add Şiir Ekle   user Şair Girişi    register Kayıt  

SAVRUK GELİN Şiiri

SAVRUK GELİN Şiiri

Bir ev yapıldı harcına sabır,
Harcına döküldü sessizlik.
Oymalı büfelerde saklandı gecenin en ince hüzünleri.
Derken geldi savruk gelin,
Topuklarında rüzgâr,
Kollarında savrulan fütursuz bir tebessüm.
Dokunduğu atlas perdelerin kıvrımını söktü,
Dedemin ter kokan seccadesini,
Sırf tavanın rengine uymuyor diye savurdu bahçedeki kuyuya.
Ağır kokulu gümüş gülleliği unuttu açık pencerede,
Oysa o gümüş, zamanı tutmak için parlatılmıştı,
Gelin geçip gitti.
Bıraktığı tek iz,
Kırık bir porselen tabağın üstünde unutulmuş yarım bir nar.

Ev küçüldü sonra, alçaldı tavanlar,
Hafifliğin yükünü taşıyamaz oldu eski duvarlar.
Kökler çürüdü bir köşede sessizce,
Beşikten esti en acı rüzgâr.

Sütü bu toprağa değmemiş vefasız torun,
Kucağına koydukları o ağır gümüş kaşığı
Tek bir çizik bile çekmeden fırlattı bir yabancının avucuna.
Eski fotoğraflardaki o yorgun gözlere baktı,
Bir taş parçasına bakar gibi…
Ne bir sızı duydu şakaklarında,
Ne de hakkını verdi adını taşıdığı o ihtiyar gölgenin.
Geçmişi bir katil gibi gömdü ceplerine,
Yürüdü,
Arkasına bakmadan,
Toprağın ahını çamuruna bulaştırarak.

Şimdi o eski evde,
Savruk gelinin unuttuğu narlar çürüyor zemin tahtalarında,
Vefasız torunun basıp geçtiği basamaklar ise inim inim…
Ne gelin bildi saklamanın kutsallığını,
Ne torun anladı hatırlamanın bir ibadet olduğunu.
İki kuşak arası bir yangın bu
Biri evi tutuşturdu hafifliğiyle,
Diğeri küllerini bile rüzgâra savurdu gidişiyle.

Yayınlanma:
Düzenleme:

Şiiri Paylaşın
tweet facebook

4 kez okundu.

SAVRUK GELİN Şiiri İçin Yorum Yaz...

Bu şiir hakkında henüz yorum yazılmamış.
İlk yorumu üstteki formu kullanarak yazabilirsiniz.

Benzer Ali Fırat Dicle Şiirleri:

Son Eklenen Şiirler: