Karma Arşiv
Şiirleri (204)
Bir Duvar Bir Hüzün Bir Köpük
Ölüler şiir yazamaz derdim kendime
Hayattasın, yaşıyorsun sen!
Bak, sarmış dört yanımızı
Yeni bir çekirdek filizlenmiş toprakta
Gördüm
Hayatım boyunca kaçtım ölümden
Sevimsiz gelirdi bana zulümden
Tiksindim dünyanın gaddar yüzünden
Perdenin ardında rahmeti gördüm
Taşlı Gümüş Yüzük
Taşlı gümüş yüzük
Yüzük tak, yüzük tak, yüzük tak
Sağ serçeye tak, sağ serçeye tak
Gümüş tak, gümüş tak, gümüş tak
Nankör Olma Emekli
NANKÖR OLMA EMEKLİ
Nankör olma emekli ne istiyorsun,
Aldığın her nefes, soluk bedava,
Utanmadan bir de açım diyorsun,
Azameti Gördüm
Azameti gördüm
Azametin reisini gördüm geçen günü
Artıyor gücümüz geçen günden günü
İşin aslı saklıyor namussuz şeytanlardan
Dünya Aşktı Oysa ki
Dünya aşktı oysaki
Gözleri sürmeli beyaz
Zülf-ü topraktan kara
Halbuki dünya aşktı
Dur Leyla
Uzaktaki yıldızlarda sürekli bir ışık,
Adın yankılanır, geceler fısıldar.
Her kalan hatıralar, bir bakışlık,
Kalpte iz bırakan o güzel anılar.
Oduncu
Oduncu
Oduncu denince ne gelir
Odun kesen ne demek ister
Gül benim, misvak udh benim
Şairlerin Unvanları
ŞAİRLERİN ÜNVANLARI
1-Vatan Şairi:Mehmet Akif Ersoy
2-Mistik Şairi:Necip Fazıl Kısakürek
3-Bayrak Şairi:Arif Nihat Asya
Erkeklere Özel
Erkeklere özel
Pamuktur, sanki kokar Geylani
Kürdandır, san İmam-ı Rabbani
İlimdir, istibradır ilim
Kendi Yangınına Koşanlar
Bir yolculuğa çıkmış gibiydik, ama sanki farklı rotalar seçmiştik. Adımlarımız aynı hızda, fakat kalplerimiz farklı notalarda çarpıyordu. Uzun uzun konuşmak gerekti belki; anlatmak, anlatılmak, duymak, dinlenmek. Sesimizin kısılmasına izin vermeden, boğazımız düğümlenmeden… Ne kadar da çok şey vardı içimizde birbirimize akıtamadığımız; öyle çok ki, sessizliğimizin ağırlığı altında ezildiğimiz anlar çoğalıyordu.
Bazen kelimeler en yalın halleriyle sökün etmeliydi dudaklarımızdan, oysa biz cümlelerimizin ağırlığından korktuk. İma ettik, gizledik, kenarından köşesinden dolanarak gerçekleri sakladık. Belki de kırılmaktan, kaybetmekten çekindiğimizdendi bu hâlimiz. Sessizlik, sığınabileceğimiz güvenli bir liman oldu. Anlaşılmamış olmanın o acı tadını, paylaşılamayan hislerin yalnızlığını yudum yudum içimize çektik. Birbirimizi kaybetmemek uğruna sustuk, ama sustukça daha da uzaklaştık.
Bir kelimenin peşinde koşmakla geçen onca zamandan sonra anladık ki; yaralarımız, anlatamadıklarımızın yarım kalan sesinde gizliydi. Birbirimize söyleyemediklerimizle inşa ettiğimiz bir duvar vardı aramızda ve o duvarı aşmak yerine, üstünden bakıp uzaktan el sallamakla yetindik. Üzgündük, ama üzgün olduğumuzu bile konuşamadık.
Uzun konuşmalarımız olmadı, belki de konuşmayı hiç öğrenemedik. İçimizde fırtınalar koparken bile birbirimize bakıp yalnızca gülümsedik. Anlaşılmanın verdiği o huzuru aradık, ama anlaşılmamışlığımızın içinde boğulduk. Bu yüzden şimdi, artık hiçbir şey söyleyemediğimiz bir noktada durmuş, uzaklardan birbirimize bakıyoruz. Upuzun konuşmak gerekti; ama biz yalnızca ima ettik, suskunluklarımızın gölgesinde kaybolarak...
Bozkurtların Celali
Bozkurtların Celali
Çayımı içtim Ülkü ocakları ikramından
Dibinden çayın demi çektim sürme niyetinden
Göz kapaklarıma ve gözaltlarıma parmağımlan
Hakkında
Karma Arşiv ile ilgili henüz açıklama girilmemiş.