O TEK KIVILCIM

21.10.2026 96 okunma
Yokluğun, haritalara sığmayan bir yara Hangi yanından geçsem yeniden kanıyor. Gece, göğün eski bir mektubunu yırtıp Adını bıraktı zihnimin kuyu dibine. Sen, karanlığın ezberini bozan O tek kıvılcım... Gözlerinin yıldız tozu çökmüş derinliğine Bırakmak vardı kendimden arta kalan ne varsa Sessizce, Belki ilk kez kendime yabancılaşmadan, Bir anlığına da olsa Sana sığınmak... Gün boyu içimde biriktirdiğim aydınlığı Akşam olunca gülüşünün kuytularına Dökerdim bir bir. Sesin değseydi, Kaburgalarımın altında ürkekçe saklanan O kanatsız göçmen Belki yeniden bulurdu yönünü. Bir kez değseydi dudaklarım tenine, Dünya dönüşünü unutmuş bir çark gibi dururdu. Gecenin nabzında kor kesilirdi suskunluğumuz Aramızdaki mesafe, Kendi karanlığında eriyen buzdan bir duvar… Ne uzaklık kalırdı aramızda Ne de zaman, İki insanın birbirine geç kalmışlığını Sonsuzluk diye mühürleyebilirdi. Ah, bir dokunuş kadar yakın olsaydın... Sokaklar geceye bu kadar erken gömülmez, Pencereler içeri sızmayan bir ışığı beklemezdi. Sana varmak üzere yola çıkan düşüncelerim Yalnızlığın o soğuk sınırında Kendi ayak izlerine basarak Geri dönmezdi.
— (0 oy)
Paylaş: Twitter· Facebook· WhatsApp

Yorumlar (0)

Henüz yorum yok. İlk yorumu sen yaz!

Yorumlar moderasyon sonrası yayınlanır.

Ali Fırat Dicle — Diğer Şiirler

Tümü →