Mardin Şehrengizi

19.05.2026 274 okunma
Mardin'in güzel insanlarına... I. Mardin cennetten köşe, ülkemin gözbebeği Buhari kumaşlarda nadidedir ipeği Tarihinde gizlidir nice şerefler, şanlar Gecenin gizemine şahittir kehkeşanlar Geçmiş zamanın nabzı taş evlerinde atar Gurbete düşenlerin gönlüne hüzün katar Onunla uyanmalı cennetin sabahına Vuslatı derman olur gönüllerin âh'ına Kale'de donmuş zaman, çağırır bizi surlar Gözümüzün önünden geçer kadim asırlar Baharına, yazına; kışına kurban Mardin! Bin yıllık toprağına, taşına kurban Mardin! II. Gün ufukta erirken sana nazar eyledim Mardin çarşılarına vardım pazar eyledim Roma'dan Osmanlı'ya, âh neler gördün neler! Bir tarafın ağlarken öbür tarafın güler Kuşatırsın zamanı, ebed ve ezelleri... Gönül mihmanım olsun, Mardin'in güzelleri Tasvir etmek ne mümkün taştan yapılarını Yaban eller çalmasın gönül kapılarını İnsanlık ağacının meyveli dalısın sen! Kale'de dalgalanan bayrağın alısın sen! Gönül sofralarında aşına kurban Mardin! Yoluna can koyduğum başına kurban Mardin! III. Mardin, canfezam benim; ey mâzinin aynası! Sıra gecelerinde silinir yürek pası Türk'le Kürdün kardeşçe yaşadığı diyarsın Altının külçe hâli, sen yirmi dört ayarsın Kardeşlik türküsüsün, bağlamamda telsin sen! Cansın bedenimizde, kim demiş ki elsin sen! İstikbâle taşırsın mâzinin izlerini Ufukların yansıtır aydınlık yüzlerini Konuş Deyrulzafaran, sükûtun lisanıyla! Mardin bir hafızadır, yaşanan her ânıyla Telkâri ve hasırdan işine kurban Mardin! Hissiyatın membaı döşüne kurban Mardin! IV. Mazıdağı, Midyat'a, Nusaybin'e ay düşer Eşsiz güzelliğinden bizlere de pay düşer Sarı kalker taş evler, bibloları andırır Gurbete düşenleri hasret narı yandırır İnsanlar sükût eder, konuşur taşın dili Sabahın müjdecisi gecelerin kandili Aynı havayı solur Türk, Kürt, Süryani, Arap Bir yanda sunak taşı, öbür tarafta mihrap Kadim medeniyetler mührünü vurmuş sana Üstünden gelip geçen, hep selâm durmuş sana Mavi gökte süzülen kuşuna kurban Mardin! Hakikatin baş tacı, düşüne kurban Mardin! V. Gökler ağlayadurur şu Bulut Tepesi'nde Hatıralar saklıdır dünün körebesinde Dolunay gülümserken gecenin karasından, Sımsıcak bir kan sızar yüreğin yarasından Mâziden haber verir kartal yuvası kale Bu gönül mektebinde kim kalmadı ikmale? Yüzün güleçtir senin, gece değil neharsın Karakışlardan geçen mevsimlerden baharsın Mardin gönül kitabı, okuyana ne mutlu! Al bayrağın altında yarınlardan umutlu... Benzerini bulmak zor, eşine kurban Mardin! Ömür boyu düştüğüm peşine kurban Mardin! VI. Asırlar evvel Mardin bu toprakta kurulmuş Medeniyetin mührü taşlarına vurulmuş Bir yanda Zinciriye, bir yanda Kasımiye Beride Antik Dara, ötede Hatuniye Güzellik şahikası, seni gören şaşırır Dicle Nehri suyunu yatağından taşırır Sen ki koyulaştırdın kardeşliğin demini Seni anlatmak müşkül ey şehirler emini! Nice taş işçisinin eli değmiş eline Selâm Mezopotamya, selâm Mardin iline! Leylâ'yı hatırlatan kaşına kurban Mardin! Aydınlık yarınlara, koşuna kurban Mardin! M. NİHAT MALKOÇ
— (0 oy)
Paylaş: Twitter· Facebook· WhatsApp

Yorumlar (0)

Henüz yorum yok. İlk yorumu sen yaz!

Yorumlar moderasyon sonrası yayınlanır.

M. Nihat Malkoç — Diğer Şiirler

Tümü →