Şiir şitesi, usta ve amatör şairlerin birbirinden güzel duygu dolu şiirleri...
A
B
C
Ç
D
E
F
G
H
I
İ
J
K
L
M
N
O
Ö
P
R
S
Ş
T
U
Ü
V
Y
Z
Son Eklenen Şiirler:
Bir Umuttur Yaşamak
(16)
Umut fakirin aşı
Bir umuttur yaşamak
Yâr yârânı yoldaşı
Bir umuttur yaşamak
Kulluk bilinciyle dol
İnancına teslim ol
Rahmân'ın rahmeti bol
Bir umuttur yaşamak
Duâlar ede ede
Ümmet-i Muhammed'e
Hiç ben deme âmme de
Bir umuttur yaşamak
Hep iyilik düşü kur
Hayır için dağıt dur
Birlik kuvvet doğurur
Bir umuttur yaşamak
Garibin köy köy il il
Kurula yaşını sil
Dost arkadaş kardeş bil
Bir umuttur yaşamak
Rencide ayıp etme
Hibeyi sayıp etme
Katiyen kayıp etme
Bir umuttur yaşamak
Muhtaca kol kanat ger
Sadakanı saklı ver
Belâları def eder
Bir umuttur yaşamak
El uzat ehl-i derde
Paylaş gördüğün yerde
Her kesimden her ferde
Bir Umuttur yaşamak
Sabır sebâtla karıl
Selâmetlik sev sarıl
Ne kız ne küs ne darıl
Bir umuttur yaşamak
Anılma anma bile
Yaptığın yardım ile
Rızâ-yı Bâri dile
Bir umuttur yaşamak
Rûh kuşuna ten kafes
Sayılıdır her nefes
Allah bes bâki heves
Bir umuttur yaşamak
Müslüman Türk özüyle
İtimatlı sözüyle
Tûrâncılık gözüyle
Bir umuttur yaşamak
Duyur cümle cemine
Yay Küre-i Zemîn'e
Tüm İslâm Âlemi'ne
Bir umuttur yaşamak
Şerif; mânâsı derin
Sözü er oğlu erin
Reis Sedat PEKER'in
Bir umuttur yaşamak
16 Ağustos 2025
İzmir
Reisnâme
(13)
Bin dokuz yüz yetmiş yılında, Sayın
Reis Sedat Peker Ağabeyimiz
İlk günü doğmuştur sonuncu ayın
Reis Sedat Peker Ağabeyimiz
Değil diye çeyreğiyle yarıyla
Destekliği destan bütün varıyla
Yay burcu tevellüd itibarıyla
Reis Sedat Peker Ağabeyimiz
Âşikâr ne soyu ne sopu gizli
Dağıstan asıllı Karadenizli
Şeyh Şâmil misâli Kafkas benizli
Reis Sedat Peker Ağabeyimiz
Cedd-i pâki göç kararı vereli
Anadolu toprağına ereli
Rize eşrafından Kalkandereli
Reis Sedat Peker Ağabeyimiz
Sadâkatle bağlı devlete dine
Kalbinin kapısı kapalı kine
Mensup Yamakoğlu Sülâlesi'ne
Reis Sedat Peker Ağabeyimiz
Merdlere gül nâmerdlere çalıdır
Hemi zakkûm hemi zeytin dalıdır
Adapazarı'ndan Sakaryalıdır
Reis Sedat Peker Ağabeyimiz
Nasîbdâr yankılı feryâd sesinden
Ağzı var da dili yoklar besinden
Çaybaşı Yeniköy Mahallesi'nden
Reis Sedat Peker Ağabeyimiz
Büyüğe hürmette kusuru yoktur
Küçüğe izzet-i ikrâmı çoktur
Sanmayın komşusu aç iken toktur
Reis Sedat Peker Ağabeyimiz
Babası nâmıyla düşse de dile
Dost kardeş arkadaş gariban ile
Hakkaniyetlidir düşmana bile
Reis Sedat Peker Ağabeyimiz
Karşılıksız esen yardım yelidir
Düşkünlerin uzandığı elidir
Mümkün mertebede fâidelidir
Reis Sedat Peker Ağabeyimiz
Bir araya gelse iki kâinat
Cömert vâridâtlı cimriye inat
Fedâkâr her hâlükârda kol kanat
Reis Sedat Peker Ağabeyimiz
Hayır hasenâtı infakı bitmez
Mazlûma yakındır uzağa itmez
Zâlimin huyuna suyuna gitmez
Reis Sedat Peker Ağabeyimiz
Mütevâzılıktan usanıp bezmez
