add Şiir Ekle   user Şair Girişi    register Kayıt  

ON BİR NEHİR Şiiri

ON BİR NEHİR Şiiri

On Bir Nehir, Bir Dev Okyanus
Bir kökten döküldük on bir ayrı nehre,
Kimi gül zarında, kimi mahşeri bir cehre.
Aynı ocağın külünden doğdu bu gövdeler,
Zamanın süzgecinden süzülen gizli sırlar, derin gölgeler...
Her biri başka bir rüzgârla savrulan perdeler,
Kimi saray kurmuş kendine, kimi harabe bekler.
Biz bu dev masalın içinde yazgılıyız burada,
Kimimiz bir ışıktır, kimimiz koyu bir rüya.


1. Hacı (En Büyük)
Gözü arşta, kalbi nefsinden arınmış ulu pir,
Dünyayı sıfırlamış, ahirete yürüyen bir esir.
Görünürde var gibi durur tüm dünyalık ihtişam,
O namaz seccadesinde bulur ancak gerçek makam.
Ellerini açar da Hakka, bomboş döner ya geri,
O "hiç" dediği servetle doldurur gönüldeki yeri.
Gecenin seherinde ipek tüller yırtılır,
Onun secde ettiği yerde melekler saf tutulur.
Dünya bir hırs matrisi, o bu çemberi bozan,
Bir lokma ekmekle doyan, zikriyle nefes yazan.


2. İşsiz, Her İşe Koşan
Ne dünya hırsı kalmış ne ahirete bir göçü,
Sanki bu hanenin görünmeyen, dilsiz dervişi, gücü.
İşsiz derler adına, oysa her acıya koşan,
Âlem için çabalayıp kendi boşlukta yaşan.
"Cebimde bir sigara param var, yeter" der,
Bütün yükü sırtına vurup ömrünü yele serer.
Kendi evinde yabancı, yabancının dostu o,
Bütün sokakların amelesi, gönüllerin dostu o.
Bir yudum çayda unuttuğu dünyayı arar,
Herkesin derdine yara, kendine koskoca duvar.


3. Gurbetteki Yalnız
Evini terk eylemiş, ayakları yalınayak,
Gurbetin gecesinde hiç sönmeyen bir çıra, bir ocak.
Tüm yorgun altınını kardeşine üleştirir,
Ocak başına varınca kıymeti eksiye düşer.
Yabancı ellerde ter döker, kendi evinde misafir,
Vefanın sokağında adı kalmış kadim bir esatir.
Geceleri sırtına vurur gurbetin ağır yükünü,
Kimse bilmez içindeki o sönmeyen sönük günü.
Yorulur, el açmaz; kırılır, ses etmez; küsmez,
Bu gurbet elinde kimseler onun yarasını deşmez.


4. Baş Tacı (Kız Kardeş)
Erkek yüreğiyle büyümüş, sözü sert, özü ak,
Evin direği olmuş, ne sarsılır ne yıkılacak.
Yaratıcı elleriyle çekip çevirir bu yurdu,
Kendi ocağının hem kadını, hem de kurdu.
Dobra duruşuyla dağlara meydan okur sessiz,
Bu evin görünmez tahtında o var cesur ve bensiz.
Gözünden sakınır sanki her bir küçük parçayı,
O olmasa karanlıkta kalacaktı bu tanyeri.
Yaraları saran o, kavgaya duran o ilk safta,
Adı geçerken bile titrer bu evdeki her kafa.


5. Matematikçi (Öğretmen)
Ömrü cetvelle çizilmiş, hesabı kitaba uyar,
Fakat kardeş söz konusu olunca hesabı aniden yakar.
İnançlı, sadık, içine saklanmış derin bir deniz,
En küçüğe dahi eğilir hürmetle tertemiz.
Hayatı sayılardan ibaret sanır dışarıdan bakan,
Oysa yüreğinde sevgi var, matematiği aşan.
Hiçbir zaman kırmamış kantarın topuzunu,
O bilir bu evin gizli, en ince dokuzunu.
Sükûneti bir zırhtır, bilgeliği bir kalkan,
Kardeşine laf söyletmez, canından can eksilten.


6. Rençber (Çalışan)
Alın teri yağ pas içinde, gürültülü gür sesi,
Sanki bu büyük ailenin tek varlık nefesi.
Her lokmada onun eli var sanır büyük gururla,
Bağırır çağırır ama içi doludur sonsuz sürurla.
Toprağın altından çıkarır sanki ekmeği taşı,
O, bu ocağın ateşini harlayan gururlu başı.
Elleri çatlamış, yüreği bir çocuk kadar saf,
Kendi çilesini yazar her akşam yeniden laf laf.
"Ben olmasam ne yersiniz?" der gülerek derinden,
O sarsılsa, yer oynar sanki yerin dibinden.


