MEZOPOTAMYA GÜNEŞİ

15.10.2026 67 okunma
Sur ’un dar sokaklarında Yankılanıyor sesler ayaktan. Bazalt taşlar geceden daha kara Dicle’ye doğru akan bir ağıt. Hevsel Bahçelerinde büyüttüm, Çocuk sessimi Tandırda pişen ekmek kokusuyla İnandım dünyaya Kırık bir dengbêj türküsü Uzun, yorgun, dumanlı… Güneş önce surlara vurur, Sonra yoksul avlulara iner Ağır ağır Bir çocuk uykusunda Kurşun sesleriyle büyür, Bir anne geceleri Kapıya dayanmış korkunun Gölgesini süpürür sessizce. Sanki bu ayak sesleri uyandırıyor Şehrin altındaki eski medeniyetleri Artuklulardan kalan bir taş kemerde Kan lekesi gibi kızıl bir akşam. Gökyüzü yanmış bir mektubun Küllerini savuruyor şehrin üstüne. Dicle’nin kıyısını sevdim. Sularına yüzünü düşüren ayın altında Avuçlarımı tuttum usulca. Bir nar tanesi gibi çoğaldı kalbim. Sonra bir gece Karanlık geldi tank paletleriyle, Evlerin kapıları kırıldı, Suskunluk bile korkudan titredi. Hürriyetimi kaybettim. Göğe bırakılmış bir kuş çocukluğumu… Ekmeğimi kaybettim, Fırınların dumanı sustu. Seni kaybettim. Bir mahşer yerinin ortasında Ne çok öğrendim kaybettiğimde Umut denilen inadın Ölmeyen bir ateş olduğunu. Çiçek açıyor Hevsel’de badem ağaçları. Bir yerlerde çocuklar dumanlı Eski lastik topların peşinden koşuyor yine. Bir kadın damda kilim Göğe umut serpiyor fark etmeden. Yaşlı bir dengbêj çatlamış sesiyle Yenilmeyenlerin hikâyesini anlatıyor geceye. Sonra bir serçe konuyor pencereye. Geleceksen düşecek saçlarına Mezopotamya’nın güneşi. Ellerini tutacağım yeniden, Sanki dünya hiç kirlenmemiş. Bir sofraya oturacağız, Tandır ekmeği, Biraz peynir, bir kaç zeytin Bir tutam umut olacak masada. Dicle durmadan akacak ağır ağır Diyarbakır’ın kara taşlarına yaslanıp Geceye eğiliyorum inançla. Ne kadar uzun sürerse sürsün inkâr Ne kadar ağır olursa olsun zamanın enkazı, Önce uzak bir ışık gibi düşecek ufka, Sonra güneşli elleriyle Bir bir çözecek düğümlerini karanlığın. 19.04.1992
— (0 oy)
Paylaş: Twitter· Facebook· WhatsApp

Yorumlar (0)

Henüz yorum yok. İlk yorumu sen yaz!

Yorumlar moderasyon sonrası yayınlanır.

Ali Fırat Dicle — Diğer Şiirler

Tümü →