GÖZÜMÜN KIRIK SIRÇASI

15.10.2026 75 okunma
Bu kentin şakağında Bir idam mahkûmu gibi sevdim soluğumu O meyve kokulu bahçeler, Çocukluğumun lekesiz üstü başı İçimin o hiç kar yağmayan beyaz iklimi Şimdi ılık bir bıçak gibi dokunur sabaha Seyrederim yüreğimin yıkıntısını camdan Biliyorum geceler uzadıkça Kabuk bağlamaz şuramın eksik baharı Tuz basılmış kumsaldır gülüşüm Işığın kırıldığı yerde yeryüzü Gölgem bile sırılsıklam bir sürgün Seni bir yetim gibi Gömdüm göğsümün en çorak yerine Kirpikleri buz tutmuş kayalıklardan dökülür Kalkar uykusundan yanık toprak, Tırnaklarımın arasında Kaç çeltik attı ömrüme Martılar göğü yarar da Kanamaz mı gökyüzü Nal sesleri teper tarihi, Göğsü köpüklü atlar Savrulur tozun soluğunda Ne devasa bir yalnızlık Sen gözümün paslı pınarı Şu darmadağın aklımın İpte sallanan masalı Yağmur yıkamasa bu sancıyı Zaman dediğin ne ki, küflü bir zindan Kader ilmeğini suyla attığında Hep aynı kan rengiyle... Ah Sen… Gözümün kırık sırçası Kemiklerime kadar işlerken derinliğin İyi ki bu kâbustaki tek düşsün Sırrını dağların tepesine vururken ışık Uçurumun dibindeki garip neylesin zirveyi O yankının derdindesin Irmaklar kan revan içinde Yatağını bulduğunda… Çekildiğinde sokaklardan insan kırıntıları Zehir gibi bir dille Gecenin kanatlarıyla Tam kalbimdesin 23.11.2013
— (0 oy)
Paylaş: Twitter· Facebook· WhatsApp

Yorumlar (0)

Henüz yorum yok. İlk yorumu sen yaz!

Yorumlar moderasyon sonrası yayınlanır.

Ali Fırat Dicle — Diğer Şiirler

Tümü →