SENİ VURACAKLAR ÇOCUK

15.10.2026 59 okunma
İçine çoktan gece çökmüş bir İstanbul'sun. Kıyılarında pas tutmuş bekleyişler, Köprülerinde yarım kalmış vedalar. Bir tren sesi geçiyor içinden hâlâ, Kimsenin inmediği bir istasyona doğru. Hangi ayrılık sürdü seni Bu kadar uzağa kendinden? Hangi kırık takvim yaprağı Ömrüne saplandı da Her mevsim biraz eksik açtı? Ey yüreğini cebinde taşıyan çocuk… Aşk kokuyorsun. Sen her meydanda Kendine geç kalmış birini buldun. Her sabah bir başkasının yalnızlığına uyandın. Üzerinde eski bir yalnızlığın kokusu… Bir yara ile bir şiir arasında, Bir sürgün ile bir özlem arasında. Rüzgâr seni her yerde tanıdı. Karanlık hangi sokağa çöktüyse Orada buldu yüzünü. Bir gün seni senden alacaklar çocuk. İnsan kalabilmiş yerlerinden. Bir başkasının yarasını Kendi yarası gibi taşıyışından. Bir ekmeği bölüşürken Eksilmeyen yanından. Bir kuşu görünce Hâlâ içi titreyen yerinden. Ben ondan korkuyorum. Seni susturacaklar çocuk. En güzel çağında. Yüzünde kırılmış aynaların ışığı Sesinde yıllarca susmuş Bir rüzgârın uğultusu. Bu kadar sevmeyi nereden öğrendin? Hangi yangın! Küllerini bile yakmadan bıraktı seni? Seni vuracaklar çocuk, Esmer gülüşünden. Her gün azar azar. En çok, içindeki masum çocuğu Yitirmenden korkuyorum 01.06.1996
— (0 oy)
Paylaş: Twitter· Facebook· WhatsApp

Yorumlar (0)

Henüz yorum yok. İlk yorumu sen yaz!

Yorumlar moderasyon sonrası yayınlanır.

Ali Fırat Dicle — Diğer Şiirler

Tümü →