SUSKUN DİLLİ RÜZGÂRLARIM

15.10.2026 60 okunma
Suskun dilli rüzgârlarım, Bir daha esmeyecek senin iklimlerinde. Ne bir dalı titretecek adın, Ne bir yaprak düşecek gönlümün bağına. Külünle sıvadım kuru bir çınarın gövdesini, Bir avuç kül çiçeği savruldu rüzgâra. Dağlar sustu, taşlar sustu, Bir ben sustum, Bir de içimde kanayan o yara. Ben zamanı sağdım, Zaman beni tüketti. Bir ömür, bir avuç süt gibi Akıp gitti avuçlarımdan. Gölge mi kaldı bende, Onu da dilsiz kayalıklara bıraktım. Gözlerine çöken sis gibi Kapandı birer birer perdelerim. Kimsesiz ellerim vuruldu Viran bir kervansarayın kapısına. Ne bir kandil yandı içeride, Ne bir ses çağırdı beni içeri. Söndü bağrımdaki harlı ocak, Dağlar ufalandı, taş taş üstünde kalmadı. Bir zamanlar göğsümde bahar taşıyan dallar Şimdi ayazın önünde eğildi. Ey benim içimde büyüyen yalnızlık, Gel, otur yanıma Senden başka kimsem kalmadı. Kırağı çaldı şafağın alnını, Sabahın yüzü utandı doğduğuna. Bir çığlık yükseldi içimin en dibinden, Varamadı senin düşüne, Değmedi bir kez olsun uykuna. Ben sessizliği kalkan ettim göğsüme, Kendi içimde yenildim, Kendi içimde gömüldüm. Ne bir ses bıraktım yankılanan dağlarda, Ne bir yeşil umut kaldı kuruyan bağlarda. Takvim yaprakları döküldü birer birer, Ben hâlâ aynı kışın ortasında. Irmakların yönünü çevirdim gurbete, Kurumuş nehir yataklarında yıkadım yüzümü. Yosun tutmuş taş kitabelere kazıdım Sana adanmamış son yeminimi. Külümü savurdum yedi iklime, Yedi dağa, yedi ırmağa. Yedi kere öldüm de Bir kere dönmedim sana. Hiçbir rüzgâr taşımayacak kokunu, Hiçbir turna düşürmeyecek gölgesini Senin kıyında unuttuğum o eski denizlere. Ben o denizlerin kapısına Kendi ellerimle kilit vurdum Yüreğimin en derin mahzeninde Adını da, ahını da karanlığa koydum. Kör kuyuların dibinden topladım kırık aynaları, Her birinde yüzünden bir parça aradım. Ay ışığını eğdim taşların üstüne, Suyun hafızasını yokladım, Gecenin bağrını deştim. Yoktun. Şimdi gecenin koynunda Bir turna kanat çırpıyor bilinmeyen yöne. Ben başımı kaldırıp bakmıyorum artık. Suskun dilli rüzgârlarım var benim, Esmeyecek artık senin iklimlerine. Bir zamanlar adını taşıyan bu yürek Şimdi kendi küllerini savuruyor. Ne sana bir beddua, Ne kendime bir af kaldı. İçimdeki son kandili de söndürdüm bu gece. Ben o kapıyı kapattım. Anahtarını da gömdüm Bir daha su yüzü görmeyecek Kurumuş bir nehrin yatağına.
— (0 oy)
Paylaş: Twitter· Facebook· WhatsApp

Yorumlar (0)

Henüz yorum yok. İlk yorumu sen yaz!

Yorumlar moderasyon sonrası yayınlanır.

Ali Fırat Dicle — Diğer Şiirler

Tümü →