BİTMEYECEK HİKÂYE

20.10.2026 112 okunma
Ah, sen… Gecemin kandili, Gündüzüme düşen o ağır gölge, İçimdeki bütün kapıları kapatan o güzel, O amansız ihtimal. Bir gün gelirsen, Ne çiçek iste benden ne de bahar. Benim bahçem çoktan kışa teslim, Köklerimde hâlâ sana ayrılmış bir parça duruyor yeşil. Yol yorgunluğunu gözlerinde taşıyarak, Ceplerinde bir avuç kurak toprak, Avuçlarında iki damla yarınla gel. Bana dünyanın bütün servetini değil, Bir lokmayı bölüşecek kadar yakınlığını, Kırık bir bardağın suyunu paylaşacak kadar sesini getir. Gel ki ömrümün kırık dökük tahtalarından Sana kurşun geçirmez bir eşik kurayım. Gel ki yıllardır içimde bekleyen o yetim çocuk, Başını dizlerine koyup en derin uykusuna dalsın. Gel ki adını anarken kanayan hafızam, İlk kez sızlamadan iyileşsin. Şimdi sonbahar… Kızıl bir isyan gibi çökmüş omuzlarıma. Dallarımda ne ses kaldı Ne de gölgesinde dinlenecek bir yaprak. Yine de rüzgâra dönük yüzüm Çünkü rüzgâr, hâlâ senin kokunu taşıyan tek tanık… Eğer bir gün yolun düşerse içime, Çalma kapımı… Bu yürek, gelişini çoktan kendi külüyle mühürledi. Gir usulca, Bir ömürlük suskunluğumun Otur en kuytu, en derin yerine. Sana diyeceklerimi çoktan gözlerime gömdüm. Şimdi bir tek şey kaldı geriye Seninle başlayamayan ömrümün, Sensiz kapanmayacak olan o yarım hikâyesi… 16.03.2008
— (0 oy)
Paylaş: Twitter· Facebook· WhatsApp

Yorumlar (0)

Henüz yorum yok. İlk yorumu sen yaz!

Yorumlar moderasyon sonrası yayınlanır.

Ali Fırat Dicle — Diğer Şiirler

Tümü →