoldan Canhıraş koşarken, Hareket eden trenin sesi duyuluyor mu bilmem. Son mesajdır bu herkese, artık rahat ol der gibidir. Trendekilere ve dışarda kalanlara... Erken gelen oturmuş, sona kalan ayakta Hepsi bir şekilde pozisyonlarını almış Hareket eden trende, Seyre hazırken manzarayı... Peronda manzara pek fena, Oflayıp puflayanlar, kızanlar hanımına... Ne çare, yeter ki kaçan son tren olmasın Der gibi bakınıyor hanımı, mahcup ve üzgün. Ah şu dizleri onu daha iyi taşıyabileydi! Kim neye yetişti kim neyi kaçırdı Bilmek zor. Zira insanın kendisi, Zaten en büyük muamma. Nefes nefese bir teyze, Zayıf çelimsiz amcanın Koluna sarılmış . Adeta kaçmasın diye sıkıca, Bırakma beni bir başıma der gibi., benzi atık. Raylara doğru fırlayan bir çocuk Annesinden önce beş kişinin Çabası görülesi. İnsanlık namına... Topuğu düşmüş teyze pek kızgın Eşine doğru elinde ayakkabı ve topuğu Tutarak, en fazla kendini, etrafı gözleyerek. Sohbette yaşlıca teyzeler, fokur fokur... Ne kaçan tren ne de dünya umurlarında, Genç kızın etinde birinin eli. Sanırım yaşanan eski bir hayal kırıklığı sebebi. Belki de kaçan büyük bir balık... Gelen bayramdanmıdır nedir bir neşe bir neşe Kaçan tren, trenler kimsenin umurunda değil. Ortalığı bir müzik kaplıyor sanki Trenin , insanların , kuşların, yaklaşan bayramın, İstanbulun sesi her yandan duyuluyor Söylenen binlerle her gün İstanbul’dan Dinlenen Binlerce, Oturup bende dinliyorum İstanbul’u, “İyi Bayramlar!” diyen. Halkalı’dan Gebze’den gelip, Sirkeci’de birleşen....
— (0 oy)
Paylaş: Twitter· Facebook· WhatsApp

Yorumlar (0)

Henüz yorum yok. İlk yorumu sen yaz!

Yorumlar moderasyon sonrası yayınlanır.

Yılmaz BEKTAŞ — Diğer Şiirler

Tümü →