Gurura kapılıp böbürlü gezmez
Zengini kollamaz yoksulu ezmez
Reis Sedat Peker Ağabeyimiz
Ahdine sâdıktır yalayıp yutmaz
Doğruyu savunur yanlışı tutmaz
İyiliği kötülüğü unutmaz
Reis Sedat Peker Ağabeyimiz
İntikamı hazzetmeyen özüdür
Ödeşmek âdetten yaygın sözüdür
Özü sözü birin iki gözüdür
Reis Sedat Peker Ağabeyimiz
Saymaksızın servetini saçmıştır
Yediden yetmişe kucak açmıştır
Ne ayni ne nakdi sarftan kaçmıştır
Reis Sedat Peker Ağabeyimiz
Tekrarlatıp tek ricâyı bıktırmaz
Darlananı ferahlatır sıktırmaz
Omuzuna yaslananı yıktırmaz
Reis Sedat Peker Ağabeyimiz
İmkân sağlayarak zor kolaylaşır
Cümle mahlûkâta merhamet taşır
Sırf Rıza-yı Bârî için paylaşır
Reis Sedat Peker Ağabeyimiz
Ne gafil kavlini kâle almıştır
Ne de gaflet uykusuna dalmıştır
İnandığı davayla kök salmıştır
Reis Sedat Peker Ağabeyimiz
Ne hak yemiş ne de yiğit vurmuştur
Haksızlığın karşısında durmuştur
Haklıların gönlünde taht kurmuştur
Reis Sedat Peker Ağabeyimiz
İster baş başalık belâdır bilin
İster yan yanalı resimler silin
Yanında baş tacı seksen bir ilin
Reis Sedat Peker Ağabeyimiz
Konuşan konuşsun ileri geri
Sâbit-kadem vakt-i evvelden beri
Halk nezdinde Hak eridir Hak eri
Reis Sedat Peker Ağabeyimiz
Türk Birliği ülküsünde durandır
Meşhur mefkûresi malûm Tûrân'dır
Ne kuruntu ne boş hayâl kurandır
Reis Sedat Peker Ağabeyimiz
Atatürk misâli giyimi şıktır
Karartılan geleceğe ışıktır
Ay yıldızlı al bayrağa âşıktır
Reis Sedat Peker Ağabeyimiz
Lakap gibi lanse edilse bile
Tescilli mahkeme kararı ile
İsmiyle müsemmâ pelesenk dile
Reis Sedat Peker Ağabeyimiz
Kadr-ü kıymet hatırşinasa verir
Kıskancın içinin yağları erir
On dört ayar altın tespih gönderir
Reis Sedat Peker Ağabeyimiz
Sair borusunu öttürüp çalmaz
Kimseden talimat ve akıl almaz
Az uyur çok okur fikirsiz kalmaz
Reis Sedat Peker Ağabeyimiz
Gurbete hevâsı hevesi yoktur
Sılada yolunu gôzleyen çoktur
Hâsılı hassaten hasrete toktur
Reis Sedat Peker Ağabeyimiz
Güvendiği ne paradır ne puldur
Duâcısı öksüz yetim ve duldur
Muhammed'e ümmet Allah'a kuldur
Reis Sedat Peker Ağabeyimiz
"Yaşam Boyu Onur Ödülü" vardır
Gücü nispetinde yardımcı yârdır
Takdire şâyânlık alâkadârdır
Reis Sedat Peker Ağabeyimiz
Tevâzû sahibi şiârı bilen
Kibri dilim dilim âdeta dilen
"Hayırsever İş İnsanı" seçilen
Reis Sedat Peker Ağabeyimiz
Kırmızı çizgisi şerefi şanı
Dikkati celbeder saygınlık yanı
Âlemşümûl "Dünya Türklük Hakanı"
Reis Sedat Peker Ağabeyimiz
Korkuyu korkutan mangal yürekli
Eski lügat tabiriyle ürekli
"Bir umuttur yaşamak" der sürekli
Reis Sedat Peker Ağabeyimiz
Sınırsız sayıda nasıl sayayım
Hangi hibesini yazıp yayayım
"Adam!" Kısacası uzatmayayım
Reis Sedat Peker Ağabeyimiz
Şerif'im aşk göğsümde sol yanımın
Şiirdir cânânı şâir canımın
Sulbü Ahmet Bey'le Meryem Hanım'ın
Reis Sedat Peker Ağabeyimiz
20 Mart 2026
İzmir
Soğanla Yarışa Girdi Patates!
