Şiir şitesi, usta ve amatör şairlerin birbirinden güzel duygu dolu şiirleri...
A
B
C
Ç
D
E
F
G
H
I
İ
J
K
L
M
N
O
Ö
P
R
S
Ş
T
U
Ü
V
Y
Z
Son Eklenen Şiirler:
Suskun
(26)
Biz ne zaman kara verdik böylesine ayrı kalmaya
Unutulmaz bir aşk-ı sevda yaşadık ikimizi de anla
Hüzünlü bir sevgiden kalan suskun göz yaşları
Ne anlatsın ki sana boşluğundaki kuru dalları
Uçurum misali yüreğimin gözyaşları bu ara suskunum
Yaklaşma uzak dur diyorsan peki ilk ve son umudum
Sorgular gecelerce sensizlik hasretinin duyguları
Ne söylesin ki sana kırık dökük yarım kalan sevdaları
ALİ ÇETİNKAYA
Kelam
(24)
Etmeyesin dünyada bir kelam,
Tartıp da mizana koymadan,
Edep kazanında yoğurmadan,
Yola çıkınca bir daha durmayan.
Düşünüp bakasın, kime gider,
Bir masum cana olur mu keder?
Belki de ulaşır dostu üzer,
Sebep olur, bir ocak söner.
Derman olacaksa yaraya sal gitsin,
Efradın seni bu kelamla bilsin,
Lafzını önce bedenin benimsesin,
Akarsa özünde güzellik, su gibisin.
Öyle kelimeler dökülsün ki dilinden,
Hayran olup yılan çıksın deliğinden,
Kindar utansın vazgeçsin kininden,
Mağdur sevinsin dua etsin içinden.
Ket olsun yalanların önüne,
Müfteri duysun, acı olsun gönlüne,
Kıygın, rahatlasın bakılsın yüzüne,
İftira bitsin, dönsün hakikate.
Hoş seda olsun uğradığı kulağa,
Eziyet olmasın, takılmasın yutağa,
Gönülden geçip ulaşsın dudağa,
Murada sebep, kabul olan duada.
YÜREK İZİM
(25)
Gökyüzü bu gece bir başka karanlık neden hayallerim
Ben seni değil aslında senin resmini sevdim
Gözlerime iyi bak tebessümü gizlice sakladım
Hayallerimi yıkarsın diye yürek ikizim hep korktum
Seni sensiz yaşarken acılı günlerimde yanımda yoktun
Kalbimin vazgeçilmeyen yarası oysa sen yokluluğumdun
Karanlık gecelerimi aydınlatan güneşim sonsuzluğumsun
Hissetmek varken yürek ikizim şimdi neden hala bana uzaksın
Seni sevmenin bir bedeli var beni anlasan unut desen yapamazdım
Uzaktan sevmekte güzel şey aslında seni ben hep içinde sakladım
Resmine gecelerce bakıp bakıp ağlayan savunmasız hoyrat yüreğim
Sen en güzeli benim hayallerimde saf ve temiz kal yürek ikizim
ALİ ÇETİNKAYA
Ben Türkü Severim
(21)
Tanrı Dağları'ndan esen rüzgarlar,
Ben Türkü severim Türkü söylerim.
Altay Dağları'nda yağan ak karlar,
Ben Türkü severim Türkü söylerim.
Yenisey'de sular hep coşkun akar
Horasan'da derviş yoluma bakar
Bir Turan Sevdası gönlümü yakar,
Ben Türkü severim Türkü söylerim.
Türkmen Kızı kılıç belde geziyor
Bozkurtlar dağlarda hile seziyor
Dede Korkut bize destan yazıyor,
Ben Türkü severim Türkü söylerim.
Buhara'dan alper çıkmışlar yola
Başbuğlar ayrılmış hep yedi kola
Çağrılar yapmışlar sağa ve sola,
Ben Türkü severim Türkü söylerim.
Malazgirt'te destan yazan o erler
Alparslan en büyük hanımız derler
Bize şahit olsun gökler ve yerler,
Ben Türkü severim Türkü söylerim.
Oğuzhan'dan gelir soyumuz bizim
Buhara'dan gelir boyumuz bizim
Dünyaya örnektir toyumuz bizim,
Ben Türkü severim Türkü söylerim.
DOĞANAY'ım dünya Türk'ü tanıyor
Türk'ü tanımayan korkak sanıyor
Düşmanın sözüne herkes kanıyor,
Ben Türkü severim Türkü söylerim.
Kemal DOĞANAY
Mardin Şehrengizi
(27)
Mardin'in güzel insanlarına...
I.
Mardin cennetten köşe, ülkemin gözbebeği
Buhari kumaşlarda nadidedir ipeği
Tarihinde gizlidir nice şerefler, şanlar
Gecenin gizemine şahittir kehkeşanlar
Geçmiş zamanın nabzı taş evlerinde atar
Gurbete düşenlerin gönlüne hüzün katar
Onunla uyanmalı cennetin sabahına
Vuslatı derman olur gönüllerin âh'ına
Kale'de donmuş zaman, çağırır bizi surlar
Gözümüzün önünden geçer kadim asırlar
Baharına, yazına; kışına kurban Mardin!
Bin yıllık toprağına, taşına kurban Mardin!
II.
Gün ufukta erirken sana nazar eyledim
Mardin çarşılarına vardım pazar eyledim
Roma'dan Osmanlı'ya, âh neler gördün neler!
Bir tarafın ağlarken öbür tarafın güler
Kuşatırsın zamanı, ebed ve ezelleri...
Gönül mihmanım olsun, Mardin'in güzelleri
Tasvir etmek ne mümkün taştan yapılarını
Yaban eller çalmasın gönül kapılarını
İnsanlık ağacının meyveli dalısın sen!
Kale'de dalgalanan bayrağın alısın sen!
Gönül sofralarında aşına kurban Mardin!
Yoluna can koyduğum başına kurban Mardin!
III.
Mardin, canfezam benim; ey mâzinin aynası!
Sıra gecelerinde silinir yürek pası
Türk'le Kürdün kardeşçe yaşadığı diyarsın
Altının külçe hâli, sen yirmi dört ayarsın
Kardeşlik türküsüsün, bağlamamda telsin sen!
Cansın bedenimizde, kim demiş ki elsin sen!
İstikbâle taşırsın mâzinin izlerini
Ufukların yansıtır aydınlık yüzlerini
Konuş Deyrulzafaran, sükûtun lisanıyla!
Mardin bir hafızadır, yaşanan her ânıyla
Telkâri ve hasırdan işine kurban Mardin!
Hissiyatın membaı döşüne kurban Mardin!
IV.
Mazıdağı, Midyat'a, Nusaybin'e ay düşer
Eşsiz güzelliğinden bizlere de pay düşer
Sarı kalker taş evler, bibloları andırır
Gurbete düşenleri hasret narı yandırır
İnsanlar sükût eder, konuşur taşın dili
Sabahın müjdecisi gecelerin kandili
Aynı havayı solur Türk, Kürt, Süryani, Arap
Bir yanda sunak taşı, öbür tarafta mihrap
Kadim medeniyetler mührünü vurmuş sana
Üstünden gelip geçen, hep selâm durmuş sana
Mavi gökte süzülen kuşuna kurban Mardin!
Hakikatin baş tacı, düşüne kurban Mardin!
V.
Gökler ağlayadurur şu Bulut Tepesi'nde
Hatıralar saklıdır dünün körebesinde
Dolunay gülümserken gecenin karasından,
Sımsıcak bir kan sızar yüreğin yarasından
Mâziden haber verir kartal yuvası kale
Bu gönül mektebinde kim kalmadı ikmale?
Yüzün güleçtir senin, gece değil neharsın
Karakışlardan geçen mevsimlerden baharsın
Mardin gönül kitabı, okuyana ne mutlu!
Al bayrağın altında yarınlardan umutlu...
Benzerini bulmak zor, eşine kurban Mardin!
Ömür boyu düştüğüm peşine kurban Mardin!
VI.
Asırlar evvel Mardin bu toprakta kurulmuş
Medeniyetin mührü taşlarına vurulmuş
Bir yanda Zinciriye, bir yanda Kasımiye
Beride Antik Dara, ötede Hatuniye
Güzellik şahikası, seni gören şaşırır
Dicle Nehri suyunu yatağından taşırır
Sen ki koyulaştırdın kardeşliğin demini
Seni anlatmak müşkül ey şehirler emini!
