Şiir şitesi, usta ve amatör şairlerin birbirinden güzel duygu dolu şiirleri...
A
B
C
Ç
D
E
F
G
H
I
İ
J
K
L
M
N
O
Ö
P
R
S
Ş
T
U
Ü
V
Y
Z
Son Eklenen Şiirler:
Hasbihal Eyle
(23)
Dostlarım toplanıp beni sorunca,
Toplanan dostlara selamım söyle.
Hak'kın huzuruna bir gün varınca,
Gelen dostlarımla hasbihal eyle!
Kemal DOĞANAY
Kalmadı Heyecanımız!
(25)
Yaşlılık mı nedir bilmem!
Kalmadı heyecanımız!
Gayri kolayına gülmem!
Kalmadı heyecanımız!
Gördüğümüz rüya değil
Maya eski maya değil
Dünya mutlu dünya değil
Kalmadı heyecanımız!
Tadı yoktur hiçbir şeyin!
Ne kasabanın ne köyün,
Sözü geçmez evde bey’in?
Kalmadı heyecanımız!
Hesapta yoktur düşümüz
Dünde kaldı gülüşümüz
Vakit öldürmek işimiz
Kalmadı heyecanımız!
Dünün kopyasıdır günler
Şimdi birden farksız binler
Gönül şekva edip ünler!
Kalmadı heyecanımız!
Yastığımız taşa döndü
Baharımız kışa döndü
Her ne varsa başa döndü
Kalmadı heyecanımız!
Yüreklerden taştı âhlar
İşe yaramaz eyvâhlar
Umut getirmez sabahlar
Kalmadı heyecanımız!
Dört yanımız kara duman
Kışa evriliyor zaman
Kimden dilemeli aman?
Kalmadı heyecanımız!
Durmadan döner çarkımız
Bugün dünden yok farkımız
Yeni değil bu şarkımız
Kalmadı heyecanımız!
01 Ağustos 2026/Trabzon
M. NİHAT MALKOÇ
Öldüğünden Haberin Yok!
(56)
Yalnız kendini tanırsın!
Öldüğünden haberin yok!
Yaşadığını sanırsın!
Öldüğünden haberin yok!
Gönlümüzde, gözümüzde
Dilimizde, sözümüzde
Karakışta, yazımızda
Öldüğünden haberin yok!
Karanlığın en dibisin!
Üzüm değilsin, çöpüsün!
Dipdiri meyyit gibisin!
Öldüğünden haberin yok!
Sönmüş gözlerinde ferin!
Farkı yoktur ölün, dirin!
Yok hükmünde bende yerin!
Öldüğünden haberin yok!
Zifirî bir gecesin sen!
Dev sanılan cücesin sen!
Unutulmuş hecesin sen!
Öldüğünden haberin yok!
Lâyığın neyse bulursun!
Yazık ki dünde kalırsın!
Sadece nefes alırsın!
Öldüğünden haberin yok!
Her geleni üzersin sen!
Ölü gibi gezersin sen!
Bir boşlukta yüzersin sen!
Öldüğünden haberin yok!
Ruhun bedeninden göçtü!
Ecel şerbetini içti!
Senin modan çoktan geçti
Öldüğünden haberin yok!
Hafızam silmiş yâdını
Çoktan unuttum adını
Ey dünün gözde kadını!
Öldüğünden haberin yok!
30 Temmuz 2026/Trabzon
M. NİHAT MALKOÇ
Unuttuk Sizi
(105)
Allah'ın bildiği kuldan saklanmaz;
Unuttuk Gazzelim, unuttuk sizi!
Mü'mîn iki kere aldanmaz, kanmaz;
Unuttuk Gazzelim, unuttuk sizi!
Ümmet kardeşimiz Filistinliler,
Aynı peygamberli, aynı dinliler,
Kimliği tespitsiz toplu sinliler...
Unuttuk Gazzelim, unuttuk sizi!
Ayrı düşüp tahrifatsız durana,
Sarılmadık kitabımız Kur'ân'a.
Film izler misâli baktık vurana;
Unuttuk Gazzelim, unuttuk sizi!
Âlem-i İslâm'a her bir ferdiniz,
Teslimiyet, îman dersi verdiniz.
"Devâsız derdimiz..." deyip derdiniz;
Unuttuk Gazzelim, unuttuk sizi!
Sapanla taş atıp yerken füzeyi,
Kaçırmadık hiçbir pembe diziyi.
Câmiye çevirdik amma müzeyi;
Unuttuk Gazzelim, unuttuk sizi!
Ayasofya elbet kutsal varımız,
Beytü'l-Makdis nâmûsumuz, ârımız.
Kudüs'ken medar-ı iftiharımız;
Unuttuk Gazzelim, unuttuk sizi!
Aç bîilaçtınız kara giyerek,
Mâtem tuttuk tıka basa yiyerek,
"Elimiz kolumuz bağlı." diyerek
Unuttuk Gazzelim, unuttuk sizi!
Dramla tarihi yıkım yaşarken,
Can kaybınız on binleri aşarken,
Dip köşe gaziyle dolup taşarken;
Unuttuk Gazzelim, unuttuk sizi!
Sahip çıkamadık, sahip sizlere;
Hakkınızı helâl edin bizlere.
Mevlâ kimse diye kimsesizlere...
Unuttuk Gazzelim, unuttuk sizi!
Mazlûm halkın gözyaşına bakmazken,
Kadın erkek, çoluk çocuk takmazken,
Zorba taş üstünde taş bırakmazken;
Unuttuk Gazzelim, unuttuk sizi!
Zâlim İsrail'in zulmünü gördük,
Ne et ne kemikten duvarlar ördük,
Gence ihtiyara vicdânı kördük;
Unuttuk Gazzelim, unuttuk sizi!
Canı çıkmayanın çıkmaz ya huyu,
O minvâl kınadık Netanyahu'yu.
Tek tek tekrarlayıp "Edep yâ Hû!"yu
Unuttuk Gazzelim, unuttuk sizi!
Âh Şerif'im, söylenecek çok da çok!
Sus, konuşma; boş laflara karın tok.
Uzatma, kısa kes; lamı cimi yok:
Unuttuk Gazzelim, unuttuk sizi!
31 Temmuz 2026
İzmir
Ölüm Tam Karşımızda Kapı Gibi Duruyor!
(62)
İbret almak istersen hacet yok başka şeye
Ölüm tam karşımızda kapı gibi duruyor!
Azrail ani gelir, sıkıştırır köşeye
Ölüm tam karşımızda kapı gibi duruyor!
Yaş kemâle varmıştır, ömrümüzün son demi!
Bilinmeze yolcudur bu limandaki gemi
Can bedenden ayrılır, kalmaz ruhun görkemi
Ölüm tam karşımızda kapı gibi duruyor!
Vakitsiz gidişlere nasıl dayansın yürek!
Ölüm en büyük derstir, başka derse ne gerek
Direksiz bina olmaz, ruhtur bedene direk
Ölüm tam karşımızda kapı gibi duruyor!
Hiç ölmeyecek gibi kendini ölümsüz san!
Haber vermez Azrail, apansız ölür insan
Nerede can Muhammed, nerde Hüseyin, Hasan?
Ölüm tam karşımızda kapı gibi duruyor!
Ruhun uykuya dalar servinin loşluğunda
Bedenini bulursun toprağın boşluğunda
Uyur uyanamazsın zamanın kuşluğunda
Ölüm tam karşımızda kapı gibi duruyor!
Gözüne perde iner, günlerin olur gece
Sözler kötürümleşir, dilinden çıkmaz hece
Çözeni göremedik, çözülmez bu bilmece
Ölüm tam karşımızda kapı gibi duruyor!
Bastırır karakışlar, solar bahçenin gülü
Yerler kayar altından, sustururlar bülbülü
Kıyamet sabahında yeniden doğar ölü!
Ölüm tam karşımızda kapı gibi duruyor!
Sonu hezimet olur, hayat geçmez yalanla
Bir gün öleceğini düşün, öyle planla!
Dünyada rastlaştın mı sonsuza dek kalanla?
Ölüm tam karşımızda kapı gibi duruyor!
Kaç kere boşalıyor, mahalleler ve köyler?
Ölüm en son konuşur, en acı sözü söyler!
Müslümanca bir hayat sürene ölüm neyler?
Ölüm tam karşımızda kapı gibi duruyor!
29 Temmuz 2026/Trabzon
M. NİHAT MALKOÇ
Yar Bizi Bekler
(59)
Ben derim ki dost üşüşmesin leşe
Dost üşürse leşe kalır mı neşe
Şu asırlık bin yıllık meşe
Elinde urgan yâr bizi bekler
Dağa çıkıyor görsen eşkıya
Öğüt verir halka sanırsın evliya
Varabilirsek şu karşıdaki dağa
Bir tümen asker yâr bizi bekler
Almış tabancasını eline
Çiftini de takmış beline
Gönülzarım sahip olamadın diline
Bir koca hakim yâr bizi bekler
Bir Ömür
(71)
Yemyeşil ormanların
Koskoca ağaçları arasında içimde garip bir sessizlik.
Rüzgarın fısıltısı bu naçizaneliği örtüyor.
Yapraklarda süzülen damlaların sesi,
Adeta kulaklarımda çınlıyor.
Yağmurun vurduğu toprak kokusu
Burnumda tütüyor.
Gözlerin belki mavi,
Gökyüzüne bakarken
Görüyorum o simsiyah geceyi. Yıldızlar ve ay parlatıyor geceyi.
Lakin o soğukta asıl üşümememin sebebi ateş değil,
Sımsıcak ellerin. Tutuyorum sımsıkı,
Sanki bir daha yaşanmayacak bir rüyaymış gibi.
Olsun. Dürüst insanların arkadaşlığı uğruna,
Belki o çocuk bir gün büyür de babasını takdir eder umuduyla.
"Üzgünüm oğlum, maalesef zor bu hayat" deyip sarılma dileğiyle,
Teselliler olsun tüm bu ömrüme.
Bilsen, uzakta ne kadar özlem var.
Her sayfaya kan taneleri düşüyor.