(32)
‘Benim senden ne eksiğim var’ deyip,
Soğanla yarışa girdi patates!
‘Bugün iyi günler, yarın gör’ deyip
Soğanla yarışa girdi patates!
Patates manavda yer beğenmedi!
‘Soğandan aşağı kalamam’ dedi!
Bugünlerde pek moda ‘su diyeti’!
Soğanla yarışa girdi patates!
'Patates kaç lira', soran sorana!
Dertlenip kalbini yoran yorana!
Bu anlamsız yarış kıran kırana!
Soğanla yarışa girdi patates!
On beşken elli’yi gördü mübarek!
Fakire darbeyi vurdu mübarek!
Zengin sofrasına girdi mübarek!
Soğanla yarışa girdi patates!
Yakında yetmişi görecek gibi!
Sinirlerimizi gerecek gibi!
Borsa İstanbul’a girecek gibi!
Soğanla yarışa girdi patates!
Yürü patatesim, kim tutar seni!
Alımı güçleşir, zorlar keseni
Bu filmi çok gördük, değildir yeni!
Soğanla yarışa girdi patates!
Karakış gelince yüz’ü bulacak!
Fakir seyredecek, zengin alacak!
Aracı eteği ziller çalacak!
Soğanla yarışa girdi patates!
Patates manavda yaparken nanik,
Nasıl olmasın ki emekli panik?
Maça başlamadan bir sıfır yenik!
Soğanla yarışa girdi patates!
Önümüz uçurum, arkamız bayır!
Garip gurebayı Yaradan kayır!
Bu yarışın sonu değildir hayır!
Soğanla yarışa girdi patates!
16 Temmuz 2026/Trabzon
M. NİHAT MALKOÇ
Ağrı Dağı
(43)
Sen Osmanlı başında bir kutlu sorguç...
Sen ki yurdun bağrında yıkılmayan burç...
Taşısın en nadir, Türk'ün tacının.
Cüzüsün en güzel, Kürt dağlarının.
Sen benimsin, bizimsin ey yüce zirve.
Selçuklu'nun mirası evvelden bize.
Ne diye sarmalar karlar başını?
Yalnız komaz seni halkımın kanı.
Mıh misal eylemiş seni Yaradan,
Kondurmuş sırtına Anadolu'nun.
Serlevha gibisin belki de şarkta.
Haykırır varlığın "sancak ayakta!"
Eylemez bu devlet gayrısına yar
Sen gibi bir yari geçse asırlar.
Sen dik dur rüzgârlar göğsüne essin.
Sen ki tek başına Kafkasa denksin.
Ey başını bulutlar sarmış güzel dağ.
Uyan da hasmına ateş olup yağ!
Sindirmek mümkün mü yiğitlerini?
Ağrılı, Iğdırlı pak erlerini?..
Çalmak isterse de seni bir cüce.
Haddine mi düşman basa zerrene?
Değil sen, bir taşın yeter yutmaya
O kukla diyarı tek bir lokmada.
Ey cebel, ey heybet timsali cevher.
Sulamış toprağın binler binler er.
Vatansın, içimde kaynayan volkan!
Üzülme sökecek elbet, yakın tan!
Muhammet Baran ASLAN (Baranî)
Tâlihim
(29)
Bir ak gün yüzünü bana çok gördü
Zindândan ziyâde kara tâlihim
Bilseniz başıma kaç çorap ördü
Açtı kapanmayan yara tâlihim
Mâkûsluğu can evimden vuralı
Tebdilim şaşalı aklım duralı
Buymuş gibi ömrühayat kuralı
Düşürdü her fırsat dara tâlihim
Satışa sunulsa bitpazarında
İkinci elcinin âh-u zârında
Etmez ederiyle kul nazarında
Ne üç kuruş ne beş para tâlihim
Şerif'e zulmetti geri kalmadan
Merhametin kapısını çalmadan
Soluk aldırmadı soluk almadan
Vermedi kat'iyen ara tâlihim
16 Temmuz 2026
İzmir
Hoş Geldin Cennetim
(38)
Bir gülüşünde binlerce söz gizliydi,
Gözlerinin ışığı gönlüme yollar çizdi.
