Şiir şitesi, usta ve amatör şairlerin birbirinden güzel duygu dolu şiirleri...
A
B
C
Ç
D
E
F
G
H
I
İ
J
K
L
M
N
O
Ö
P
R
S
Ş
T
U
Ü
V
Y
Z
Son Eklenen Şiirler:
Çözüm Kalmadı
(13)
Yürek meydanından çekildim gayrı
Senin tarafında izim kalmadı!
İki büklüm oldum, büküldüm gayrı
Aşikâr eyledin, gizim kalmadı
Ne Allah'tan korktun ne de kullardan!
Kaç kez aştım o dikenli yollardan
Ben de Mecnûn gibi geçtim çöllerden
Yüzüne bakacak yüzüm kalmadı
Hicran yokuşunda kesildi nefes
Şimdi bir tutsağım, yüreğin kafes!
Beni ürkütüyor duyduğum her ses
Yokuşa dayandım, düzüm kalmadı
Bir ömür bekledim, bahar gelmedi
Kirpiğim sel oldu, yüzüm gülmedi
Hiçbir mendil gözyaşımı silmedi
Karakışlardayım, güzüm kalmadı
Düştüm, düşeceğim; tutmaz dizlerim!
Çektiğimi eşten, dosttan gizlerim!
Sana lâf-ı güzaf bütün sözlerim!
Dünyanın var'ında gözüm kalmadı
Ne desem boşuna, duymuyorsun sen!
Aşkın töresine uymuyorsun sen!
Hep saydırıyorsun, saymıyorsun sen!
Nefesim tükendi, sözüm kalmadı
Çok cefa eyledin Hakk'ın kuluna!
Beyaz bayrak çektim gönül dalına
Düş yakamdan gayrı, var git yoluna!
Her şeyi denedim, çözüm kalmadı!
İdrâkim kötürüm, hayal kurmuyor
Hiçbir nesne bana keyif vermiyor
Artık gönül gözüm seni görmüyor
Dilim acılaştı, hazzım kalmadı
Açık denizlere akın var akın!
Uzak limanlara yolculuk yakın
İsmimi bir daha hiç anma sakın!
Gelmesen de olur, lüzum kalmadı!
17 Ekim 2026/Trabzon
M. NİHAT MALKOÇ
AĞITLARIN DOĞDUĞU MEMLEKET
(29)
Ben ki gurbetin kahpe bahçesinde bile
Göğsümü gere gere, gür sesimle
Haykırabilirdim.
Ama bak işte, bugün buradayım,
Yarın kim bilir hangi meçhul patikada…
Azığım, giysim bir torbanın dibinde.
Yollara düşeceğim,
Durup dinlenmeden gideceğim.
Akıl kârı değil artık,
İnanmam, bir daha dönemem bu pınarın başına.
Yurtsuzum, kimliksizim bugün.
Hangi yurda adım attıysam
Bir anı bıraktım, bir sitem ektim toprağına.
Kör olsun gurbetin kalleş gözü
Memleketimin kokusundan, sesinden
Habersizim, çaresizim, yetimim…
Şimdi biri çıksa, tutsa elimden, sorsa
Dostum, şarkı mı, türkü mü ararsın
Derim ki Yok, gözlerine kurban olduğum, yok.
Şiirler zaten kanayan kalbimde dizim dizim.
Ben ağıtların doğduğu o helal yurdu ararım…
Bilemezsin,
Karlı, buzlu sınır boylarında
Kanadı kırılmış bir dağ kuşuyum ben.
Sarı yazmalı hüzünler kuşatmış dört yanımı,
Hangi göğe uçsam, sınır çıkar karşıma.
Açıp baksaydın göğsümün içine,
Görseydin kalbimdeki yangını,
Anlardın gökyüzüsüz, evsiz, dilsiz,
Ortadan bıçaklanmış yarım bir yaşamım.
Sen kendi avazına, kendi sevdana vurulmuşsun.
Ama ben…
Anamın ağıt yakan sesine vurulmuşum.
