Savaş KARADUMAN
Şiirleri (112)
Adını Arayan Şiirler -13
Cemal Süreya’ya çok şiir sıcaklığında
Açlık ve yokluk nedir? “Bütün kara parçalarında Afrika dâhil” *
Sözün bittiği… Dilin sözden utandığı yer…
Suskun anne, ıssız baba
Adını Arayan Şiirler -12
-Cebimde beş kuruşum yok-
“Bütün masraflar benden” diye haykırıp
Oyuncakçı dükkânına dalan filler gibi
Canımızı kıranların dükkânına bi güzel dalıp
Adını Arayan Şiirler -11
Gülüşün bahar
Dalında yaprak oluyorum… Dalında yeşil… Dalında çiçek
Ne kadar ağaç… Ne kadar çiçek… Ne kadar çok yapraksın öyle
Bana gülmekten vazgeçme…
Adını arayan Şiirler -9
Yeni yıl dileklerim
Ne güzel olurdu
Ah! Bir anlayabilsek
Ve sonsuza kadar kırmasak; hiçbir kalbi hiçbir yerinden
Adını Arayan Şiirler -2
Gözlerim gibisin
Baktığım her yer gibi mavi, masmavisin
Yüreğimin en güzel rengi
Aşk ile çizdiğim en güzel resimsin
Adını Arayan Şiirler -8
Okuduğum şiirlerin virgülünü çaldım
Dizelerin orta yerinden…
Mutluluktan hesap soran mutsuz bir şiirin soru işaretlerini çaldım
Şairine hiç çaktırmadan…
Aşk Olsun Sana Aşk -7
Yüzümü yüzüne
Gözümü gözlerine
Yüreğimi yüreğine tutuyorum
Ayna gibiyiz;
Adını Arayan Şiirler -7
Uyan…
Uyanmak hatırlamaktır;
Hani dün gözlerime bakmıştın ya uzun uzun
Ellerimi tutmuştun ya hani…
Bekle Bizi
Ne çok ölüyoruz… Ne çok ayrılıyor… Ne çok gidiyoruz birbirimizden…
Saklı tut
Birlikte söyleyeceğimiz şarkıları
Bekle bizi…
Şiir Tek Başına Yazılır
Şiir tek başına yazılır. Doğru…
Ve fakat sanıldığı gibi yapayalnız yazılmaz.
Durup dururken bir sevgili gelir oturur şiirin başucuna… Bir ayrılık, bir kavuşma… Bir arkadaş gelir çok eski anılarla… Üşüyen ve hiç tanımadığın bir çocuk gelir sokulur şiirin sıcağına… “şiir misafiri” bir açlık gelir oturur sofrasına şiirin… Bir gözyaşı düşer, iki gözü iki çeşme bir ağlamak başını yaslar şiire… İtilmiş, sövülmüş, dövülmüş birileri sığınır… Çok kalabalık bir cenaze ve çok kalabalık bir düğün halayı geçer içinden… Şiddete karşı sel gibi akan kalabalık bir kadın korteji dalar şiire… Ölüm ve düğün, üzünç ve sevinç aynı anda aynı kavşakta rastlaşır birbirine şiirin tam ortasında… Bir hüzün çöker şiire bazen… Bir telaş, bir korku, bir cesaret… Bir cinayet, bir intihar, ana rahminde amansız bir sancı ve güler yüzlü muhteşem bir doğum… Sancı ve sevinç aynı anda buluşur bir doğum esnasında… Mütevazı bir incelik, bir susuş, canı burnunda bir çığlık, ukalaca bir şımarıklık, kendini beğenmişlik hali… Aynı anda ayakları yerden kesilen iki güzel sevgili ve aşkın bin bir hali, işkenceden kurtulan acı bir çığlık ve yaralı bir militan saklanır imgesinde şiirin… Kısacık bir an olsa da bir mutluluk, bir sevinç yükselir şiirin bulutları üzerinde… Bir miting alanına girer gibi sert adımlarla, sıkılı yumruk, zafer işaretleri ve düzene karşı öfkeli sloganlarla “fabrikalar, tarlalar, siyasi iktidar her şey emeğin olacak” yürüyen işçiler girer şiire… Git gide git gide kalabalıklaşır şiir.
Her ne kadar duygusal yığınakları, zulme karşı siperleri ve insan manzaraları acısından lojistik desteği ve cesareti kalabalıklar verse de kalabalıklar içinde şiir yazmak her zaman tek kişilik anarşist bir eylem gerektirir.
Bir Nefeslik Şiirler -4
“Anla beni… Anla beni…”
Anladım; hiç de kolay değilmiş öyle;
Bir bakışta “şıp” diye anlayabilmek
Ve bir ömür boyu tümden tanıyabilmek bir insanı…
Unuturum Belki Seni
Unuturum belki seni...
Unutur deniz
Dalgaları kıyıda… Balıkları mavide… Kayıkları açıkta
Unuturum belki seni…
Hakkında
cehenneme köz yetiştiren kar tanesi gibi eriyip gidiyor hayat...