Görkem Tunç
Şiirleri (14)
Kalbimin Parmak İzleri
İki ağustos iki bin yirmi bir
Günlerden pazartesi
Ben bir garip Görkemim
Şiirlerim kalbimin parmak izleri
Ateşten Kahverengi
Söylesene müzeyyen
Gülüşün kaç gece eder
Bu gece kadehlerce şiir içsem
Görür müyüm seni yeniden
Kalbimde Telvesi
Kuşlar gökyüzünün rengini bilmeden uçarlar
Haksızlık değil mi ?
Yalnızca içlerinden bir tanesi bilir maviyi
ve seyredebilir onun o eşsiz güzelliğini
Livaziye
Fesleğen kokan bir şiir
Şairine küser mi hiç müzeyyen
Gözyaşları yalnızca bir su damlası değil
Seni bu denli üzen , hislerin ve hikayen
Yıl 21 Ağustos 9
YIL 21 AĞUSTOS 8
Günaydın gökyüzü
Ferfecir devrederken ferini yeni bir şemse
karanlığımı gömüyorum bu şehre
Ağustos Masalı
Günlerden bir gün, dünyalardan birinde, insanların birbirini sevmediği , insanların birbirine güvenemediği bir gezegende ruhunu öfkesiyle besleyen bir adam yaşarmış . Bir deri bir kemikmiş vücudu . Kalbi , Kâbilden beter atarmış . Ceplerinde maskeler taşırmış hiç durmadan ve her gün bir tanesini yüzüne takarmış . Bazen birden fazla maske taktığı günlerde olurmuş . Bazen , bazenin fazlası zararmış ..
Bu adam , ağlarken gülermiş bazı zamanlar . . Lakin hiç fazla gülmekten ağlamamış .Her ne kadar bir işe yaramadığını düşünse de elinde bir şans parası taşır, onu hiç yanından ayırmazmış . Günlerden bir gün hiç beklemediği bir şekilde , dört bir tarafı gri ile çevrili olan bir şehirde ,elinde yine o şans parasıyla gezerken bir kadınla tanışmış . Kadın , parmak uçlarında yürüyor , handesiyle şiirler saçıyormuş etrafa . Adam , titreyen elleriyle ona şiirler yazıyor , bu güzelliğin karşısında maskesizmiş adeta . Kadın hiç anlatmıyormuş kendini . Adam ise onun o ürkek bakan gözlerini yüzyıllardır tanıyormuş galiba ..
O adam bendim ağustos güzeli .
Kaybolan çocukluğumu bir ağustos akşamında o lunaparkta buldum . Dünyadan soyuttu kollarım , ben o günden sonra kendimi tüm dünyaya sarılırken buldum . Kedileri oldum olası severdim zaten . Fareleri ellerimle beslediğim olmamıştı hiç . Aynada gördüğüm bu yüze alışkın değildim , belki de ben daha önce hiç bu kadar ben olmamıştım hiç .
Tuhaf Bir Şekilde
Daha öncede demiştim uyku ölümün kardeşi , tuhaf geliyor ölürken bile sevmek seni . Bu his bir nevi uyurgezerlik gibi . En yalın tabiriyle sanki bu bir rüya hali . Beni sevmek akıl işi değil ağustos güzeli . Biliyorum seviyorsun beni . Güneşin, tüm karanlığına rağmen geceyi aydınlattığı gibi .
Sen güneş kadar güzelsin .
geceler bile kıskanır seni
uzaktan herkes sana bakınır
Ağustos Güzeli
Dudakların papaz karası
yüzün ruhumun manzarası
gözlerin bir ağustos böceği sanki
yokluğun bu kalbin egzaması
Çatısı Kalbimden
Gel , bu gece hiç bilmedigimiz bir şehre gidelim seninle
dünyanın gürültüsünden uzakta
dolaşalım el ele
gel , bu gece bir hayal kuralım seninle
Bej Rengi Papatya
Gelirdim her gece
aynı sokak , aynı köşe
aynı pencerenin altına
beklerdim öylece
Cenevre Saati
Mazın bir akşamüstü
balkonumda ağustos gülleri
ben bir 70 lik şiir devirmişim sanki
dilim lâl , kafam Cenevre saati
Gülüşüne Şiirler
Gülüşüne şiirler yazdım gülüm
Mürekkepsiz kaldı kalemler
Seni düşünürken uyudum bugün
Gidişine dayanamadı kadehler
Hakkında
Okur yazar değilim , yaşar yazarım .