Nice taş işçisinin eli değmiş eline
Selâm Mezopotamya, selâm Mardin iline!
Leylâ'yı hatırlatan kaşına kurban Mardin!
Aydınlık yarınlara, koşuna kurban Mardin!
M. NİHAT MALKOÇ
Evlada Miras
(40)
İnsan fıtratını yaşar,
Nesline de aşılar,
Hal, tavır ve sözler,
Çocuklarında yaşar.
Âlim feyizlidir, hep doludur,
İlmi ile maneviyat doldurur,
Cehalet kötülük yoludur,
Fesatlıkla gülü bile soldurur.
Âbitte vardır hep bir ecir.
Etrafında bilinir, hemen seçilir.
Fâsık ise küfür getirir.
Hali ile nesli bitirir tüketir.
Edepli, misaldir kullara.
Kelamı işler, aç kalan ruhlara.
Arsız ise beladır topluma,
Hayâsızlık, edepsizlik yolunda.
Adil siperdir haksızlığa,
Kanatlarını açar mazlumlara,
Zalim ateştir hukuka,
Zindan olur sürura.
Miras bırak evladına edebi,
Neslin temiz kalsın ebedi,
Yetiştirmezsen “adam” gibi,
Sonunda tasası gelir bulur seni.
Şiirin Yorumu:
https://youtube.com/shorts/lviyQVS2PsY?si=fV0WnVG1qJge4dUw
Kıymetlim
(45)
Herkesin bir öykü hikayesi vardır ya hani
Benimkisi de sensin işte
Korkan var korkmayan var
Ben korktum Kıymetlim
Sana seni seviyorum kelimesini söylemekten
O an anladım ki ;
Herkes hakeder sevilerek iyki varsın sözünü duymayı
Karşılıklı herkes sever
Önemli olan tek taraflı sevmek
Asıl aşk benim
Seni seviyorum
İyiki varsın......Kıymetlim.....
Benim seni sevmeyi bırakamayışım
Senin beni sevmeyi beceremeyişin arasında
Hayatımızı ne güzel mahvettik degil mi
Kıymetlim.....!!
Sen yasak olsanda benimsin
Günah olsanda benimsin
Bu çıkmaz başka bir yolu yok
Çünkü benim kalbim senden atıyor
Kıymetlim.....
ALİ ÇETİNKAYA
Yanar Döner
(46)
Yanar Döner Gibi
“Kıyamam sana” demiştin,
İlk başta bir tanendim.
“Ömrümsün” diye severken,
Ömrümden çalan sen oldun.
İki yüzlü oyunlarınla
Aldattın bütün hisleri.
Satıcı esnaf misali,
Değersiz gördün sevgimi.
Beş paraya harcadın beni,
Kolayca vazgeçtin sanki.
Sen hep haklıydın kendince,
Suçlu olan ben miydim ki?
Karışık hâllerin vardı,
Yanar döner rüzgâr gibi.
Yolunu kaybetmiş bir yolcu,
Ne sağın belli ne solun.
Şimdi geriye baktığımda
Kırgın ama güçlüyüm ben.
Sahte sözlerin arasında
Gerçek sevgiyi öğrendim.
Şair Fatma Duran
And Olsun ki
(43)
Güneşin doğduğu gibi,
Bir gün geri döneceğiz.
Kardan ak olduğu gibi,
Bir gün geri döneceğiz.
Kırk çerimiz hazır bekler
And olsun ki bu çiçekler
Yeni doğan şu bebekler,
Bir gün geri döneceğiz.
Kürşat başa geçtiğinde
Başbuğ bizi seçtiğinde
Güneş ışık saçtığında,
Bir gün geri döneceğiz.
Geceleri yağan yağmur
Dere tepe olmaz çamur
Ateşlerde pişen hamur,
Bir gün geri döneceğiz.
Hak Yol İslam yazan dağlar
Salkım salkım dolan bağlar
Türk'ün söyler bu yıl çağlar,
Bir gün geri döneceğiz.
Aylar geçer yıllar geçer
Yorulanlar çok su içer
İnananlar Hak'kı seçer,
Bir gün geri döneceğiz.
