Niyâzi Mısrî
Şiirleri (43)
Bizi Anlayan
Zat-ı Hakk'da mahrem-i irfan olan anlar bizi
İlm-i sır'da bahr-i bi-payan olan anlar bizi
Bu fena gülzarına talib olanlar anlamaz
Vech-i baki hüsnüne hayran olan anlar bizi
Derman
İy kerim Allah iy gani sultan
Dertliyüz Senden umarız derman
Lütfuna had yok rahmetine payan
Dertliyüz Senden umarız derman
İnlemek
İnile ey dertli gönül inile
Ehl-i derdün inliyecek çağıdur
Gel tımar et yaranı sen ışk ile
Yaralarun onulacak çağıdur
Tevhid
Hakkı seven aşıklarun,eğlencesi tevhid olur
Işk oduna yanıklarun,eğlencesi tevhid olur
Durmaz isim sürer dili,sorar müdam doğrı yolı
Gerçek aradığın bile,eğlencesi tevhid olur
Ya Muhammed
Yine dil natunı söyler Muhammed
Dil ü can mülkini toylar Muhammed
Sen ol sultan-ı kevneynsin ki mahluk
Senün medhinde acizler Muhammed
Habersiz
Günde bir taş-ı bina-yı ömrümün düşdi yire
Can yatar gafil binası oldı viran bi-haber
Dil bekası Hak fenası istedi mülk-i tenim
Bir devasız derde düştüm ah ki Lokman bi-haber
Mansur
İşkun kime yar olur,daim işi zar olur
Dinmez gözünün yaşi,yanar içi nar olur
Sevda-yı zülfün kimün takıldı gerdanına
Mansur gibi akıbet yolında berdar olur
Bir Enisin Yok
Bir enisün yok aceb hayrettesün
Rahatı terk eyledün mihnettesün
Gice gündüz bilmeyüp hayrettesün
Ya senün leyl ü neharun kandedur
Can Gözü
Derviş olan aşık gerek, yolunda hem sadık gerek
Bağrı onun yanık gerek, can gözleri açık gerek
Alçaktan alçak yürüye, toprak içinde çürüye
Işk ateşinde eriye, altun gibi zarmak gerek
Var Olmak
Kim ki ışkun darına berdar olur
Cümle uşşak içre ol serdar olur
Bunda uşşakı yakan o akıbet
Nara İbrahim gibi gülzar olur
Derviş
Derviş olan kişinün sözleri umman olur
Salik-i Hak olanun rahına bürhan olur
İlm-i ledün dersini arif olan kişiler
Haste-dil olanların derdine Lokman olur
Aşk
Ey gönül gel gayriden geç aşka eyle iktida
Zümre-yi ehl-i hakikat anı kılmış mukteda
Cümle mevdudat u ma'lumat'a aşk akdem dürür
Ziyra aşkın evveline bulmadılar ibtida
Hakkında
Niyâzi Mısrî, Osmanlı döneminde XVII. yüzyılın başlarında 1618'de Malatya'da dünyaya gelmiş o zamanlar Osmanlı toprağı olan Limni adasında 1694’te hayata gözlerini kapatmıştır. Ancak ömrünün büyük bir kısmını Bursa’da geçirmiştir.