Martı

30.04.2016 623 okunma
Her vapur dumanının ardına yüreği sıcak bir insan sanıp takılırken tüyleri ıslanan bir martı olduğumu hem azarlayan hem de sırtıma havlu koyan anneme anlatamam Kanadım kırılsa da konmam deniz kıyısındaki hiçbir caminin minaresine kubbeye tüneyen martıların keyiflerince uçmalarını bekleyen imam ezanı geç okuduğu için sürülünce bir dağ köyüne Birazcık daha sabredin diyorum eski bir sokağın kıvrımında yolun iki ucunu gösteren trafik aynalarına hüzün modeli arabalar kırılmamamız için örgütleniyor dolmuş duraklarında Denize düşen bir gazetedeki ölüm ilanından öğrenirim mendireğe attığı çakıltaşyla ürken martıların alkışa benzeyen kanat seslerini selamlayan yaşlı adamın unutulan bir tiyatrocu olduğunu Gece yarısı söndürülünce ışıklarını kuytu bir iskelede ne yaptığını görürüm iki yakası arasında İstanbul'un koltuklarında günboyu kadın kalçalarının izlerini biriktiren vapurun Yanından ayrılmam deniz fenerinin fotoğrafına benzemeyen heykelleridir çünkü idam sehpasına çıkınca aşağıda asılmasını bekleyenlerin yüreklerindeki sivri kayalıkları ışığıyla aydınlatan devrimcinin Uyandırırım çığlıklarıımla kıyısında karnı aç yatan çocukları yiyecek aradığım kent çöplüğünün ama bir parça olsun kopamam beyazlığından bilirim ki Kız Kulesi doğum günü pastasıdır özgürlüğün!... Sunay AKIN
— (0 oy)
Paylaş: Twitter· Facebook· WhatsApp

Yorumlar (0)

Henüz yorum yok. İlk yorumu sen yaz!

Yorumlar moderasyon sonrası yayınlanır.

Sunay AKIN — Diğer Şiirler

Tümü →