DEVRİLİR DAĞLARIN ZAMANSIZ Şiiri
DEVRİLİR DAĞLARIN ZAMANSIZ
Kaldırımların soğuk gövdesinde erirken,
Günün paslı ve yorgun bakışlarına inat
Noksan,
Kırık
Unutulmanın o asil muhafazasında kalsın ruhum.
Çekilsin gözlerimin kıyısından o fırtınalı deniz,
Geride bıraksın kuruyup tuz kesmiş kederi.
Kabuk kabul etmeyen yara,
Usulca özlemin kadim kadehine dökülsün.
Kurşuni göklerin hüznü altında,
Yalnızlığa terk edilmiş yetim limanlar
Taşısın bilmediğim coğrafyaların ağır yasını.
Sen içimin derinliğinden bir gölge,
Devrilir dağların zamansız,
Yatağını şaşırır mağrur ırmaklar.
İçimdeki bir mevsim,
Sessizce toplar enkazını
Kederin başka bir iklimine doğru.
Sessizce çoğalan,
Çoğaldıkça derinleşen yalnızlığımsın.
Bir sevda bahçesinde,
Zifiri geceye emanet edilmiş
Gizli bir gülün teni sarsan kokusu
Ne gözün menzilindesin,
Ne de parmak uçlarının dokunuşunda...
Fakat siner,
Bir ömrün bütün kıvrımlarına sararsın benliğimi.
Şakaklarımda vuran her nabız,
Kaybedilmiş bir cennetin adını fısıldar ebediyete.
Her solukta, uzak bir bahçeden çalınmış
O kırgın yasemin kokusu eksilsin varsın
Ben kendi göğsümün kuytusunda,
Sonsuz bir sürgün olayım.
25.03.2002
6 kez okundu.