Mavi Köşe

03.04.2024 271 okunma
(Meyhane müşteriler konuşur) Dedem satıp satıp yemiş tarlaları metelik bırakmamış iyi mi Şu kırmızı kazaklı var ya, valla Fenerde oynardı sakatlanmasa, Ben orda onun ağzının payını verirdim de neyse Sessiz biri Demiryollarından emekli, geçen kış kaybetti hanımını Ya çok saygılı pırlanta gibi çocuk aslında, hep şu meret yüzünden Bir küçük memur ağzına bakıyor amirinin hayran Rakıyı fazla kaçırırsa bittiğinin resmidir, Dahiliyeci Selim Bey’in masası belli, Gönülsüz oturmuşu, Oturur oturmaz sarhoşu var, Haydari, pancar, peynir, kavun, Dünyanın en politik salatasından getir Restoranda rus, sosislinin yanında amerikan Yok canım yetmişlik ne der bize. Gülmenin münasebetsiz hatta ayıp kaçtığı çocukluğundan Teğmen çıkan pilot binbaşı Haşmet İlk dubleden sonra avuçlarını birbirine sürtüyor, sahiden neşeli: mavi köşe dansöz Leyla, yukarda da yerimiz var abiler Tül perde, camın 2/3 alt kısmını örtüyor, Dışarıda bir kadın ziyan kocasını, Emekli komser oğlunu gözlüyor avanesiyle ziftlenen, 1/3 üst kısmından camın tutuk bir aydınlık ağıyor meyhaneye Buz getir, baksana şey var mı, şöyle küçük bi tabak. Bilmem ne sosuyla marine edilmiş levrek yok burda Yanık yağda işkence görmüş patates, Paketinden ustaca çekilen sigara filtreli, Paravanın arkasında tuvalet, Boşları toplayan garsonun koltukaltı, Usulca dolaşıma sokulan osuruklar turp, geğirikler bira, Mermerden bir sarımsak heykeli, sanki ayin Yetmişlerde Mavi Köşe meyhanesi kokuların İskenderiye kütüphanesi, Tek rakibi 302 Mercedes şehirlerarası, Alüminyum kapaklı cam şişede, suyu bile kokan. Girip çıkanlar oluyor dükkana, Kapı aralandıkça görünmez becayişi Isınmış akşamcı soluğunun kömür dumanı bir ayazla Bu şehirde içtenlik, azıcık neşe arıyorsan sabah erken kalkmalısın, Hele kışın daha öğle vakti yaşlanırsın, İkindiyle onmaz bir umutsuzluk dolar sokaklara, Porsuktan buhar yükselir, Sığırcık yapraklı kavaklar, kargalar bölük bölük, Kahramanca çarpışır esnaf, ayak çakmakları bunlar Issızlık çarşı sınırına dayanır Bir kepenk orta yerinden yırtar akşam ezanını. Sarhoş adamlarız biz Karaciğerimiz yağlı dudaklar mor Hastane daire dükkanlardan çıkarız Sözde geçim derdi karı dırdırı buluşturur bizi Mavi Köşe’de Birşey kaçırmış olmalıyız o hıdrellez sabahında Sarhoş adamlarız Şimdi ileri atıldıkça akıntıya karşı Geçmişe çarpar teknemiz. Vakti gelince Mavi Köşe tükürür bizi zemheri geceye ilkin kulakları ısıran Omuzlar kalkık yakalar, eller cepte Teselli şarkı dudaklar sigara. Bu şehrin insanı alışıktır uçak gürültüsüne Önce bir homurtu gelir uzaklardan Ezdirmez kendini bozacı, bekler İşte ışıklar gökyüzünde yanıp sönen En cayırtılı yerinde jetin, konuşmaya ara verilir. Bu saatlerde vedalar uzar Ayıbettin yanlış yaptın labirentinden kol kola Z’lerin üzerine basa basa af dileyeni, Yayvan J’lerle öper öteki Yoksa gece uzar. Kiminin evi uzak yürümeyle yirmibeş dakika Adamı birbirine ısmarlar sokak lambaları Sabah gözünde büyür Kuytuda işer, belli olmaz nerde kusacağı Komşu kapıyı bir türlü açmaz anahtar. Gece yarısına doğru iblisler üşüşür sokaklara Tekel bayii ve köfteciler artık yegane burçları medeniyetin Amber renkli tombul şişe bi yarım daha atsana usta Otogardaki lokantada işkembe İki sokak ötede apartmanın bodrumunda pişer yemekleri Koca elli kalın damarlı arnavut Dayko Üç tekerlekliyle getirir götürür Mutfakta kara kazanlar yüzlerce hamamböceği ve İsmail Yalaman adasında sabaha karşı Kolunu nehrin omzuna atmış bir köprü başında Deist melek bembeyaz Eşsiz puhu Kanat açıklığı on ayrılık Göze göründüyse kibrinden İz bırakacağını biliyordu. Transistörlü Kondor radyoda Herb Alpert ve The Tijuana Brass’dan Taste of Honey Ankara’da bugün küçük tiyatro Duru bir sabah kadar umudun ömrü Okul çıkışı kara önlük beyaz yaka tertemiz: şüpheli Hey hanım evladı Sabahcı mısın öğlenci mi? Umudun boyu bacak kadar Bu şehirde Cryuff’un dilinden yarım kalan bir manifesto yazıldı o günlerde Tarihe devrim diye geçtiyse Hakkıdır Öğlen ajansında Başpiskopos Makarios Çocukları ürküten tekerleme Kimi günler ikindi soluk sarıydı Halsiz çaresiz 70’lerde anneler “Mesut musun” diye sorardı evli kızlarına Günlerde kuaförlerde Çarşıda veli toplantılarında İşlenirdi kadın cinayetleri Faili erkek olmayan Ve ölesiye taparken başka bir adam Kadın canını emzirdi gün be gün Sevmediği kocasından çocuklarına Tekinsiz bir akşam Mavi köşe meyhanesinin önündeyim Babam beliriyor kapıda Ne kadar da genç, delikanlı Yanına gidiyorum Boyum anca belinde Elimde aniden simit Baba diyorum beni ona götürür müsün? Yetmişlerde o da çocuktu Birtaneme sarılmak istiyorum Gerçi hazetmez öyle şeylerden Belki babasına söyler dövsün diye Olsun Sabah ilkin Beni ona götürür müsün?
— (0 oy)
Paylaş: Twitter· Facebook· WhatsApp

Yorumlar (0)

Henüz yorum yok. İlk yorumu sen yaz!

Yorumlar moderasyon sonrası yayınlanır.

Arzu Aslan — Diğer Şiirler

Tümü →