ELMA KOKUSU

15.10.2026 84 okunma
(Halepçe’ye ağıt) Sokakları kurşun karası, Dağları suskun, göğü yaralı bir sabah… Bir koku düştü rüzgârın sırtından, Usul usul, Bir ana saçını okşar gibi çocukların. Elma kokuyordu gökyüzü, kardeşim, Elma… Dalında güneş büyüten bir baharın, Bir çocuğun avucunda cennet sandığı O küçücük, o kırmızı dünya. Kim bilecekti Ölümün de böyle güzel kokacağını Kim bilecekti, Bir nefeslik ömürle sınanacağını insanın, Bir halkın göğsüne zehirli bir gece Gibi çökeceğini gökyüzünün Analar sofraya ekmek koyacaktı, Çocuklar bayramlık düşler giymişti. Birinin cebinde yarım bir şeker, Birinin dilinde yarım kalmış türkü, Birinin gözlerinde daha görülmemiş denizler… Sonra gök yarıldı. Ne bir kapı çalındı o evlerde, Ne ölüm adını söyledi. Yalnızca o koku, O kahrolası elma kokusu… Ve çocuklar sustu, kardeşim, Daha dünyaya söyleyecek sözleri varken. Kuşlar göğün kara bağrından düştü, Toprak ana, kollarını uzattı Ama yetişemedi hiçbirine. Beş bin can… Beş bin güneş söndü bir solukta. Beş bin evin ocağına kül düştü, Beş bin annenin yüreğinde Aynı taş, aynı kan, aynı çığlık. Ey Halepçe! Ey dağların bağrında büyüyen yara! Hangi nehir alır bu zehrin hesabını, Hangi toprak örter bu insanlık ayıbını Söyle, hangi dağ dayanır Bir çocuğun son bakışına Sen ki Kürdün alnında silinmeyen bir yazısın, Anaların dilinde dinmeyen ağıt, Dünyanın yüzüne çalınmış Kara bir utançsın. Dağların başında yine kar, Ovalarında yine rüzgâr… Ama o günün çocukları dönmedi, O sofralarda ekmek bir daha Eski sıcaklığıyla bölünmedi. Şimdi ne zaman bir elma koksa, Bir yerimiz kanar içten içe. Bir ana irkilir uykusunda, Bir çocuk tutar annesinin eteğini Dünya… Bütün o kirli suskunluğuyla Yine geçer Halepçe’nin önünden. Hey dünya! Hangi dilde anlatılır bu zulüm Hangi kitapta aklanır bu ölüm Hangi adalet tartabilir Bir çocuğun yarım kalmış ömrünü Ey Halepçe, Senin acın dağlardan büyüktür, Senin yasın nehirlerden derin. Zehir toprağa karışır, Kan suya karışır, Ama unutma, kardeşim, Hiçbir zulüm sonsuza dek gömülmez İnsanlığın hafızasına düşen yerde. Her elma kokusunda Bir Halepçe kalkacak ayağa. Her rüzgârda Bir ana seslenecek dağlara “Çocuklarımı verin bana!” Dağlar susacak yine… 16.03.1998
5,0 (1 oy)
Paylaş: Twitter· Facebook· WhatsApp

Yorumlar (0)

Henüz yorum yok. İlk yorumu sen yaz!

Yorumlar moderasyon sonrası yayınlanır.

Ali Fırat Dicle — Diğer Şiirler

Tümü →