NAMUS BORCUDUR UMUT

15.10.2026 64 okunma
Surların gölgesi çökerdi üstümüze, Lo bra, hani diyordun ya, "Diyarbekir bir sevdadır" diye… Dört hançer yarası aldım, Dört ayaz, dört puslu gece, Tek ayaklı minarenin dip karanlığında. Sırtımdan vurdular lo bra, Sustum… Kan kustum gecenin köründe, Tekmelendim dipsiz sokaklarda, Üstüm başım kan ter. Toprak bile utandı, Toprak ki kaç taze ömrü yuttu da gık demedi, Utandı üstüne damlayan gençliğimden Tam pes edecekken, Gözlerim tam kapanacakken O katran karanlığa, Yıkıntıların arasından Ürkek bir kız çocuğu ilişti gözüme. Bakışlarında korku, bakışlarında sitem, Bakışlarında koca bir keder… Utandım lo bra, utandım ulan O masumun önünde böyle çaresiz, Böyle sersefil yatmaktan utandım. Tutundum tarihin o yanık taşlarına, Doğruldum yeniden Başım dimdik, Tıpkı o hiç eksilmeyen, O hiç yenilmeyen umudum… Volkan gibi kaynıyordu kanım, Sığmıyordu göğüs kafesime. Kaçacak yer arıyordu deli öfkem, Şakaklarımı patlatırcasına beynimden Dişlerimi sıktım bra, Etimi tırnağıma kattım, Geçtim o zulüm feleklerinin sırat köprülerinden. Yılmadım lo bra Kalemi kılıçtan keskin kıldım, Yazmaktan, haykırmaktan durmadım Şimdi baksalar, Her adımda bir yara, Her köşe başında ayrı bir feryat görürler. Dicle’nin suyu bile simsiyah akar artık, Ağıt tüter her evin dumanı tüten bacasında… Anam ki acıların kadınıdır, Gözyaşıyla yoğurmuş ekmeğin hamurunu, Soğuk acılarını, O bitmez hasretliği pişirmiş kor ateşli tandırda. Ama bitmedi bra Teslim olmadı bu kan revan yürek En güzel türkülerimi, En gür avazımı daha söylememişim Kursakta kalmaz benim hevesim Dersim’in o yalçın, O dumanlı dağlarında, Munzur’un coşkun sularında söylerim de geçerim Kaçak tütüne sarmışız dertlerimizi, Acıyı nefes nefes çekiyoruz ciğerlerimize. Dumanı savururken gökyüzüne, Ömrümüzün bedelini ödüyoruz azar azar… Dört duvar arasına sıkıştırmışlar bedeni, ne çıkar? Kirası peşin ödenmiştir bu fani ömrün, Zindan karanlıklarında, Hücre soğuklarında Kör pencerelerden bakarız dünyaya, Kimse bilmez, Kimse duymaz sitemimizi. Ama inadına lo bra, inadına Güneş en ilkin bize doğar, En ilkin bizi selamlar Surların ardından Bir sabır taşı gibi tespih çekmek parmak uçlarında, Dar koridorlarda volta atmak, Delikanlının namusudur, Sevdasıdır bra Ne bileğe vurulan o soğuk kelepçe, Ne de beton hücrelerdeki o kapkara zulüm, Susturabilir mi sence, Yüreği halkı için, memleketi için çarpan bir şairi Bak, izle yukarıyı Karanlığın en koyu, En zifiri yerinden doğacak o yıldızlar. Kavuşmanın, özgürlüğün, O beklenen şanlı baharın müjdesidir Kış ne kadar sert geçse de, Sonu bahardır bu kanlı coğrafyada. Umuda bin can kurban olsun, Tek bir fidan, tek bir karanfil solmasın diye… Gelecek o güzel günlere, O sonsuz, o baş eğmez özgürlüğe, Tüm canlar feda olsun be Bra Tüm canlar feda olsun… 15.08.1992
— (0 oy)
Paylaş: Twitter· Facebook· WhatsApp

Yorumlar (0)

Henüz yorum yok. İlk yorumu sen yaz!

Yorumlar moderasyon sonrası yayınlanır.

Ali Fırat Dicle — Diğer Şiirler

Tümü →