DOĞANAY'ım iman yolu
Yıldıramaz yağmur dolu
Yemin olsun Allah kulu,
Bir gün geri döneceğiz.
Kemal DOĞANAY
Beni Sorarsan
(53)
Beni sorarsan
Bir gün beni arayıp sorarsan,
Gönül defterimde selamın var.
“İyi misin?” diyecek olursan,
Satırlarda gözyaşımın izi var.
Beni kimin yaraladığını sorarsan,
Yarayı açanın adı belirsiz.
Ne adı kaldı ne de kimliği,
Sevdi mi sevmedi mi, o da sessiz.
Bir gün yolun düşüp adres ararsan,
Adresim sevdiklerimin yüreğinde.
Sesimi duymasın kulakların,
Dualarım yine seninle gecemde.
Bir gün kötülüğünü düşünürsen,
İşte o zaman kalbindeyim.
Kapalı zarfta saklı anılar gibi,
Yaptıklarınla hâlâ içindeyim.
Bir gün “Rüyanda gördün mü?” dersen,
Rüyalarım hâlâ seninledir.
Yaralarım derinden sızlarken,
Kabuslar geceme zincirdir.
Uyanınca ecel teri dökerim,
Geceyi korkularla bölerim.
Hasret mi zor, ecel mi dersen,
İkisini de içimde taşırım.
Ecel olsa elveda der giderim,
Hasret ölümden beter olur.
Bin kez ölür gibi yaşarım,
Ruhum kendime bile yabancı kalır.
Şair Fatma duran
Musalla Taşında Gülenlerden Ol!
(55)
Hayat karşısında duruşun olsun
Mazlum duasını alanlardan ol!
Çıkmazdan uzak dur, varışın olsun
Ölsen de gönülde kalanlardan ol!
Kör nefsindir sana en büyük düşman
Öyle bir yaşa ki hiç olma pişman
Nefes aldığını kabul et son ân
Şeytanın aklını çelenlerden ol!
Doğrudan yana ol, tarafsız olma!
Düşüncende net ol, arafta kalma!
Ait olmadığın kapıyı çalma!
Zalimin hakkından gelenlerden ol!
Ben'ini terk edip biz olmaya bak!
Hakikate giden iz olmaya bak!
Varsın bilmesinler, giz olmaya bak!
Garibin yaşını silenlerden ol!
Güvenme malına, terk eder bir gün
Dünya sevgisini zerk eder bir gün
İnsan hakikati fark eder bir gün
Hakk'ı, hakikati bilenlerden ol!
Azrail yırtmadan ömür tapunu,
İlimle, irfanla doldur kabını
İmar etmeye bak gönül yapını
Helâl çeşmelerden dolanlardan ol!
Bil ki paylaşınca çoğalır her şey
Ruh sükûna erer, sağalır her şey
İmame kopunca dağılır her şey
Ekmeği öksüzle bölenlerden ol!
Kör olası nefsi çekip hizaya,
İyi bir ayar ver cümle azaya
Muhatap olmadan büyük cezaya,
Can tenden çıkmadan ölenlerden ol!
Her ne varsa rüya ne varsa yalan
Hoş bir seda olsun geriye kalan
O büyük, dehşetli güne hazırlan!
Musalla taşında gülenlerden ol!
16/05/2026-Trabzon
M. NİHAT MALKOÇ
Lütfen Kal Benimle
(70)
Lütfen kal benimle
Gitme…
Bu gece biraz daha kal benimle.
Sessizliğin bile iyi geliyor
Yarım kalmış kalbime.
Konuşmasan da olur,
Elimi tut yeter.
Çünkü bazı yaralar
Bir çift gözde iyileşir.
Bak, gece usulca büyüyor,
İçimde sensizliğin korkusu var.
Sanki gidersen
Bütün ışıklar sönecek ardından.
Kal benimle biraz daha…
Bir ömür istemiyorum belki,
Ama şu kırık kalbimin
Sana doya doya sarılacağı kadar kal.
Çünkü insan en çok,
Tam giderken sevdiğini anlıyor.
Lütfen kal benimle
Uyku girmiyor gözüme
Şair Gatma Duran
şiirsitesi.com