Şimdi sen geldin ya hayatıma,
Nefesim oldun, ömrüm oldun, en güzel duama.
Aşkımız aynı dualarda filizlendi,
Diller sustu, kalpler sessizce dillendi.
Kara sevdam, alnıma yazılmış en güzel kader,
Gül kokan teninde ruhum yeniden can bulur her sefer.
Karanlık gecelerim sabaha dönüştü,
Sığındığım liman, yuvam, huzurum oldun.
Hoş geldin cennetim, hoş geldin sevgilim,
Gönlümün hiç solmayan baharı, ömrümün en güzel mevsimi oldun.
Çapraz Dörtlükler-4
(39)
HİCRAN KAFESİNDEYİM!
Uzağına düşmüşüm, hicran kafesindeyim
Şayet merak edip de sorarsan nerdeyim ben!
Sana senden yakınım, sıcak nefesindeyim
Şimdi kahkahaların sustuğu yerdeyim ben!
GÜL’ÜN GÜL HATIRINA
İçimde sana dair bir tohum filizlenir
Seni yazdım bir ömür, kalbin her satırına
Olmuşlar, olacaklar yüreğimde gizlenir
Dikenleri büyüttüm gül’ün gül hatırına
O KOCAMAN GÖZLERİN!
Sen kurum satıyordun ben karşında erirken,
Alaycı gülüyordun incitirken sözlerin
Başkasının tozunu dev misali görürken,
Hâlâ görmedi beni o kocaman gözlerin!
BEN UZAKTAN BAKARKEN…
Onunla dip dibeydin ben uzaktan bakarken,
Bir ömür hep kıskandım yakınında olanı!
Gözlerim gözlerinde, hasret beni yakarken…
Bir ömür affetmedim, seni benden çalanı
YAKARSIN KEREM GİBİ!
Keyif aldığın belli, niyetlisin yakmaya!
Hasretin nâr-ı cahim, yakarsın Kerem gibi!
Bir ömür mahkûm muyum uzağından bakmaya?
Varlığın sadra şifa, yokluğun verem gibi!
HASRETİN PAZARINDA
Müşterisiz kalmışım hasretin pazarında
Denizini kaybetmiş susuz balık gibiyim!
Kıymet-i harbiyem yok senin gül nazarında
Herhangi biriyim ben, kalabalık gibiyim!
M. NİHAT MALKOÇ
Gel gidelim bu dünyadan
(46)
Huzuru yok Sefası Yok
Gel gidelim Bu dünyadan
Bu dünyanın Vefası Yok
gel gidelim bu dünyadan
Ecel bize bakmamışken
Ölüm canı yakmamışken
Can bedenden çıkmamışken
Gel gidelim bu dünyadan
Uymayalım yalanlara
Bizi bizden alanlara
Selam olsun kalanlara
Gel gidelim bu dünyadan
Uymayalım yalanlara
Bizi bizden alanlara
Selam olsun kalanlara
Gel gidelim bu dünyadan
Dağlar denizler aşalım
Gökyüzünde kavuşalım
Bi Rüyada buluşalım
Gel gidelim bu dünyadan
Bi tek sen ol kalbime yar
Gel gezelim diyar diyar
Bu dünyanın ötesi var
Gel gidelim bu dünyadan
Uymayalım yalanlara
Bizi bizden alanlara
Selam olsun kalanlara
Gel gidelim bu dünyadan
Uymayalım yalanlara
Bizi bizden alanlara
Selam olsun kalanlara
Gel gidelim bu dünyadan
Ne çölleri ne denizi
Kalmasın gönülde izi
Dünya ayırmadan bizi
Gel gidelim bu dünyada
Uymayalım yalanlara
Bizi bizden alanlara
Selam olsun kalanlara
Gel gidelim bu dünyadan
Çare Yok
(68)
Kalbimde yaralar ayrılık nişanesi
Nerdesin sevgilim ben aşkın divanesi
Yağdı bu yollara yağmur gibi gözüm yaşı
Onlar bu kalbimin iniltisi nalesi
Soğuktur buralar sen gitdiğin o günden
Ben seni nasıl çıkarayım yüreğimden
Sen yoksun sevgilim yollarda avareyim
Hasretden yandım ben derdinden viraneyim
Bu gece rüyama gel tut ellerimi
Sen benim sevgilim sen benim habibim
Çare yok derdime gel benim tabibim gel
Nolur son bir defa göreyim yüzünü
Sensiz bu derdimin yok ki bir çözümü
Yandı bu yüreyim gel söndür közümü gel
15 Temmuz Ruhu
(52)
Gecenin şavkı vurdu seherin aynasına
Gökler bile ağladı mazlumların yasına
Zilletin çukurunda izzet seçti yiğitler
Ölümsüz olmak için serden geçti yiğitler
Temmuzun şafağında boy verdi kardelenler
Canlarından vazgeçti, vatanı can bilenler
Gönül gönderimizde dalgalandı sancaklar
İnsanlıktan çıkmıştı çukurlaşmış alçaklar
Vatan için ölmeyi şeref bildik, şan bildik
Yenilen kurşunları ebedî nişan bildik
O gece gonca güle batırdılar dikeni
Hak yerle yeksan etti kâbus gibi çökeni
Kimi sahte şeyhini kimi Rabbini andı
Mazlumların âhından yürekler parçalandı
Masmavi göğümüzü kara bulutlar sardı
O gece ön saflarda Âsım’ın nesli vardı
Unutulmaz o gece, içimizde yer etti
Yiğitler vatan için göğsünü siper etti
Hain gözüyle baktık, hainlere uyana
Bir öldük bin dirildik Malazgirt'ten bu yana
Mazlumların duası bizlere kalkan oldu
Gün doğdu seher vakti, bir mübarek tan oldu
Taşıdıkları iman, gönüllerde yaldızdı
Hilâlin kucağında her biri bir yıldızdı
Uzayıp durdu gece, şeb-i yeldâ misâli
Yiğitler bayram saydı, Yaradan'a visali
Göklerden yankılandı, mazlumların âhları
Rabbim aşikâr etti o gizli tezgâhları
İlk kez tecrübe ettik, temmuzda üşünürmüş
Dost görünen düşmanlar hıyanet düşünürmüş
Haydutlar gece tuttu, köprünün başlarını
Geç de olsa anladık, timsah gözyaşlarını
Eşkıya indi şehre, gönüller bîzâr oldu
Ruhlar ölümsüzleşti, mekânı gülzâr oldu
Gözümüzde canlandı Ebrehe'nin filleri
Dersini alıp gitti, ihanet mahfilleri
Fitnenin oku değdi vefanın yüreğine
Taş koyduk hainlerin küresel ereğine
Mimsiz medenîlerce bir tuzak kurulmuştu
O gece aziz millet sırtından vurulmuştu
Bülbülün harimine akbabalar dadandı
Canından geçmiş canlar, vatanına adandı
Memleketin üstüne çöktü kara dumanlar
Avucunu yaladı, şerden hayır umanlar
Yurda bomba yağdırdı, çelik kanatlı kuşlar
Boğdu isyankârları, gözlerden akan yaşlar
O gece gördü millet, düşmanın hilesini
Düşüremedi zalim, imanın kalesini
Şehit kanına bedel, vatandır helâlimiz
Güneşe selâm durdu, gönderde hilâlimiz
Bayrağı düşürmedi, o gece erlerimiz
Bir büyük destan yazdı, yiğit Ömerlerimiz
Kindar arya dev gördü, düşmanın habbesini
Korudu aziz millet, vatanın kubbesini
Esti bir deli rüzgâr, şafağa ateş düştü
Türkiye sofrasından çakallara leş düştü
Kula kulluk etmedik, yalnız Hakk'a maildik
O gece aziz yurda hepimiz İsmail'dik
Hürriyetin yolunda canımız talan oldu
Eşkıyanın kurduğu hayaller yalan oldu
Hakikat davasında boyun eğmedik güce
Ezanlar ve salâlar yankılandı o gece
Ya olur ya ölürdük, halisti niyetimiz
Kızıyla kızanıyla şahlandı milletimiz
Tespih gibi dizildik imame etrafında
Milletçe kenetlendik hakikatin safında
Bağrı yanık anadan evlâda son bakıştı
Ölümsüzleşti yiğit, bayrak ona yakıştı
Fecirden ışık umduk, gecenin duldasında
Yeni güne uyandık, şehitlerin yasında
Başaklar vurgun yedi, kâbusa döndü rüya
Mübarek alınlardan geceye düştü ziya
Cehennemi harladı, temmuzun kızgın eli
İki yüz elli canla ödendi yurt bedeli
Mazlumların gözünde ışık olduk, fer olduk
Batı'nın kuklasına karşı muzaffer olduk
O gece zehir olduk kanımızı içene
Hakkımız helâl değil Türk'e kefen biçene
Topların namluları üstümüze çevrildi
Külünden doğdu anka, gece güne evrildi
M. NİHAT MALKOÇ
15 Temmuz
(69)
Kimi aslan doğurur kimi sırtlan.