Memleketimin kan kokan yeşiline,
Hasret kokan kırmızı toprağına aşığım.
Ama neyleyim…
Neyleyim dostum.
08.06.2026
Al Sancağın Gölgesinde
(41)
Şan verdik tarihe, can verdik al rengine,
Yanar bu yürekler, aşkına ve ezgine,
Rastlanmaz cihanda, bayrağımın dengine,
Sığar mı hiç şanın, ne ufka ne engine?
Ay yıldızım parlar, kapkaranlık gecede,
Hilâlin nakşolur, yazılan her hecede.
Eğilir bu başlar, ancak ulu secdede;
Dalgalan al bayrağım, daima zirvede!
Oku ibretle tarihi, mânâlı olsun;
Göğsümüz gururla, yürek imanla dolsun.
Ecdadın emaneti, her kalpte yer bulsun;
Şanlı bayrağımıza, yer gök selam dursun!
Birlik azalırsa, yara açılır özde;
Ayrılık olmasın, kardeşlik olsun sözde.
Vatan aşkı her yürekte, sönmeyen közde;
Sevgiyle büyür, umut yeşerir her gözde.
Dalgalan bayrağım, vatanın her yerinde;
Layık olduğun yer, göklerin zirvesinde.
Şehitlerden emanet, milletin kalbinde;
Bu vatan payidar, senin şanlı gölgende!
İstiklalin nefesi, her gönlün özünde;
Hür yaşasın milletim, ebedî izinde.
İlelebet durasın, gençliğin zihninde;
Sonsuza dek bekçiyiz, özgürlük ülkünde!
Hasan ÇAPAR
Aynadaki Yüzüm
(29)
Durmaz ağlıyordu iki gözüm
Sordum kendi kendime bu ne hüzün
Dostsuz geçiyor gecem gündüzüm
Teselli oldu aynadaki yüzüm
Bir ben kalmıştım bende
Silinmişti gönlümden gelip geçende
Yalan hiç uğramadı şu dilime
Belkide bu yüzden aynadaki yüzüm kaldı dost diye
Bazen acı bazen tatlı yaşadık seninle
Bazen çocuklar gibi sevindik yüz yüze
Hiç bir zaman küsmedik birbirimize
Sırlarımız olmadı saklamadık ikimizde
Gizlemedin benden asla beni
Gösterdin yılların getirdiği çizgileri
Kar düşmüş saçlarımı solan tenimi
Günden güne çöken şu fani bedenimi
Aynadaki yüzüm,aramıza hiç yalan girmedi
Gördüğün gibi yansıttın beni
Benimle doğdun benimle öleceksin şimdi
Aynadaki yüzüm hakkını helal et emi
Meryem İşler
Altın Nesil Geliyor
(32)
Bu Gelen Asımın Nesli
Başlarında Beyaz Fesli
Kur'an Okur Hafız Sesli,
Altın Bir Nesil Geliyor!
Kemal DOĞANAY
GÜNEŞİ UNUTMAYANLAR
(36)
Suskunluğun göğsüne dizilen cümlelerin,
Kendi yankısından korkan şehirlerde
Yankılanan son çığlığıdır bu.
Korkunun gölgesinde büyüyen çocukların
Ekmeğe sürdüğü o masum umut,
Cellatların merhametine kalmayacak kadar
Kutsal bir direnişin adıdır.
Geceyi bölen sessiz adımların,
Toprağın altına gizlenmiş köklerin
Güneşe doğrulma ihtimali.
Eksik kalan yanlarımızın,
Dökülen son yaprakla fırtınaya fısıldadığı
O kadim antlaşma
Unutmamak,
Kaybolanın izini sürmek
Kanlı ellerin sildiği tarihi
Yeniden tırnaklarımızla yazmak.
Bütün yıkıntılara rağmen
Kalbimizde büyüttüğümüz o lekesiz gökyüzünün.
