AYRILIĞIN EN UZUN ŞİİRİ Şiiri
AYRILIĞIN EN UZUN ŞİİRİ
Yağmura yazmıştım seni,
Bulutların beyaz alnına,
Uçup giden kuşların kanadına,
Çayırın yeşiline, çimenin sessizliğine,
Denizin tuzlu nefesine,
Gülün utangaç kızıllığına,
Yaprağın sonbahar telaşına.
Bir seni anlatmaya yetmedi dünya.
Sabahın ilk ışığı saçlarına benziyordu,
Gecenin en derin sessizliği gözlerine.
Bir rüzgâr esse adını duyuyordum,
Bir dal kırılsa kalbimden bir şey eksiliyordu.
Aşkı yazdım.
Aşkın bütün harflerini topladım gökyüzünden,
Yıldızların arasına serptim.
Belki bir gece bakarsın diye,
Belki bir gece beni hatırlarsın diye.
Gözlerini yazdım.
Bir ömrün sığabileceği kadar derin,
Bir insanın kaybolabileceği kadar sonsuz,
Denizin mavilerini kıskandıracak kadar güzel.
Kirpiklerini yazdım.
Geceyi örten ince perdeler.
Her kapanışında dünya kararıyor,
Her açılışında yeniden sabah.
Gülüşünü yazdım.
Kimi zaman kahkahanı
Bazen içten bir tebessümle susmanı
Güldüğünde önce hayat konuştu.
Sonra tenine dokundum.
Şiirin en güzel yerine dokunurcasına.
Perdesiz pencerelerdeki gölgeni izledim.
Loş ışıkların içine karışan siluetini.
Suyun sesine karışan nefesini.
Yağmurun cama bıraktığı izlerde seni.
Okyanuslara daldım.
Balıklar kadar sessiz,
Dalgalar kadar çaresiz.
Benden gittikten sonra
Denizleri kurudu dünyamın
Çöllere anlattım.
Kumlar savruldu.
Taşlara anlattım.
Onlar bile çatladı.
Kırılmaya devam etti kalbim...
Memleketime anlattım seni.
Sokaklar seni bildi,
Kaldırımlar seni tanıdı,
Ağaçlar adını ezberledi.
Yokluğunu taşıyacak kadar
Büyük olmadı hiçbir şehir.
Biz çok yazmıştık.
Dostluğu yazmıştık.
Bir omuza yaslanmayı,
Bir yarayı birlikte sarmayı.
Arkadaşlığı yazmıştık.
Yağmurlarda birlikte ıslanmayı,
Aynı gökyüzüne bakmayı.
Yoldaşlığı yazmıştık.
Aynı yolda yürümeyi,
Aynı hayalin peşinden gitmeyi.
Anneyi yazmıştık.
Şefkati.
Babayı yazmıştık.
Güveni.
Kardeşi yazmıştık.
Bağı.
Evladı yazmıştık.
Umudu.
İnsana dair ne varsa yazmıştık.
Ama ayrılığı yazamamıştık.
Ayrılık yaşanmadan öğrenilmiyor.
Ayrılık…
Bir kapının kapanması,
Bir sesin susması,
Bir elin çekilmesi,
Ayrılık…
İçinde yaşayan bir mevsimin ölmesi.
Ayrılık…
Bir şehrin ışıklarının tek tek sönmesi.
Ayrılık…
Bir ömrün ortasında ansızın gece olması.
Sen gidince
Saatler yürümeyi bıraktı.
Dakikalar ağırlaştı.
Günler büyüdü.
Geceler sonsuzlaştı.
Takvimler değişti.
Değişmedi içimdeki tarih.
Gittiğin gündeyim.
O son bakıştayım.
Son vedadayım.
Bazen bir şarkı duyuyorum.
Kalbim eski evine dönüyor.
Bazen bir koku geliyor.
Sanki birazdan çıkıp geleceksin.
Bazen bir yağmur yağıyor.
Gökyüzü benim yerime ağlıyor.
Ben sadık kaldım yokluğuna.
Benden hiç gitmedin.
Bir hatırada yaşadın.
Bir sokakta yürüdün.
Bir şarkının nakaratı oldun.
Tüm şiirin mısraları...
Sen şimdi hangi şehirde olursan ol,
Hangi gökyüzüne bakarsan bak,
Hangi sabaha uyanırsan uyan,
Bir adam hâlâ seni seviyor.
Ben cehennemi görmedim.
Ama yokluğunu yaşadım.
Sen gidince
Gökyüzü biraz daha alçaldı.
Yıldızlar biraz daha uzaklaştı.
Güneş biraz daha soldu.
Dünya biraz daha eksildi.
Senin gittiğin yerde, kayboldum
Senin bıraktığın boşlukta.
Senin adının yankısında.
Saçlarımıza kar yağdığında,
Ömür yorgun düştüğünde,
Bir yerde yeniden karşılaşırsak,
Sana kırgın olmayacağım.
Sana kızgın olmayacağım.
Sadece gözlerine bakacağım.
İçimden diyeceğim ki...
Bütün şiirlerimi sana yazmıştım.
Yağmurlara, bulutlara, denizlere, dağlara,
Yollara, güllere, çiçeklere, böceklere, ölümlere
Yazdığım her mısrada sen vardın.
Sen gittin...
Hayatımın en uzun şiirini ayrılığa yazdım.
05.12.2025
6 kez okundu.