BİR NEFES DAHA KAL Şiiri
BİR NEFES DAHA KAL
Bakıyorum saatlerce,
Düşer gibi oluyor gölgen duvara
Sarı bir lamba,
Bıraktığı yerde unutulmuş
Yoksun, biliyorum.
Yoksun ama masada kalabalık bir yerin var.
Bir çay bardağı soğuyor,
Bir ayrılık büyüyor sessizce,
İkimizden habersiz.
Öyle bir ayrılık ki bu, evlerden ırak,
Çaydan yükselen buhar bile
Yüzüne benzemeye çalışıyor,
Yanılıyor, vazgeçiyor, dağılıyor havaya.
Hangi sokağa çıksam,
Gölgen uzuyor kaldırım taşlarına
Gölgen yok diyorum oysa.
Zihnimin kalabalığı oynuyor bu oyunu bana.
Adının ilk harfini ansam,
Pencereme hafif bir yağmur damlıyor.
Bir sesini duysam,
Sokağın taşları ısınıyor avuçlarımda.
Kirpiklerin...
Geceyi ikiye bölen uzun kuşkanatları.
Gülüşün,
Narçiçeği renginde bir yaz akşamı.
Saçların akıyor omuzlarından bir nehir,
Her teli unutturuyor bana,
Evime giden bütün yolları.
Ey yüzüne nisan düşmüş kadın,
Ey sesi akşam ezanına karışan sevgili,
Gözlerin değince dünyama,
Bütün kuşlar aynı anda havalanır,
Bütün saatler durur,
Masa da susar, sandalye de.
Beni benden çal diyorum,
Bir mendilin ucuna bağla ismimi,
Bir bulutun içine sakla,
Bir yağmur damlasında taşı uzaklara.
Gece büyüsün,
Sabaha sürsün karanlık
Dizlerinin dibine bırak beni,
Bir gül yaprağı gibi,
En masum, en yorgun.
Yeter ki gitme.
Bir nefes daha kal.
Sen gidince şiir bitmiyor, sevgili
Şiirin içindeki dünyam yıkılıyor,
Molozlar arasında kalıyorum.
04.12.1998
6 kez okundu.