Ulu Çınar

26.02.2024 322 okunma
ULU ÇINAR Ey ulu çınar Ey usluluk hapsinde rüzgar Ey kavmim Ey ben ve sen Dört bir yana nöbet var Ellerde kalmış çatı katlar Parmaklarda yıkanmış pınar Her geceye gündüz esamisi Bir leylek uçuverdi Şu gördüğün atlılar ziyaretçisi Pencereye ait dışarı düşünceleri Bazen anlatır gece gördüklerini Anlatmak ayrı anlamak başka Güneş gözlüklü dolunay Geçmişe örtü güne bulut Gel gitler tüm zaman müridlerini Salıverse allı yeşilli Doluverir duman her boşluğa Zurna mihmandarlığa yol keser Kimseler kimesneler Kim kimi kiminle tanır Kime benzeyen kimi nesneler Ey kavmim Ateş suyu neden sevsin Şavkına ihanet Varlığına yokluk eklesin Ey ulu çınar Fecaat bir düş vurgunu yansıtır Elinde tuttuğun Acemi çocuklar Gülücük yarası taşır Kayıp hazineler Adını unuttuğun Nice çakır dikenler Zaif kara kuru esmer Bir dağ masalından türküler Kuşlar uçuruldu Güzel gözlü ceren vuruldu Ey ulu çınar Dallarına sızmış Yapraklarında ıssızlanmış Damıtılmış saf sular Encam rüyasında sessiz kaynar Derviş sabrında Ey sen ve ben Yürüyen minder gören gözlerimiz Sonuna kadar açılış beklemez Alıp gider seni derinden daha derin Altı kapalı üstü açık dörtlüler Külah makamında gezinir Sonra diriler önce ölüler Ey kavmim Ben beni bilmem sen kendini nasıl bilirsin Onulmaz yaralı dağ çiçekleriyle Kandırılıp bana gelirsin Ben yürek taşırım Ben ve yarenlerim Mangal adı bize öykünme sanatıdır Ey ben ve sen Atlarımız gökyüzüne salınsın Yağmur bulutları annesiz babasız kalmasın Yol kenarlarında yurt tutan Bilinmemiş çiçekler açılsın Ey kavmim Sırmakeş emsalleri Kürek mahkumluğuna Madalyalar takılır sahtiyana Bir o yana bir bu yana Ey ben Dağ zirvelerine ölüm fermanı Gıcırtılı yeni amentüler Bana naziredir Her köşe başı seyyarında Ey kavmim… Hiçbirşey yapma ve yapmama hürriyeti tanınmıştır Önü açık ardı kapalı zaman çıvgarlarında Dün günah yazılı açık musluklar Bugün kan kırmızı sevap akar Ey usluluk hapsinde rüzgar Soru gerekmez herkes kitaplı Neler keşfettik bir bilseniz Yazdık bozduk değil hem bozduk hem yazdık işte Kitaplar sıraladık Bize bağlı anne adında Nemrut eli değmiş Helva tadında… Ey usluluk hapsinde rüzgar,,, Her yere yetecek gece var Cendermeyim cenderme Beni yolumdan dönderme Tik tak, tik tak Yat kalk Secdesi isyana ortak Ey ulu çınar…Ey kavmim….Ey ben… Nice tunçtan başlar bilirim Ne idüğü bilinmezden gelmiştir Ötesi berisi beridir ötedir Yıllar boylu boyunca uzansada Yağmur kuşları bile temizliyememiştir Zulmün utandığı suçlar Meydanlarda taş kesilmiştir Akıl tutulması karanlığında İnsanla insanlık arasına girilmiştir Lanetin sadaka say ikliminde İç batı ormanlarında yüceltilmiştir Onca istiklalsiz ringler bilirim Cinnet ve cennet Yan yana getirilmiştir Sarı ve mavi utanç içinde Yüzyıllar ötesinden Kızıl renkli tenekelere Yeni şekil verilmiştir. Güler yüzlü ırmaklar Rahmet bulutları Firavun potasında Nice Yusuflar eritilmiştir. Ey ulu çınar Yanağında açan bahar Ne olurdu gelip ellerimi okşasa Gece uykuya dalarken Topla dökülen yıldızları Aç avuçlarını Bad-ı saba güneşi ararken Fecre karşı savur saçlarını Rüzgarın dolaşsın Gül rengine boya Bulunca yar olanlarını Kırmızı olmasın, illa beyaz illa beyaz Bitmiyorsa bulutların düğünü Tut sıkıca canını yak biraz Açıver maviliğe gökyüzünü Çimdikle yedi uyuyanlarını Serçelik öğretilmiş çocuklarını Gözlerini açık tutarak Salıver destanlara Şahin bakışlı, kartalları anlatarak Ey Ulu Çınar Susuzluktan acıkmış ağaçları İçinde saklı ırmaklar yıkasın Kaldırıp başın bakıver fecre Yırtık gecenin şafağındasın Yeter artık ayağa kalkasın… İbrahim Durmaz
— (0 oy)
Paylaş: Twitter· Facebook· WhatsApp

Yorumlar (0)

Henüz yorum yok. İlk yorumu sen yaz!

Yorumlar moderasyon sonrası yayınlanır.

İbrahim Durmaz — Diğer Şiirler

Tümü →