7. Sessiz ve Sakin
Önüne ne konsa yer, ne bir itiraz ne bir ses,
Sanki bu kalabalıkta o sessiz, kimsesiz nefes.
Hep bir yokluk kuşanır, hep işi vardır elbet,
Azı kendinin bilip istemez büyük bir kıyamet.
Ne kimseyi incitir ne bir kalbi taştan kırar,
Sessizliğin limanında kendine olur yar.
Rüzgâr esse esintisi değmez onun dalına,
Kimse dönüp bakmaz bile onun yalnız yoluna.
O kadar sessizdir ki varlığı yokluğu bir sanılır,
Oysa bu evin en derin yarası ondan sarılır.


8. Gül Yüzlü Aşçı
Mutfak onun sığınağı, tebessümü cana tek şifa,
Fesat nedir bilmeyen, sevgiyle yoğrulan bir cefa.
Evin en tatlı kokusu tencerelerden tüter gece gündüz,
Sofraya sunduğu yürek on ömre de bedel, önsüz.
Masumiyetin canlı resmi, gül yüzlü güzel insan,
O besledikçe büyür bu evde coşkuyla akan her kan.
Tuzunu, sevgisini katar her pişirdiği yemeğe,
O gülünce güneş doğar sanki bu kara emeğe.
Kötülük nedir bilmez, kalbi bir bebek kadar ak,
Bu evin üzerine o serer o şefkatli yatak.


9. Okumuş, Uzaktaki
Kitapların deryasından geçmiş en akıllı baş,
Ne aileye bir faydası var ne gözünde bir damla yaş.
"Kimse bana karışmasın" diye çizer kalın hudut,
Lakin eli dili hep evdedir, unutma unuttur.
Hep en haklı olmak ister, tek kalmak diler daima,
Bilmez ki köksüz ağacı en hafif rüzgâr ezer devirir.
Uzaktan bakar sanki bu hayatın sahnesine,
Kendi kalesinde hapsolmuş kendi küskün sesine.
Ne gelir ne gider ama adı dildedir her an,
Akıllı ama ıssız, bilgili ama bomboş bir can.


10. Vefalı ve Talihsiz (Anne Yürekli)
Canın içi, kanın özü, en yaralı, solgun ceylan,
Genç yaşında omuzuna yüklenmiş koca bir zindan.
Tüm kardeşlere anne olmuş, bölüşmüş son lokmayı,
Bu feleğin çemberinde unutmuş kendi otağı.
En çok eksilen odur, en çok vefa gösteren yine o,
Talihsizliğin tahtında solgun bir hükümdar o.
Kendi gençliğini gömmüş bu büyük kalabalığa,
O ağlamış gizli gizli, yüzünü dönmemiş bir ışığa.
Vefanın kitabını yazsa yeridir bu masum kul,
Bütün yollar ona çıkar, o kalır hep yorgun, dul.


11. Kendi Olmayan (Sorunlu)
Kendi ruhunu yitirmiş, adı kalmış ortada bir hayalet,
Bir volkan gibi gezer, her an tetikte, hep bir illet.
Canı istese bu dünyayı kül eder bir anda titretmeden,
Fakat içi şefkat dolu, merhamet var en derininde candan.
Faydasız derler ona, kendine en büyük zarar,
Farkında bile değildir, kendi kendini yakar, yorar.
Ne yaptığını bilmez rüzgârların önünde bir yaprak,
Onu bu halden kurtarmaz ne gökyüzü ne toprak.
En sonuncu, en yaralı, en kayıp parça bizde,
Adı geçince kilitlenir bu evde bütün dilde.


Kapanış
On bir nehir aktı geçti bu yorgun topraktan,
Kimi göğe erdi başı, kimi düştü uzaktan.
Biz bir ağacın on bir dalı, on ayrı fırtınayız,
Kimi yangın, kimi duman, kimi sönük rüyayız.
Yazgımız bu dizelerde mühürlendi derinden,
Kimse silemez bu resmi ne zamandan ne günden.

Yayınlanma:
Düzenleme:

Şiiri Paylaşın
tweet facebook

4 kez okundu.

ON BİR NEHİR Şiiri İçin Yorum Yaz...

Bu şiir hakkında henüz yorum yazılmamış.
İlk yorumu üstteki formu kullanarak yazabilirsiniz.

Benzer Ali Fırat Dicle Şiirleri:

Son Eklenen Şiirler: