Mah-i Devran

31.07.2024 295 okunma
Mah-i Devran Masa başı sohbetlerden uzaklaştı elleri nasırlıydı kim bilir, ne kadehler kırıldı başka yerlerde, bambaşka gönüllerde kurşun kalemin ucundaki sevdayı sakladı ömrünce kırmızı ka-l-plı çizgisiz defterin sararmış sayfasına sonra misafir oluverdi sevgilinin gözlerinde, çekingendi acemi aşık gibiydi, usanırdı sevdiğini söylemeye kır çiçeği toplarken de konuşmayı yasakladı gönlüne yemyeşil dağların yamacında kapkara bir gezgin güneşin sofrasında bir tahta k-aşık ne gökyüzüne küskündü ne bulutlara utanırdı varlığa yokluğa söylenmeye... ah bulutlar nasıl da gizleniyorsunuz kör vakitlerin beyazlığına koşanlar oluverdi ardı sıra, rüzgarlar esti, kimsesizdi zaman kükreyen bir sesti ıssız ormanda sevgilinin koynunda kesilmiş bir soluk nefesti süvariydi, çabucak dinerdi yüreğindeki incecik sızı öylesine bir hevesti ovaları geçti, dağları aştı kucaklaştı akarsuyla mah-i devranda şarapsız akşamlar ıslandı kurumuş dudaklarında uslandı zifir gecede yiğit; sararmış, solgun tende ne varsa cihanda varmış nereye varsa ürüzgarı canı cananı yakarmış anladı ki hayat zamanla filizlenir isyanda ille de sevmek ise yeryüzünün sancısı her derdin dermanı olur kilitsiz handa sonra yürüdü aşk ile sevda ile düş ile vurdu bam teline günlerin heceleyin bir acayip coş ile kızıl bir sabaha uyanmak arzusuyla yanıp tutuşurken sonsuz gece vakti gelmişti elbette, insandaydı ol bilmece uzlaşır uzlaşmaz çelişkiler arasından bir laf-ı güzaf kalmışsa geriye eğer ol yıkık bir mekanda boş söz nice onun da apansız vakitte olduğunu düşünme Bülent Öntaş 28.07.2024 - İstanbul
— (0 oy)
Paylaş: Twitter· Facebook· WhatsApp

Yorumlar (0)

Henüz yorum yok. İlk yorumu sen yaz!

Yorumlar moderasyon sonrası yayınlanır.

Bülent ÖNTAŞ — Diğer Şiirler

Tümü →