Kimi helal yedirir kimi haram.
Şehadetle şeref buldu nice can.
O gece yine millet galip geldi.
Kurşunlar kahraman göğüsler deldi.
Bir güruh musallat oldu ülkeme.
Yâd ettikçe yanmada gönül yaram.
Ne bildiler din, iman ne de töre.
O gece ay ve hilal dile geldi.
Hürriyet kanla ödenmiş bedeldi.
Hudutlara yığılmışken cellatlar
Dedi ümmet "ben böyle oturamam!"
El açtı iki büklüm ihtiyarlar.
Tüm dünya kor kor oldu, tava geldi.
Dualar düşmanları boğan seldi.
İpler gerildi, kuklalar oynadı.
Gayrı ben de ölüm olsa susamam!
Bir delinin peşinde binler yandı.
İhanet şebekesi dize geldi.
O gün biz fırtınaydık, onlar yeldi.
Batı'ya kaçtı Batı'nın itleri.
Huyudur, gireni terletir hamam.
Giydi bak pehlivanlar kıspetleri
Köksüz yozlar bir bir kündeye geldi.
Aşk-ı vatan mazlum yürekler deldi.
(Baranî)
(K)Alemlerin Sancısı
(48)
15 Temmuz Şehitlerine rahmet ve hürmetle...
Habil'e nefret kustu, diş biledi Kabiller
Okçular Tepesi'nde şölen vardı o gece
Çağın Ebrehe'sini taşladı ebabiller
Hançeremin ucuna saplandı iki hece
Nemrut'un ateşinde güle dönüştü küller
O gece helâlleşti evlât, baba ve ana
Bayrağın gölgesinde binler olduk birlerle
Akrep zehir akıttı; kadrana, yelkovana...
O alev yağmurunda çoğaldık tekbirlerle
Hilâlin şavkı düştü Boğaziçi'nde kana
Kan sızınca toprağa, gönderdeki al olduk
Gamze içine çekti, kirpiklerdeki nemi
Etmedik kula kulluk, Yaradan'a kul olduk
Mazlumların gözyaşı harladı cehennemi
Meyve verdik o gece, köke lâyık dal olduk
O gece can evini bir akkor yaktı sanki
Hayrı muştuluyordu âlemlerin sancısı
O gece yücelerden bir çift göz baktı sanki
Destanlara gebeydi kalemlerin sancısı
O gece asumandan yıldızlar aktı sanki
Kökü kuruyasıca hain planlar kurdu
Yiğitler yola düştü, kutlu bir akın oldu
Gözü pek serdengeçti, tankın önünde durdu
O gece yakın uzak, uzaklar yakın oldu
Ölümü öldürenler, korudu aziz yurdu
O gecede baykuşlar, yurdumuza dadandı
Alevlere atıldık, temmuzun sıcağında
Bundan ötesi yoktu, söz konusu vatandı
Millet tek yürek oldu, yurdun dört bucağında
Vatan, millet ve bayrak yüreklerde atandı
Ömer Halisdemir'im zalime kurşun sıktı
Verdik omuz omuza, geçilmez bir sur olduk
Fatih'in torunları zulmün bendini yıktı
Şahadete yürüdük; volkan olduk, kor olduk
Dağıldı karanlıklar, geceden fecir çıktı
M. NİHAT MALKOÇ
Yayınlandığı Yer: Yüzakı Dergisi/ Temmuz 2021
şiirsitesi.com