Simsiyah anılar kaldı geriye,
Gözümden düşenler mezarlıkta kayboldu.
Şimdi yalnızım.
Havada pus var, sisli.
Tehlikenin tam ortasında hissizim.
Belki sıra bana gelirken şaşırdım.
Dileğim Son kez..
Mutluluğu anlamak,
Sevdiğimin sesini duymak.
Sen Nasıl Sivaslısın?
(62)
SEN NASIL SİVASLISIN?
Somurtuyon gülmüyon
Çökeleği bilmiyon
Senede bir gelmiyon
Sen nasıl Sivaslısın?
Kırdırmıyorsun kelle
Yemiyorsun ki elle
Git de mangalı yelle
Sen nasıl Sivaslısın?
Gidip dolaş orayı
Yıldızeli, Zara'yı
Çok uzatma arayı
Sen nasıl Sivaslısın?
Almanya'dan gelen var
Gütmedin mi mal, davar?
Sen de çık çık gel ne var
Sen nasıl Sivaslısın?
Alıç, çördük topla gel
Nasıl güzel Çamlıbel
Efil efil karayel
Sen nasıl Sivaslısın?
Hiç mi çekmiyor canın
Burnu sızlar insanın
Ora senin vatanın
Sen nasıl Sivaslısın?
İsmail MALATYA'yı
Dinlemedin mi dayı
Çermiğe kur masayı
Sen nasıl Sivaslısın?
İSMAİL MALATYA 29/07/2026 ÇARŞAMBA
Leylam Leylam
(66)
Leylam Leylam
Bu nasıl dert nasıl figan
Sanki küle döndü her yan
Seni geldi sandım bir an
Neredesin Leylam Leylam
Oy Leylam Leylam
Yüreğimi böldüm Leylam
Gel bu dertten kurtar beni
Ben her gece öldüm Leylam
Leylam başka dala konma
Beni o gün kördüm sanma
Bir kerecik gördüm amma
Neredesin Leylam Leylam
Leyla diyor yazlar kışlar
Sızım sızım gözde yaşlar
Haber verin uçan kuşlar
Neredesin Leylam Leylam
Harun yıldırım
https://youtu.be/5jty6WUVVrI?is=QkMI1m6j2F7c4UB_
SUS Dedi Gözlerim
(52)
SUS DEDİ GÖZLERIM
Hesabı sorulmaz,bu derdin sanma,
"Kes," dedi gözlerim, ağladı yine.
Etme dedim, çöktüm, yalvardım amma,
"Pes," dedi gözlerim, ağladı yine.
Göz göze bakarak severmiş insan,
Canını sökerek severmiş insan.
Bazen yaş dökerek severmiş insan,
"Ders," dedi gözlerim, ağladı yine.
Var mı söyleyecek son bir çift sözün?
Belli değil ki hiç gece, gündüzün.
Her vakit, her saat, her günün hüzün.
"Yas," dedi gözlerim, ağladı yine.
Dedim ki yiğitlik olurmuş serde,
Seven insan böyle düşermiş derde.
İstersen bölerim, ayırrım dörde,
"Kes," dedi gözlerim, ağladı yine.
"Var mı hâl hatrını bir soran?" dedim.
"Durmadan kanıyor hep yaran," dedim.
"Nedir bu başındaki boran?" dedim.
"Sis," dedi gözlerim, ağladı yine.
Söyleye söyleye insan da bıkar,
Yutkundukça adın genzimi tıkar,
Ağlamak güzelse , tadını çıkar,
"Hırs," dedi gözlerim, ağladı yine.
Yaşarken öldürür, bu nasıl şeyse,
Taş köz olur düşer gönlüme değse.
Kapat şunu artık, adı her neyse,
"Sus," dedi gözlerim... ağladı yine.
Harun Yıldırım
Mey
(53)
Çekin ol ateşi hicranı benim üstümden
Belki bir tek günaha kurban o adem de benim
Yüreğim aşkından yanmış bir pervane
Gönlümde hüzün,keder dert ile matem de benim
Saki mey ver bana gel derdim var anla beni
Bu akan göz yaşımın her birinin var nedeni
Bana bir mey ver ki ruhdan ayırsın bedeni
Gece alemde benim belki de alem de benim
Bu gizli dertlerime bu dünyada yok ki çözüm
Çok azaplar mücevverinde parlamış bu sözüm
Sol elim cehennemde cennetden almış üzüm
Ya o şeytan,ya azap belki cehennem de benim
Bir Bilmece
(167)
"Sevmek ne uzun kelime" demiş şair.
Bir başkası da:
"Ben sevmek eyleminin hala
Nesnesi olduğunu düşünmüyorum diyor".
Sevgi emek ister, büyütmeye..
Yürek ister ekmeye...
Sevginin öznesi belirsiz, belki de.
Edilgen bir olgu, bilene.
Eni yok, çoğu yok, fazlası, azı yok.
Sevmek, sevmektir sadece.
Yüreğin değdi mi sevdaya bir kere,
Kalem bile yazmaz olur,
Sarhoş olur başı biteviye.
şiirsitesi.com