Mustafa ŞERBETÇİ
Şiirleri (53)
KAMERİ HİLALİM
KAMERİ HİLÂLİM
Kameri hilâlim,yandım avazım,
Şakıyan bülbüldüm,lâl etti beni.
Dolunay sinede,gonca açıldı,
GÖĞ ERÇİN
GÖĞ ERÇİN
Göğ erçin buldu beni,
Ağzına aldı beni,
Kısmetim dergah imiş,
BAHTI GURBET
BAHTI GURBET
Gurbet kahrın bilen bilir,
Kara bahta yanan bilir.
Ateş düşürür yüreğe,
BİR NEFES VER
BİR NEFES VER.
Ağ toprağın ağ üzümü,
Sabah yeli sana essin.
Sen söyle,seherde kelamın,
HER BİRİMİZ BUĞDAY TANESİ
HER BİRİMİZ BUĞDAY TANESİ
Duyduğun zamanın, sesi saatin sesi.
Tıkırtının ne geçmişi duyulur, ne geleceği.
O anı yaşarız, ya gündüzü, ya geceyi.
DENİZCİ
DENİZCİ
Kovada,tutulmuş balık misali,
Üstte kalsan da,altta boğulsanda,
DÖRT YAŞINDAYIM.DÖRT
.
DÖRT YAŞINDAYIM, DÖRT
Yaşım dört, yoksulluk diz boyu. Ne ayağımızda çorabımız, ayakkabımız; ne sırtımızda mintanımız var. Dört kardeşiz; en büyüğümüz ablamız on iki, diğer ablam yedi sekizinde, küçüğümüz Allah’ın insanı daha ikisinde.
Dört yaşındayım, kerpiç evde dört duvar içinde. Ne kapımız var ne penceremiz. Her yer çulla, çuvalla kapalı. Hava soğuk, ev zifiri karanlık. Babamız gözümüzde heybetli bir çınar. Annemiz mide hastası; bir deri bir kemik, devamlı yatakta. Ne gülüşünü gördüm ne gülümsemesini ne de gülme sesini... Evin içi yankılı bir inilti. Ne doktor gördük ne ilaç ne hastane.
GÖĞ FİRİK
GÖĞ FİRİK
Baş olduk,saman ettiler,
Temmuzda,harman ettiler bizi.
Göğ firik,ateşte kavruldu,
NALIN NALBANTIN TÜRKÜSÜ
NALIN NALBANTIN TÜRKÜSÜ
Demir çekiç, çelik örs.
Yokmu,sizin sahibiniz.
Yokmu,size yol gösteren.
GÖK KUBBEN YİNE MAVİ
GÖK KUBBEN YİNE MAVİ
Bugün de gün battı ,garibim.
Gün,ırak dağ ardında,son nefesimde.
Çıkardı şapkasını,verdi son selamın,
ÜZMEYİN ANNEM
ÜZMEYİN ANNEM
Dün beydağı kar gördü,çarşafı beyaz
Sen de gördün mü gökteki annem.
Kepeze kar yağdı,saç sakal beyaz,
BRE GAFİL
BRE GAFİL
Zannetme ki sen yazarsın,
Bu şiiri gül yazar
Yürekte gönül yazar
Hakkında
Emekli