KUŞATILMIŞLIĞIN COĞRAFYASI

15.10.2026 62 okunma
Kar yağıyordu kuşatılmışlığa Toprağın mayınlı şakağı görmen lazım, Tir tir titrek. Vicdanın süzgecinden sızan esmer sabahlarda, Yaralı bir tarihin sırtında ağır ağır Yürüyordu kelepçeli gelecek. Farqin yolunda güneşe bakan postallar, Şimdi hangi fısıltıyla avunur, Hangi kuytuda erir? Herkes dilinin yordamıyla hayatta, Baharın o delifişek kollarında Can veriri suskun kuşlar Yukarda… Göğün çatlağında Hasuni Mağaraları, Taştan oyulmuş bin yıllık bir çığlık… Kuşatılmışlığın ilk izi Orada kazınmıştı kayalara, O odalarda yanan eski ateşlerin külleri, Şimdi kaçak sigara dumanlarına karışıyor sessizce. Bir keşişin duası tarih Dökülüyor uçurumlardan, Kayaların alnına vuruyor her gece rüzgâr. Aşağıda… Batman Çayı’nın köpüklü yalnızlığı, Malabadi Köprüsü Geriyor göğsünü zamana. Kemerinin altında kim bilir Kaç sevdalı dondu ayazda, Kaç kervan bıraktı yükünü Bu hırçın akıntıya? İki yakasında tutan el Kalbi ortasından yarıktır, Derindir, Yaralıdır. Taşın değil, inancın ve yetimliğin resmi. Şehrin kalbinde yükselen o Kırık Minare, Yarısı göğe bakar mağrur, Yarısı toprağa devrik, Tıpkı morarmanın dilini bilmeyen O beyaz kar gibi, Bir yanı hep eksik, Bir yanı hep dilsiz ve sağır… Kuşanmış buraları taştan bir zırh, Silvan Kalesi Sarar yaralı şehrin bedenini. Burçlarında Roma’nın, Mervanilerin ayak izleri, Her bir taşında sönmüş bir saltanatın gizemi. Uzakta… Dağların hırçın sinesinde Boşat Kalesi, Kayalara kazınmış gizli geçitler, Saklı dehlizler… Orada krallar uyur, İsyanlar büyür, Kuyruğunu ısıran bir yılan orada zaman İşte bu taşların arasından yürür Zembiilfroş. Elinde dünyayı ören o hasır sepetler. Sarayların ihtişamına, Hatun’un aşkına sırtını dönen yoksulluk, Bir derviş hırkası gibi bürünür Farqin’in sokaklarına. Gülhatun’un ahı sarar surların gölgesini, Aşk ki bu topraklarda Ya sürgündür Ya da ölümün diğer ismi. Bırak, özlemler biraz kalsın, bırak bırak, Her özlem önüne elbet bir yol bulur. Sen de o fısıltıya savrulup gitme Hasuni’nin sığınağı, Malabadi’nin kemeri, Zembiilfroş’un çilesi Boşat’ın kederi… Farqin ellerimize, Hayat düşlerimize yeter. 30.10.1996
— (0 oy)
Paylaş: Twitter· Facebook· WhatsApp

Yorumlar (0)

Henüz yorum yok. İlk yorumu sen yaz!

Yorumlar moderasyon sonrası yayınlanır.

Ali Fırat Dicle — Diğer Şiirler

Tümü →