add Şiir Ekle   user Şair Girişi    register Kayıt  

Mavi Köşe Şiiri

Mavi Köşe Şiiri

(Meyhane müşteriler konuşur)
Dedem satıp satıp yemiş tarlaları metelik bırakmamış
iyi mi
Şu kırmızı kazaklı var ya,
valla Fenerde oynardı sakatlanmasa,
Ben orda onun ağzının payını verirdim de neyse
Sessiz biri Demiryollarından emekli, geçen kış kaybetti hanımını
Ya çok saygılı pırlanta gibi çocuk aslında, hep şu meret yüzünden

Bir küçük memur ağzına bakıyor amirinin hayran
Rakıyı fazla kaçırırsa bittiğinin resmidir,
Dahiliyeci Selim Bey’in masası belli,
Gönülsüz oturmuşu,
Oturur oturmaz sarhoşu var,
Haydari, pancar, peynir, kavun,
Dünyanın en politik salatasından getir
Restoranda rus, sosislinin yanında amerikan
Yok canım yetmişlik ne der bize.

Gülmenin münasebetsiz hatta ayıp kaçtığı çocukluğundan
Teğmen çıkan pilot binbaşı Haşmet
İlk dubleden sonra avuçlarını birbirine sürtüyor, sahiden neşeli:
mavi köşe dansöz Leyla, yukarda da yerimiz var abiler
Tül perde, camın 2/3 alt kısmını örtüyor,
Dışarıda bir kadın ziyan kocasını,
Emekli komser oğlunu gözlüyor avanesiyle ziftlenen,
1/3 üst kısmından camın tutuk bir aydınlık ağıyor meyhaneye
Buz getir, baksana şey var mı, şöyle küçük bi tabak.

Bilmem ne sosuyla marine edilmiş levrek yok burda
Yanık yağda işkence görmüş patates,
Paketinden ustaca çekilen sigara filtreli,
Paravanın arkasında tuvalet,
Boşları toplayan garsonun koltukaltı,
Usulca dolaşıma sokulan osuruklar turp, geğirikler bira,
Mermerden bir sarımsak heykeli, sanki ayin
Yetmişlerde Mavi Köşe meyhanesi kokuların İskenderiye kütüphanesi,
Tek rakibi 302 Mercedes şehirlerarası,
Alüminyum kapaklı cam şişede, suyu bile kokan.
Girip çıkanlar oluyor dükkana,
Kapı aralandıkça görünmez becayişi
Isınmış akşamcı soluğunun kömür dumanı bir ayazla

Bu şehirde içtenlik, azıcık neşe arıyorsan sabah erken kalkmalısın,
Hele kışın daha öğle vakti yaşlanırsın,
İkindiyle onmaz bir umutsuzluk dolar sokaklara,
Porsuktan buhar yükselir,
Sığırcık yapraklı kavaklar, kargalar bölük bölük,
Kahramanca çarpışır esnaf,
ayak çakmakları bunlar
Issızlık çarşı sınırına dayanır
Bir kepenk orta yerinden yırtar akşam ezanını.

Sarhoş adamlarız biz
Karaciğerimiz yağlı dudaklar mor
Hastane daire dükkanlardan çıkarız
Sözde geçim derdi karı dırdırı buluşturur bizi Mavi Köşe’de
Birşey kaçırmış olmalıyız o hıdrellez sabahında
Sarhoş adamlarız
Şimdi ileri atıldıkça akıntıya karşı
Geçmişe çarpar teknemiz.

Vakti gelince Mavi Köşe tükürür bizi zemheri geceye
ilkin kulakları ısıran
Omuzlar kalkık yakalar, eller cepte
Teselli şarkı dudaklar sigara.
Bu şehrin insanı alışıktır uçak gürültüsüne
Önce bir homurtu gelir uzaklardan
Ezdirmez kendini bozacı, bekler
İşte ışıklar gökyüzünde yanıp sönen
En cayırtılı yerinde jetin, konuşmaya ara verilir.

Bu saatlerde vedalar uzar
Ayıbettin yanlış yaptın labirentinden kol kola
Z’lerin üzerine basa basa af dileyeni,
Yayvan J’lerle öper öteki
Yoksa gece uzar.
Kiminin evi uzak yürümeyle yirmibeş dakika
Adamı birbirine ısmarlar sokak lambaları
Sabah gözünde büyür
Kuytuda işer, belli olmaz nerde kusacağı
Komşu kapıyı bir türlü açmaz anahtar.

Gece yarısına doğru iblisler üşüşür sokaklara
Tekel bayii ve köfteciler artık yegane burçları medeniyetin
Amber renkli tombul şişe
bi yarım daha atsana usta
Otogardaki lokantada işkembe
İki sokak ötede apartmanın bodrumunda pişer yemekleri
Koca elli kalın damarlı arnavut Dayko
Üç tekerlekliyle getirir götürür
Mutfakta kara kazanlar yüzlerce hamamböceği ve
İsmail

Yalaman adasında sabaha karşı
Kolunu nehrin omzuna atmış bir köprü başında
Deist melek bembeyaz
Eşsiz puhu
Kanat açıklığı on ayrılık
Göze göründüyse kibrinden
İz bırakacağını biliyordu.

Transistörlü Kondor radyoda
Herb Alpert ve The Tijuana Brass’dan Taste of Honey
Ankara’da bugün küçük tiyatro
Duru bir sabah kadar umudun ömrü
Okul çıkışı kara önlük beyaz yaka tertemiz: şüpheli
Hey hanım evladı
Sabahcı mısın öğlenci mi?
Umudun boyu bacak kadar

Bu şehirde Cryuff’un dilinden
yarım kalan bir manifesto yazıldı o günlerde
Tarihe devrim diye geçtiyse
Hakkıdır
Öğlen ajansında
Başpiskopos Makarios
Çocukları ürküten tekerleme

Kimi günler ikindi soluk sarıydı
Halsiz çaresiz
70’lerde anneler
“Mesut musun” diye sorardı evli kızlarına
Günlerde kuaförlerde
Çarşıda veli toplantılarında
İşlenirdi kadın cinayetleri
Faili erkek olmayan
Ve ölesiye taparken başka bir adam
Kadın canını emzirdi gün be gün
Sevmediği kocasından çocuklarına

Tekinsiz bir akşam
Mavi köşe meyhanesinin önündeyim
Babam beliriyor kapıda
Ne kadar da genç, delikanlı
Yanına gidiyorum
Boyum anca belinde
Elimde aniden simit
Baba diyorum beni ona götürür müsün?
Yetmişlerde o da çocuktu
Birtaneme sarılmak istiyorum
Gerçi hazetmez öyle şeylerden
Belki babasına söyler dövsün diye
Olsun
Sabah ilkin
Beni ona götürür müsün?

Yayınlanma:
Düzenleme:

Şiiri Paylaşın
tweet facebook

71 kez okundu.

Mavi Köşe Şiiri İçin Yorum Yaz...

Bu şiir hakkında henüz yorum yazılmamış.
İlk yorumu üstteki formu kullanarak yazabilirsiniz.

Son Eklenen Şiirler: