Saçlarımın Çarpımı

25.03.2023 347 okunma
saç tellerimi sayacak kadar bol vaktim var daha doğrusu kendime ayıracak vaktim yok toplu yaşamanın kuralları vardır kendin için vakit bulamazsın özlersin kendin için bir şeyler yapmayı sadece özlemekle kalırsın evsiz barksız işsiz çadırda böceklerle yaşamak küçük çocuklar okulsuz bozulan düzen suyun yokluğu ve tükenen umutlar daha ağır şartlarda yaşayanları düşünüp mızmızlandığımız için utanç duymak her derdin devasını büyük sabırla beklemek öğrendik öğretti hayat her sınıf insana eşitledi herkesi de kimse razı değil kaderinden kalan gidene özenir oldu eşitlememiş anlaşılan sızlanıp duruyor kalan uzunluğu hayata diş bileten saçlarım çamurlu suya kurban verdiğim kökü bende olan kıymak zorunda kaldığım gözyaşlarım ile yıkanan gözlerimin örtüsü ruhumun türküsü yüreğimin nazlısı saçlarım gözlerimin buğusundan kesilen tellerini sayamadığım koşullara yenik düşüp salındırmaktan vazgeçtiğim beni bana bağlayan canım saçlarım köklerini sayıp vakit öldürsem ölüme ne kadar yaklaşırım yaklaşır mıyım acaba pusuda bekleyen meşhur sona öylece bekliyoruz boş boş boşluğa düştüğümüz günden beri boşalttık kafamızdan gereksiz ne varsa kafa yorduğumuz her şey ömrümüzü yormuş da henüz farkına vardık ölüm korkusu ile aynı yastığa baş koyunca anladık bir çok şeyi azrailin dizinin dibinde mışıl mışıl uyuyamıyorken anladık da satın alınmaz bir geçmiş sattı bizi ölümün korkusuna ölüm ah ölüm sevdalısının gözlerine bakar gibi bakıyor gözlerimizin içine fakat karşılığı yok bu sevdanın içimizde istemiyoruz bu izdivacı gönüllü olmazsa kaçıracak kadar karartmış gözünü yazgımızı kara çalarken beklemenin yükü hep ağırmış ama bu sıradışı bir bekleme bir zerre ümit barındırmaz içinde yaşananlar ağır dedikçe ne yapalım olan oldu daha ağırı olmasın dedikçe daha ağırı geldi yine dedik olan oldu artık son olsun daha daha ağırı olmasın inşallah dedikçe daha ağırını beklemeye başladık şimdi beklenen ne bilmiyoruz sadece bekliyoruz gidenlerin acısı içimizde kor bilinmez bir akıbet korkusu ölümü bekleyen bedenlerimiz ile boşluğun içinde debeleniyoruz ruhumuzu kevgire çeviren kıyamet ne zaman dokunacak tenimize diye sarsılıyor içimiz saç tellerimin kaç katı can aldı bu kıyamet saçlarım uzar belki beklerken nasıl bir son beklediğimi bilmeden beklerken uzayacak belki saçlarım uzarken unutmayacak asla kesildiği günü unutturmayacak bana sayamadığım canların gidişini gidemeyenlerin yüreğindeki köklerin sökülüşünü ben sayarken her telini yüreğime kazıyorum sayısını gidenler ile yarım kalanları topluyorum net olmamakla beraber yuvarlama yapıyorum saçlarıma çarpıyorum sonra çarpımı sormayın bana yangın derim karanlık derim yarınsızlık derim canansızlık derim sağ mı ölü mü bilinmeyen canların katmerli acısı habersizlik derim bilinmezlikler ağır yüktür boş boş beklemek kadar ağır
— (0 oy)
Paylaş: Twitter· Facebook· WhatsApp

Yorumlar (0)

Henüz yorum yok. İlk yorumu sen yaz!

Yorumlar moderasyon sonrası yayınlanır.

Yankı PAK — Diğer Şiirler

Tümü →