add Şiir Ekle   user Şair Girişi    register Kayıt  

Ben Miyim Ölen Şiiri

Ben Miyim Ölen Şiiri

İşte bir suret daha tükenip gitti,
Hayatı eridi, aldığı nefes tükendi.
Bak bugünde onun selası verildi,
Bir anda adı rahmetli oluverdi.

Tanırım ölen rahmetli iyi biriydi,
Eli bastonlu, elbisesi de eskiydi,
Seksenli yaşlarda hasta gibiydi,
Ecel sırasının ona geldiği belliydi.

Malı mülkü parası hep geride kaldı,
Belki hiç ölmeyeceğim diye sandı,
Yığdıkça yığdı, servetine servet kattı.
Şimdi bedenini beyaz bir kefen sardı.

Dinleyin bir sela daha veriliyor,
Biri daha dünyaya veda ediyor,
Garip, bu ses bana başka geliyor,
Her şey başka kimse beni görmüyor.

Sanki her tarafı sis bulutu kapladı,
Bilmem bizimkileri bir telaş sardı,
Hanemiz insanlarla dolup taştı,
Annemin gözleri ne kadar da yaşlı.

Ne oldu, ben mi yatıyorum ortada,
Ruhum burada suretim ise oirada,
Müezzin de selada ismimi okuyunca,
Anladım, benim sırası gelen mevta.

Hani ölenler hep hasta hep yaşlıydı,
Ama ben gençtim daha vaktim vardı.
Erkenden ruhum bedenimden ayrıldı,
Meğerse bu duyduğum son selaydı.

Yakılıp ateşler, kaynatıldı kazanlar,
Teneşir kuruldu sıralandı taslar,
Gassal çağırıldı toplandı dostlar,
Hatime oturdu hafızlar, hocalar.

Elbiselerimi çıkartıp örttüler bir bez,
Tükendi artık rızk, yemez içmez,
İmam kefen biçer, yüzü gülmez,
Göz görür ama bunu yürek bilmez.

Kaldırıp odadan götürdüler teneşire,
Su döküp abdest aldırdılar bedenime,
Kurulayıp misk döktüler cesedime,
Sonra sarıp sarmadılar beni kefenime.

Sala bindirip aldılar omuzlara,
Helallik isteyip koyuldular yola,
Sırlar çözüldü aşina oldu bana,
Yüzünü gösterdi işte fani dünya.

Artık bitti, her şeyim kaldı geride,
Şanmış, şöhretmiş, servet bana ne,
Anladım şimdi, hayat bir eğlence,
İmtihanım bitti ölüp gidince.

Dünya buradan ne kadar da farklıymış,
Hocalar, vaizler ne kadar da haklıymış,
Meğer dünya malı dünyada kalırmış,
Gaflet insanı nasılda kötü kandırmış.

Son durağa geldik sıra musalla taşı,
Bilmem taşır mı bu kadar günahı,
Hoca geldi yanıma, kıldırdı namazı,
Cemaatten helallik isteyip bitirdi duayı.

Kazmışlar kabrimi, açmışlar sapmayı.
Ağacın dibine koymuşlar beli kazmayı,
Biriktirmişler kenara çıkan toprağı,
Dost, akraba doldurmuş mezarlığı.

Çıkartıp saldan indirdiler kabre,
Sapmaya yatırıp çevirdiler kıbleye,
Kapattılar üstümü tek tek taş ile,
Ne bir ses ne bir feryat artık nafile.

Etrafımda halka kurup durdular tekline,
Bir bir hatırlatıldı söylenecek kelime,
İlk defa Kur’an, dua okundu tinime,
Dillerden döküldü, Allah rahmet eyleye.

Gelenler, döndüler geri kaldım yalnız.
Anlatamadım kimseye, gerçeğe ırağız,
Ölüm bakın nasıl geldi habersiz, ansız,
İmtihan bitti yatıyorum artık cansız.

Bilmezsiniz şimdi ne kadar da çok isterdim,
Dünyaya geri dönüp, kapanmasa defterim;
Bir anı bile iyiliksiz geçmezdi nefesim,
Secdeden kalkmazdı başım, uyku bilmezdim.

Her okunan selada düşünmezdim ölümü,
İbret alıp da Hakk’a çevirmezdim yönümü,
Bilemedim, israf ettim bana verilen ömrümü,
Buz misali erittim, bulamadım özümü.

Birazdan Münker ve Nekir gelecek,
Rabbin kim, Nebin kim, dinin ne diyecek,
Bunlar kolay ama dil nasıl dönecek,
Ömrünü nerede tüketildiği istenilecek.

Dilin döner sualler cevap bulursa,
Cennetten bir pencere açılır kurgana,
Lâl olup sözler hedefe ulaşmazsa,
Naaş cezasını çekmeye başlar burada.

Namazın, orucun, zekâtın varsa,
Yoldaş olur tek tek dizilir etrafına,
Hakk’ı bulup girmemişsen doğru yola,
Yılan girer çıyan girer koynuna.

Bırakmamışsan geride hayırlı bir evlat,
O çalışır çabalar olur sana hayrat,
Yâd edip hayır ile anarsa zevat,
Ecir yazılır hanene kat be kat.

Olmuş isen bir hayra vesile,
Sebep isen akan bir sebile,
Amelin bulmuşsa faydalı bir netice,
Yazılır her daim sevap hanene.

Bilmem, amel defterim dolar mı sevapla,
Hangi amelim hangi işim katılır hesaba,
Tek umudum kaldı, geride kalanlarda,
Ne olurdu kendim kazansaydım hayatta.

Nedir üstümdeki bu ses bu nefes,
Aydınlandı her yer, değişti adres,
El açmış dua ediyor kabrimde herkes,
Feyz doldu buralar, var bir mukaddes.

Ara sıra görülür bende bu haller,
Bazen sebeptir Fatihalar, Yasinler,
Güç veren, üzerimizde gezenler,
Müjdeler getirir devam eden ameller.

Allah’ım bu nasıl bir ses nasıl bir sallantı,
Yer gök dağıldı, taş kaya dayanamadı,
Dağlar bile pamuk olup yerlere atıldı,
Cesetlerimiz dehşetle dışarı fırladı.

Öncesinde duymadı kulak, görmedi göz,
Meğer anlatamamış bu günü hiçbir söz,
Şimdi ayan oldu, harlandı büyük köz,
Ne bir köşk kaldı, ne de tende bir öz.

İsrafil’in zamanı geldi üfledi sûra.
Kapandı dünya geçildi ebedi yurda.
Mizan kuruldu herkes kendi yolunda.
Korkulan, beklenen gün geldi sonunda.

Yağan yağmurla bedenler yeniden yeşerdi,
Dünyada iken ceset değil yerden ot biterdi,
Herkes aynı boyda aynı cüssede dengelendi,
Gelip geçen insanlık şimdi aynı karedeydi.

Bir anda belirdi etrafta ruhlar,
Genizden girip bedenle buluştular,
Uyanan bedenler yorgun ve şaşkındılar,
Serpildi hakikat ayan oldu tüm sırlar.

Gidiyoruz bölük bölük mahşer yolunda,
Gözde dehşetli bakış, yürekler ağızda,
Kapandı yalan kapıları, gerçekler ayyuka,
Üryan bedenler bencil, nefsi telaşında.

Anne, anne baba yabancı evladından kaçıyor,
Sahte dostlar, arkadaşlar arkasını dönüyor,
Elinde liste münadi tek tek gür sesle okuyor,
Sevaplar günahlar hassas teraziye konuluyor.

Etraf sıcak, her yerde bir hararet,
Yürekler titrek değişik bir kasvet,
Sözler tükenmiş, dillerde Allah’ım affet!
Halvet bitti, mal tükendi, pul oldu servet.

Lakin, bakın orada bir gölge var,
Oturanlar nurlu, onlarda bir bahar,
Sıra sıra etrafta dizilmiş kanatlı atlar,
Yürekleri sürurlu, kalpleri coşar.

Arşın gövdesi tam da orası,
Dünyada, müjdelerle anlatıldı,
Hani yedi sınıf insan vardı,
Hemen başladı mükâfatları.

Bir bir dağıtıldı amel defterleri,
Ne bir eksik ne bir fazla kelimeleri,
Titreterek bir nidayla geldi Oku! Emri,
Hesap görücü olarak bu gün sana kâfi.

Kâtip melekler hiçbir zerre atlamamış,
Ne var ne yok hepsi bir bir yazılmış,
Büyük küçük demeden hepsini saymış,
Tek bir itiraza bile mahal kalmamış.

Bakın hesaplar nasıl da hızlı görülüyor,
Uzuvlar dile gelmiş şahitlik ediyor,
Hak, boynuz bile olsa koça soruluyor,
Hesabı biten hayvanlar toprak oluyor.

İmrenerek bakıyor günahkârlar bu duruma,
Benim de bedenim toprak olup yok olsa,
Hesabım görülmeyip hatalarım sır olsa,
Din günü bu imtiyaz tanımaz sorguda.

İşte geldi bana, beklenen o hesap sırası,
İki melek tutup beni, bir anda fırlattı,
Gittiğim tarafta açıldı cehennem kapısı,
Aciz beden, lal dil ile görülmemiş bir korku sardı.

Gözlerim dışarı fırlamışçasına bir hal,
Ten sırılsıklam, kalmamış bende mecal,
Kalp atışım kızgın, feryatla celal,
İnsanlıktan çıktım bu nasıl bir eşkâl.

Odanın ortasına serilmiş zavallı bedenim,
Yaşadıklarım rüya olsa da gerçek çektiklerim,
Her sızıda ayrıldı tekrar bütün kemiklerim,
Hakikatte nasıldır? Malum olan bu gördüklerim.

Hani geri dönmek istermiş dünyaya her mevta,
Yükseltip sevapları, haliyle layık bir kul olmaya,
Ama izin verilmezmiş, uygun olmaz ilahi sınava,
Bu rüyam belki de bir şans benim için, anlayana.

İbret olsun bu satırlara şahsıma ve okuyana,
İmtihan şuurumuz, çaba ve gayretimiz kulluğa,
İbadet, hayır hasenat kalmasın son durağa,
Muradımız erişmek olsun o İlahi Lütuf’a.

Yayınlanma:
Düzenleme:

Şiiri Paylaşın
tweet facebook

3 kez okundu.

Ben Miyim Ölen Şiiri İçin Yorum Yaz...

Bu şiir hakkında henüz yorum yazılmamış.
İlk yorumu üstteki formu kullanarak yazabilirsiniz.

Benzer İsimsiz Şair Şiirleri:

Son Eklenen Şiirler: