Şiir şitesi, usta ve amatör şairlerin birbirinden güzel duygu dolu şiirleri...
A
B
C
Ç
D
E
F
G
H
I
İ
J
K
L
M
N
O
Ö
P
R
S
Ş
T
U
Ü
V
Y
Z
Son Eklenen Şiirler:
Türklerin Vatanı
(14)
Her Türkün iki vatanı vardır.
Ana Vatanı ve Ata Vatanı.
Ana Vatanı; Türkiye.
Ata Vatanı ; Türklerin doğup yaşadığı yerdir.
Bunu her Türk bilmeli ve kabul etmelidir.
Kemal DOĞANAY
Buralara Bahar Geldi
(27)
Nihayet buralara bahar geldi.
Her yer rengârenk.
Yazdan kalan bir gün sanki,
Kuşlar ötüyor hep aynı ahenk.
Ağaçlar giyinmiş yeşili,
Her biri ayrı bir renk tonu.
Sanırsın kucaklıyor birbirlerini.
Bir ana, bir evlat gibi.
Toprak uyanmış uykusundan,
Yorgun ve bitkin.
Sanki bir asır geçmiş üstünden,
Oldukça sessiz ve sakin.
Güneş usulca değiyor yüzlere,
Kuşlar şarkılar söylüyor.
Rüzgâr yavaş yavaş estikçe,
Yapraklar birlikte dans ediyor.
Meğer bahar yalnız çiçek değilmiş,
Yeniden doğmakmış günlere.
Umutlar tekrar yeşerdikçe,
Belki buluşuruz başka mevsimlerde.
Kaderini Aşamazsın
(18)
Bazen dağları aşarsın
Kaderini aşamazsın
Kıymetini bil bugünün
Belki yarın yaşamazsın
Bugün kuş gibi uçsan da,
Etrafa neşe saçsan da,
Menzile yollar açsan da
Belki yarın koşamazsın
Hastalık büker belini
Oynatamazsın elini
Kullanamazsın dilini
Keder basar, coşamazsın
Hüzünlere gark olursun
İşlemeyen çark olursun
Sokaklara terk olursun
Dolarsın da, taşamazsın
Sınırı aşar hüzünler
İçinde yaşar hüzünler
Yürekten taşar hüzünler
Dolar kabın, boşamazsın
Rutin olur istisnalar
Kapını rüzgârlar çalar
Güz misali benzin solar
Bu hâline şaşamazsın
Kirpiğinde boran olur
Sanma ki bir soran olur
Su tutanlar, çıran olur
Ateşini eşemezsin
25/05/2026-Trabzon
M. NİHAT MALKOÇ
Filistinli Yavrular
(33)
Filistinli Yavrular
Bir çocuğun gözlerinde korku
Yıkılmış duvarların arasında
Oyuncak yerine taş tutuyor elleri,
Gökyüzü bile ağlıyor Melekler duada
Annesinin sesi yarım kalmış gecede,
Babası sessiz bir dua olmuş enkazda.
Küçücük yürekleriyle çığlıklar içinde
Dünyanın sustuğu yerde
Ey mazlum yavrular,
Sizin gözyaşınız insanlığın imtihanıdır.
Bir lokma ekmeği paylaşan küçücük elleriniz,
Bizlere merhameti yeniden hatırlatır.
Bir gün mutlaka gelecek huzur
Korkular bitecek, susacak zalimler
Mazlumlar yeniden huzur bulacak
Toprak kokusunda özgürce koşacaklar
Allah yardımcınız olsun ey masum yavrular,
Dualarımız göğe yükseliyor sizin için.
Dünya unutsa da,
Mazlumun ahını Rabbimiz unutmaz.
Fatma aduran
Hiçbir Şeyin Tadı Yoktur
(25)
Sensiz bu fâni dünyada
Hiçbir şeyin tadı yoktur
Ha hakikat ha rüyada
Hiçbir şeyin tadı yoktur
Ne huzur var ne de neşe
Yürüyoruz düşe düşe
Hüzne boyanmış her köşe
Hiçbir şeyin tadı yoktur
Kalmadı hayatın gizi
Taşıyor elem denizi
Yaz bitti, boyladık güzü
Hiçbir şeyin tadı yoktur
Her başlayan bitti gayri
Bir el bizi itti gayri
Sona geldik, yetti gayri
Hiçbir şeyin tadı yoktur
Üstümüze çöktü gece
Hep'ten yürüyoruz hiç'e
Çoktan söylendi son hece
Hiçbir şeyin tadı yoktur
Kırılmıştır direğimiz
Issız kalmış yüreğimiz
Kalmamıştır ereğimiz
Hiçbir şeyin tadı yoktur
Nere gitsek dönüşü yok
Yokuşların inişi yok
Gözyaşının dinişi yok
Hiçbir şeyin tadı yoktur
Düşlerimiz olmuş kömür
Demini almıştır ömür
Meğer böyle imiş emir
Hiçbir şeyin tadı yoktur
Koyu siyah renklerimiz
Beyhudeymiş cenklerimiz
Çoktan göçtü denklerimiz
Hiçbir şeyin tadı yoktur
İçi boşalmış yılların
Dönüşü yoktur yolların
Meyvesi nerde dalların?
Hiçbir şeyin tadı yoktur
Doğan güneş sıcak değil
Saran toprak, kucak değil
Ocak bizim ocak değil
Hiçbir şeyin tadı yoktur
Saatimiz durmuş sanki
Bir el sona kurmuş sanki
Zembereği kırmış sanki
Hiçbir şeyin tadı yoktur
Koku vermiyor çiçekler
Toprağa küsmüş böcekler
-miş'lere dönmüş -ecek'ler
Hiçbir şeyin tadı yoktur
Dizlerde kalmamış derman
Boşadır kalbini yorman!
Yücelerden gelmiş ferman
Hiçbir şeyin tadı yoktur
Yıllar sanki ân gibidir
Gözyaşımız kan gibidir
Hüzün çağlayan gibidir
Hiçbir şeyin tadı yoktur
İçim ağlar, güler dışım
Baharı yolcular kışım
Kirpiğime değer yaşım
Hiçbir şeyin tadı yoktur
Kıymeti yok hiçbir sözün
Ne yokuşun ne de düzün
Ha gece ha da gündüzün
Hiçbir şeyin tadı yoktur
Kader, ağını örmüştür
Sor kim murada ermiştir?
Hakim hükmünü vermiştir
Hiçbir şeyin tadı yoktur
Kaf Dağı'nda kaldı peri
Avazım tuttu her yeri
Bu son demdir, çek hançeri!
Hiçbir şeyin tadı yoktur
23/05/2026-Trabzon
M. NİHAT MALKOÇ
Hasret Türküsü
(21)
Gurbete gitmeyi kolaydır sanma,
Ne çileler çektin yaz da görelim!
Sakın ola yalan dünyaya kanma,
Çal şu türküleri saz da görelim!
Kendini bilmezler söylenir durur
Zalim avcı dağda Ceylanı vurur
Yağmurlar kesilmiş dereler kurur,
Dağları geçeni düz de görelim!
Güller deste deste elimde sapı
Gönlümde açılır mübarek kapı
Günü gelir sen de yutarsın hapı,
Çektiklerin yeter yüz de görelim!
Fırat coşkun akar Dicle karalı
Sevdiğim kızların hepsi buralı
Dostlarım gurbette seni soralı,
Sırlı düğümleri çöz de görelim!
Bizim için derya deniz olmalı
Sevda dedikleri uzak kalmalı
Bu gece şarkılar dertli çalmalı,
Dağılan tesbihi diz de görelim.
Yazdan yaza öter yuvada bülbül
Hayatıma girmiş nazende bir gül
Ne güzel kokuyor ellerde sümbül,
Tut şu ellerimden göz de görelim!
DOĞANAY'ım derdim dağları aşar
Yağmurlar çok yağsa dereler taşar
Gurbetten dönenler yollarda şaşar,
Hasret Türküsünü söz de görelim!
Kemal DOĞANAY
Ayşe Teyze
(22)
HAKKINI HELAL ET AYŞE TEYZE
Yeni bir bavul aldım
Eski ne varsa doldurdum.
Kıymeti bilinmemiş gülümsememi
Hep hayal kalan hayallerimi
Ve yıllardır özür bekleyen kalbimi
Eskimiş ne varsa doldurdum....
Yoruldum artık, sözlerini test etmek için
Yalancıların gözlerine bakmaktan ..
Süslü cümleleri usta yalancılara
Maskeleri riyâkarlara
Hançerleri hainlere bıraktım ..
Sırtımı alıp gidiyorum bu şehirden...
Özlersin deme Ayşe teyze!
Özlemem insanların iki yüzünü
Özlemem bu yıldızsız gökyüzünü
Ne yalakalık için herşeye gülenleri
Ne de ağaç katili bu gökdelenleri ...
Çocukluğumun endişesiz gülüşleri hatırına
Özlerim belki biraz eski mahallemi...
Ayşe teyze! annemin mezarı sana emanet
Ara sıra uğra çiçekleri sula, dua et
Annem de hakkını helal etsin
Gidiyorum onu hep ağlatan bu şehirden..
İyiliklerimi denize attım
Yani çıkarcılara göre enayiliklerimi
Ziyanı yok Hâlık bilir elbet....
Nakliyesi aklımdır
Hep alay edilen nasihatlerimin ..
Yanımda götüreceğim
Bu bozuk çağa uymayan görüşlerimi.
Çocuklara emanet ettim gülüşlerimi
Çünkü en çok onlarla gülüp eğlendim
Hakkınızı helal edin çocuklar
Gidiyorum bu ekşi suratlı şehirden .....
Bu şehirde
Sadece yerin altında değil
Yerin üstünde de lağam var ;
Üstelik dışı tertemiz, bakımlı
Sadece mezarlıkta değil
Şehrin her köşesinde ölüler var
Hem de vuran, kıran, kahkaha atan ....