Aynalarda sırdaşını yitirmiş yüzlerin,
Karanlığın koynunda saklanan
O yorgun ama teslim olmayan bakışların.
Prangaların bile inceltemediği
O çelikten iradenin,
Zamanın pasına inat
Direncini koruyan adıdır.
Duvarlara çizilen yarım kalmış resimlerin,
Sokak aralarında çınlayan
Kayıp çocuk seslerinin.
Rüzgârın savurduğu küllerden
Yeniden doğan o kadim yangının
Teslim olmamak, gölgelere yenilmemek
Gecenin en zifiri anında bile
Şafağın söküşüne sadık kalmak.
Avuçlarımızda biriken o sıcak öfkenin,
Suskunluğun bendini yıkan
O büyük nehirlerin taşma vakti.
Bütün kırılmış dallarımıza,
Eksiltilmiş takvimlerimize rağmen
Toprağa düşen her tohuma sözümüzdür
Güneşi bu yıkıntıların arasından
Kendi ellerimizle doğuracağız.
Ben Seni Biliyorum
(41)
Ben dağların başında yolumu şaşırmışım
Dağların doruğundan kervanlar aşırmışım
Yağmursuz gecelerde çok sular taşırmışım,
Sen kimsin deme bana ben seni biliyorum.
En güzel günlerimde deryalarda gezerim
Kurtlar dağlarda ulur bense hile sezerim
Rüzgar çöllerde eser ben denizde yüzerim,
Sen kimsin deme bana ben seni biliyorum.
Kanadı kırık kuşlar gözünden akar yaşlar
Derdin biri bitmeden öteki dertler başlar
Bir ay gibi parlıyor gözdeki kalem kaşlar,
Sen kimsin deme bana ben seni biliyorum.
Sana kızarmıydım hiç maziden ibret alsam
O dağların başında bir gece senle kalsam
Özler miydin sen beni bir tatlı haber salsam,
Sen kimsin deme bana ben seni biliyorum.
Kelebeğin gönlünde hep çiçekler açıyor
Balıklar denizlerde çok ağlardan kaçıyor
Güneş doğduğu zaman bize ışık saçıyor,
Sen kimsin deme bana ben seni tanıyorum.
Karıncanın gözleri siyah beyazı görmez
Akıl yoksa insanda gelecek güne ermez
DOĞANAY'ım selamı öyle herkese vermez,
Sen kimsin deme bana ben seni biliyorum.
Kemal DOĞANAY
Kendimden Özür Diliyorum
(27)
Ben yük olmadım kendim başka kimseye
Derdimi kederimi hep döktüm içime
Gözyaşlarımı kendim sildim ellerimle
Yaralı kalbimle sığındım gecelere
Kimseyi incitmedim kendimi incittiğim kadar
Kimseyi kırmadım kendim kırıldığım kadar
Hep sabır diledim geçecek diye zor anlar
Ne çok kandırmışım kendimi geçip gitmiş zamanlar
Ne zaman saçlarıma ak yüzüme çizgiler düştü
Omuzlarımdaki yük yüreğime çöktü
Bir ömürlük canım bana küstü
Şimdi kendimden özür diliyorum
Yorgun kalbim seni çok seviyorum.
Aşk Olsun Sana!
(37)
Hasret yangınında küle döndürdün!
Aşk olsun, aşk olsun; aşk olsun sana!
Kuruyan kirpiği sele döndürdün!
Aşk olsun, aşk olsun; aşk olsun sana!
Gönül ülkesini talan eyledin!
Onca hakikati yalan eyledin
O pamuk elleri yılan eyledin!
Aşk olsun, aşk olsun; aşk olsun sana!
Kalpte yediveren güldün sevdiğim!
Gönül dağlarında göldün sevdiğim!
Menzile götüren yoldun sevdiğim!
Aşk olsun, aşk olsun; aşk olsun sana!
Merhamet bilmezsin, yoktur insafın
Kötülerin safı olmuştur safın
Dipsiz kuyulara çeker girdabın
Aşk olsun, aşk olsun; aşk olsun sana!
