MAVİYE KESEN

15.10.2026 50 okunma
Gümüşü sökülmüş aynaların Kuytuda bıraktığı bir avuç unutkanlık Tavanlarda paslanan saat sarkaçları Zamanın unuttuğu o ince sızı Dağılıyor kapı aralıklarından sızan bir rüzgârla Kimsesiz kuşlar konuyor Odanın solgun matemine Uğultulu bacaların tütmeyen külüne Kırık bir çanağın çeperinde dönen Uğultulu bir su hırsı dünya Herkes kuyusunu kazarken gecenin teninde İçimde biriken o sedefli ağırlık Kök salıyor meridyenlerin bittiği yere Ne bir yankı kalıyor geriye Ne bir pusula Yalnızca Tuzla buz olmuş cam kırıklarında Maviye kesen bir intihar hevesi Bakma öyle göğsümün çatlayan yerine Ben bu ayazı köklerimle emdim Gözbebeklerimde merceklerin yaktığı Aynı inatla bekliyor O eski yangın Çatlamış toprakta direnen bir kök misali Akıp gidiyor ömrün çağlayan nehri Bütün Uçurumlardan atlamış gibi ağır Bütün haritaları yakmış gibi hafif Aklımı tel örgülere asıp Konuşuyorum gönlümün ezbere bildiği O yasak dille. Öyle ya, Her şey biraz mahşer, Her şey biraz tenhalık Bir papatyanın kavrulmuş yaprağında saklı O keskin ve olgun ışıkların İzini süren kör bir yolcuyum şimdi Düşlerin kül savurduğu yerde Gerçeğin bıçak sırtı rıhtımında…
— (0 oy)
Paylaş: Twitter· Facebook· WhatsApp

Yorumlar (0)

Henüz yorum yok. İlk yorumu sen yaz!

Yorumlar moderasyon sonrası yayınlanır.

Ali Fırat Dicle — Diğer Şiirler

Tümü →