Trafik sadece yollarda değil
İnsanlar sıraya girmiş
Birbirlerini aldatmak için ...
Sadece ekmek yarışı yok bu şehirde
Dillerde annelere sövme yarışı var...
Benim bu şehire olan günahsız sevgim
Şimdi gönül dağımda bir eşkıya oldu
İnmez artık kalbimin ovasına
Hakkınızı helal edin
Ey bu şehri hala sevebilen masumlar
İçim nefret dolu gidiyorum bu şehirden..
Özlersin deme Ayşe teyze!
Özlemem insanların iki yüzünü
Özlemem bu yıldızsız gökyüzünü
Hadi sen de sil köy tüten iki gözünü
Baksana hiçbir yerde çiçek kalmadı
Mezarlıktan ve senin saksılardan başka
Hakkını helal et Ayşe teyze
Gidiyorum çiçekleri çalınmış bu şehirden ...
Şiir: Halis Ünlü'ye aittir ✍️✍️.
Son Şarkı
(24)
Gönlümde deveran eden,
Dönüp duran çark'ım benim!
Can evimde yanıp tüten,
Benzerlerden fark'ım benim!
Gölgende almışım nefes
Ben bir kuşum, sen bir kafes
Gönül kulağımdaki ses
Evim, yuvam bark'ım benim!
Ben gece, sen tan gibisin!
Canım içre can gibisin
Şah damarda kan gibisin
Kalbe giden ark'ım beni!
Benden öte daha ben'sin
Hem ruhumsun hem bedensin
İçimi ısıtan sensin
Zemheride kürk'üm benim!
Bana gönüllü sürgün ol!
Son şarkım ol, son türküm ol!
Ötekilerden farkım ol!
Ey şahikam, görk'üm benim!
Gece mehtabı andıran,
Hasreti yürek yandıran,
Mor gülleri kıskandıran,
Bahçem benim, park'ım benim!
Şahsına münhasır tipsin
Miş'li geçmiş zaman kipsin
Hayata bağlayan ipsin
Gönül bağım, berk'im benim!
Karakışta kor'sun bana!
Kader seni kursun bana!
Rabbim senden sorsun bana!
Mahşer günü sorgu'm benim!
Yâr yâr diye seslendiğim,
Yokluğunda hislendiğim,
Hicranından beslendiğim,
Gelmez diye korku'm benim!
Bir yanın segâhtır senin!
Öbür yanın âh'tır senin
Vuslatın sabahtır senin
Sen ki en son şarkı'm benim!
23/05/2026-Trabzon
M. NİHAT MALKOÇ
İstediğim Sensin Benim
(43)
Gece gündüz ağladığım
Huzurunda secde durduğum
Canımı yoluna sunduğum
İstediğim sensin benim
Seni her daim aradım
Cümle Alemede sordum
Araya araya buldum
İstediğim sensin benim
Ne yoklukta ne bollukta
Bir an çıkmadın aklımdan
Aldığım her solukta
İstediğim sensin benim
Ölüm birgün başa gelir
Beden son nefesini verir
Zalim ağlarken mümin güler
İstediğim sensin benim
Vaktin birgün dolacak
Ettiklerin sorulacak
Teraziye konulacak
İstediğim sensin benim
Gururlanma İnsanoğlu
(50)
Gururlanma insanoğlu
Bu dünyada herkes ölür
Ölenlere selam götür
Beden yürür cesed çürür
Gururlanma insanoğlu
Kabristanda duam sana
Herkes birgün girer ona
Yolum düşer kabristana
Gururlanma insanoğlu
Kefen giyersin sen elbet
Hesap gününe sen sabret
Kırma gönülleri gurbet
Gururlanma insanoğlu
Özlü Sözlerim 39
(47)
***Sana yol gösterip yardım etmek isteyeni asla kırma, unutma ki melekler de yol gösterenlerdendir.
***Gül yapraktan, yaprak daldan, dal gövdeden, gövde kökten kök ise topraktan gelir toprağa geri gider.
***İki türlü insan vardır; Biri uçkuru açar gurursuzdur onuru satar, Biri uçkuru kapar gururludur itibar yapar.
***Kadın güldür koklanır sevilir sayılır sahip çıkılır, güzelliğine yorum yapılır beğenilir ama asla paylaşılmaz.
İbrahim Akbaş
22 05 2026
Özlü Sözlerim 38
(46)
***Ya cepte para, kalpte yara olacak, ya cep boş kalp hoş olacak, iki güzellik yan yana durmaz.
***İsterse soyu gelsin Mekke Medine Bağdat’tan, çıkarılması gerekiyorsa çıkarılmalı hayattan.
***Ağabeyin olsun da varsın cahil olsun mutlaka, onun fikrine muhtaç olacağın bir gün olacaktır.
***Bir şeye başlamak için geç kaldım demeyin; düne erken, yarına geç, bu güne tam zamanı deyin.
İbrahim Akbaş
22 05 2026
şiirsitesi.com