Senin olmayanı murat eylersin
Hicran ateşini sırat eylersin
Ne ektiysen onu hasat eylersin
Aşk olsun, aşk olsun; aşk olsun sana!
Seni sevdiğime pişman eyledin!
Dünümü bugüne düşman eyledin!
Cümle hakikati güman eyledin!
Aşk olsun, aşk olsun; aşk olsun sana!
Çile çektirmeye hiç doymadın ki!
Sadece işittin, hiç duymadın ki!
Ayak uydurmadın, hiç uymadın ki!
Aşk olsun, aşk olsun; aşk olsun sana!
Sensiz öğle vakti gecedir bana!
Hicranın bir uzun hecedir bana!
Huzur uğramıyor nicedir bana!
Aşk olsun, aşk olsun; aşk olsun sana!
Tükenir ışığın, sönersin bir gün!
O kibir tahtından inersin bir gün!
Gittiğin diyardan dönersin bir gün!
Aşk olsun, aşk olsun; aşk olsun sana!
15 Ekim 2026/Trabzon
M. NİHAT MALKOÇ
https://www.youtube.com/watch?v=UetbU_BxhHo
Kalemim Saklı Deniz
(51)
Bir deniz saklı içimde, akşam iner, yüzün çekilir,
Dalgalar suskun, kıyılar sana özlem biriktirir.
Her gece kalemime düşer gözlerin,
Bir mavi sızar kâğıda, sustukça derinleşir içim.
Mürekkebimden taşar bazen sevdan,
Bir damla düşer, bin dalga olur.
Sana söyleyemediğim ne varsa,
Her satırda kıyıya vurur.
Ben seni biraz gökyüzüne,
Biraz da denizin mavisine sakladım.
Ne zaman içimden bir şiir geçse,
Kelimelerle sana yol aldım.
Her damlasında aşk, her satırda sen,
Kıyısız bir sevdaya dönüştüm yeniden.
Kurursa kalemim, silinirse yazdıklarım,
Deniz coşar, içimde yaşar; adınla adım.
Serkan sebepsizceaşk
Ah Be Kanka, Bu Ne Hâl
(56)
Ah Be Kanka, Bu Ne Hâl
Ah be kanka, nereye gidiyor dünya? Herkes mutlu görünüyor, dönüp bakınca. Yüzlerde gülücük, gönüllerde yara,
Nerede insanlık, nerede vefa?
Bir selfie uğruna hayatlar sahte, Herkes alkış peşinde, herkes şöhrette. Beğeniler olmuş sanki yaşamın özü, Kaybolmuş insanların kalbindeki özü.
Yoksulun hayali bir gün yükselmek, Zenginin derdi daha çok elde etmek. Unutulmuş merhamet, unutulmuş sevgi, Menfaate dönüşmüş dostluğun rengi.
Ah be kanka, bu ne hâl böyle
Kim doğru söylüyor, kim inanır söze
Sevgi sahte olmuş,
Dostluk menfaat, İnsanlık kaybolmuş,
Fatma Duran
BİR BAŞKA DÜNYADA...
(27)
Hangi yıldıza baksam
bir parçam düşer karanlığa.
Göğsümde unutulmuş bir yara,
zamanın dişinde bilenir.
Sen gittin…
Çekildi evrenden gündüzün ışığı,
kuşlar sustu.
Masamda soğumuş bir çay,
bardağın kenarında parmak izin…
Ben o küçücük izde
koca bir ömrü uğurladım.
Yine geliyor bahar
Her çiçek açışında
içimde sana ayrılmış
bir dalı kırıyorum.
Ya yıllardır susturduğum o çocuk
bir gün ansızın
sana koşmak isterse…
Söyle,
insan kendi yıkımını
nasıl yuvası beller…
Şimdi yoksun.
Ama ne tuhaf
yokluğun bile senden yana…
Ve ben,
kendi denizimi
gömdüm içime.
şiirsitesi.com