Müzehher Gökmen
Şiirleri (72)
sıyrılmak
kendini tutamaz silerken
yere düşürdüklerine
eğilirken eller
bitiştiremez kırıkları
dünyada acının dili aynı
göğsümde taşıdım
şâhlanan uçan bir tayı
gökyüzüne bıraktım
kanatlarında dünyayı gezdim
savrulan küller
dilsiz çukurlara gömüldü evler
sustu örümcek ağları
çığlık çığlığa insanlar
eridi ağaçlar, çatladı toprak
diken ezgisi
hançerin kanattığı
ölüm gibiydi kaybettiği
dünyanın kalbine düşen
rüyalarını bölen güneş
kadifemsi şiir
dalgalı denizler
heceler harflerini
yürekleri sıcak
rûhları sıcak
tükenmez yeşil
mezarlıklardan geçenler
karanlığa köprüler kurmuş
ılık bir esintiyle kanın sıvısı
kemiklere dokunmuş
yırtar karanlığı
rüzgâr estikçe tenine
bir çocuk yürür bakışlarında
en üstte tepede
güneş serperken
dışına soluyan taş
gürültüden koşan
bir iç kanama şiir
üzünç uzun cümle
durulmuyor
kuyu dinletileri
güle sevdalı
acı veren ne varsa
dikenin kuralı
dertsiz açılan kapı yok
buraya kadar
karanlık bir aydınlık
gümüş renginde kuyu dibinde
içinin fazlasını
taşıyamamaktan sızan
beyaz uzunluk
kurulan köprü üzerinde gezinir düş
güneşe doğru gün sayar...
dinlenen nehrin kıyısında
uzanan yokuşta uyanır rüya
yaşamın iyilikleri
soluyan çiçek!
söyle onlara
nemlenince gözleri
beni sende arasınlar
Hakkında
kitap sayfalarında kaldı parmak izleri.../ M. Eylül Gökmen
anılar defterinde öyle aç ki; diken uyanmasın, gül anlamasın../ M. Eylül Gökmen
anılar defterinde öyle aç ki; diken uyanmasın, gül anlamasın../ M. Eylül Gökmen